Tetris ve travma üzerine yapılan güncel araştırmalar; travmatik bir yaşantının ardından veya anılar tetiklendiğinde oynanan Tetris’in, zihne davetsizce gelen rahatsız edici görüntülerin (intrüzyonların) sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. Bu yöntem, beynin sınırlı kapasiteye sahip çalışma belleğini meşgul ederek travmatik imgenin canlılığını ve duygusal şiddetini zayıflatma prensibine dayanır. Ancak unutulmamalıdır ki Tetris tek başına bir tedavi protokolü değil, profesyonel klinik süreci destekleyen, kanıta dayalı bir öz-düzenleme aracıdır.
Travmatik deneyimler, zihnimizde her zaman kronolojik ve tutarlı bir hikaye akışıyla depolanmaz. Bazen bir koku, bazen bir ses, o anı sanki “şu an oluyormuş gibi” canlandıran istilacı görsel fragmanları tetikleyebilir. Klinik literatürde “intrüzyon” olarak adlandırılan bu durum, beynin söz konusu anıyı henüz sağlıklı bir şekilde işleyip uzun süreli belleğe yerleştiremediğinin bir göstergesidir. Nöropsikolojik literatür, bu anıların genellikle oldukça canlı “duyusal ve görsel imgeler” şeklinde saklandığını belirtmektedir. Güncel nöropsikolojik çalışmalar, bu zorlayıcı süreçleri yönetmek için Tetris gibi görsel-uzamsal görevlerin bilişsel bir müdahale aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
Tetris ve Travma İlişkisi Beyindeki İmgeleri Nasıl Etkiler?
Beynimizin çalışma belleği (working memory), bilgiyi anlık olarak işleyen ve manipüle eden sınırlı kapasiteli bir sistemdir. Travmatik intrüzyonlar, bu sistemde geniş yer kaplayan yoğun görsel imgelerdir. Beyin, bir yandan çok canlı bir travmatik imgeyi korurken diğer yandan Tetris gibi zihinsel rotasyon gerektiren zorlu bir görevi aynı anda tam kapasiteyle yürütemez.
The Lancet Psychiatry (2026) dergisinde yayımlanan çalışmada kullanılan yönteme göre; katılımcılardan istenmeyen travmatik bir anılarını kısa bir süre hayal etmeleri (canlandırmaları) istenmiş ve ardından 20 dakika boyunca Tetris oynamaları sağlanmıştır. Bu esnada yapılan görsel-uzamsal görev, çalışma belleğini meşgul ederek travmatik imgenin duygusal yoğunluğunu sürdürmesi için gereken bilişsel kaynakları “rehin alır”. Sonuç olarak anı zihne geri kaydedilirken (rekonsolidasyon) eski netliğini kaybeder ve travmanın kişi üzerindeki tutuşu zayıflar.
Beynimiz Travmatik Anıları Yeniden Programlayabilir mi?
Nöroplastisite, beynin yaşadığı deneyimlere göre kendini yeniden yapılandırma yeteneğine sahip olmasıdır. Beyin, neyi prova ederse onu kodlar. Yeni bir dil öğrenen birinin beynindeki dil işleme merkezleri arasında yeni ve güçlü sinaptik bağlantılar inşa etmesi veya düzenli mindfulness (bilinçli farkındalık) egzersizleri yapan birinin duygu regülasyonu ile ilgili bölgelerini güçlendirmesi nöroplastisiteyi aktif kullanmaktır.
Tetris ve travma müdahalesi de bu ilkeyi kullanır: Travmatik anıyı rakip bir görevle kesintiye uğratarak, anının beyindeki nöral yollarını bir anlamda “yeniden programlarız”. Bu süreç, yaşanılan olayı bellekten silmek değil; anının kişi üzerindeki kontrolünü ve yarattığı duygusal baskıyı zayıflatmaktır. Beyin fiziksel olarak değişebildiği için, travmanın zihnimizdeki tutuşu da kalıcı değildir.
Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Bilimsel Benzerlikler Nelerdir?
Klinik uygulamada travma sonrası stres belirtileri için güçlü kanıta dayalı yöntemlerden biri olan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), Tetris müdahalesi ile benzer bir bilişsel mantığa dayanır. Her iki yöntem de travmatik anı işlenirken beyni “rakip bir görevle” meşgul etmeyi hedefler.
Ancak bu iki uygulama arasında önemli hiyerarşik farklar bulunur: EMDR, travmanın karmaşık duygusal ve bilişsel bileşenlerini ele alan, yapılandırılmış ve güçlü kanıta sahip kapsamlı bir psikoterapi yöntemidir. Tetris ve travma odaklı müdahale ise henüz deneysel aşamada olan ve yalnızca “görsel intrüzyonların sıklığını azaltmaya” odaklanan spesifik bir bilişsel müdahale tekniğidir. Dolayısıyla Tetris, EMDR’nin bir alternatifi değil; travmanın yarattığı görsel baskıyı regüle etmeye yardımcı olan tamamlayıcı bir öz-yardım aracıdır.
Tetris ve Travma Yönetimi Çaresizlik Hissiyle Baş Etmede Nasıl Yardımcı Olur?
Toplumsal baskılar, ekonomik belirsizlikler ve süregelen kolektif travmalar bireylerin sinir sistemini sürekli bir “tetikte olma” halinde tutabilir. Özellikle kronik stres altında yaşayan bireyler için, kendi sinir sistemlerini regüle edebilecekleri araçlara sahip olmak radikal bir eylemlilik (agency) kapasitesi kazandırır.
Bir anı zihninizde merkez sahneye çıkmaya başladığında, sadece o anın geçmesini beklemek “pasif” bir süreçtir. Oysa görsel bir göreve yönelmek, anıyı zayıflatma sürecinde aktif bir katılımcı olduğunuz anlamına gelir. Bu, travmanın sizin üzerinize yazdığı hikayeyi sessizce izlemek yerine, kalemi elinize alıp senaryoyu yeniden yazmaya başlamaktır.
İyileşme Sürecinde Pasif Kaçınma mı Yoksa Aktif Katılım mı Tercih Edilmelidir?
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, Tetris oynamanın bir “dikkat dağıtma” veya “anıları bastırma” yöntemi olmadığıdır. Kaçınma ve bastırma stratejileri genellikle travmanın etkisini uzun vadede artırır. Oysa Tetris ve travma yönetimindeki amaç, anı aktifken onu bilinçli bir görevle kesintiye uğratarak biyolojik düzeyde bir değişim yaratmaktır.
İyileşme yolculuğunda kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- “Şu an zihnimi ve ellerimi anlamlı şekilde ne meşgul edebilir?”
- “Kendimi boğulmuş hissetmek yerine, zihinsel olarak hangi aktiviteye dahil olabilirim?”
Tetris Dışında Hangi Görsel Aktiviteler Benzer Bir Etki Yaratabilir?
Buradaki temel mekanizma oyunun markası değil, görevin doğasındadır. Beynin görsel-uzamsal sistemini yoğun şekilde meşgul eden herhangi bir yapılandırılmış aktivite benzer bir destek sunabilir:
- Zihinsel rotasyon gerektiren 3D bulmacalar veya Tangram,
- Detaylı çizim, illüstrasyon veya görsel planlama gerektiren sanatsal faaliyetler,
- Karmaşık desenlerle örgü örmek veya görsel dikkat isteyen el işleri,
- Bir alanı boyutları ve yerleşimi hesaplayarak görsel olarak organize etmek.
Kritik nokta, seçilen aktivitenin pasif bir oyalayıcı değil, beyni görsel planlama ve uygulama yapmaya aktif olarak zorlayan bir görev olmasıdır.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Travma sonrası belirtiler günlük hayatınızı ve işlevselliğinizi etkiliyorsa, lütfen bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alınız.
Kaynakça: The Lancet Psychiatry

