Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Motivasyonel Görüşme

26 Mart 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Motivasyonel Görüşme: Değişim İçin İçsel Gücünüzü Keşfedin

Değişim, hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır; ancak bazen bu değişimi kabul etmek ve üzerinde çalışmak zor olabilir. İster madde bağımlılığı, ister sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri olsun, Motivasyonel Görüşme bireyin kendi değişim yolculuğunda güçlü ve yetkin hissetmesine yardımcı olur.

Motivasyonel Görüşmenin Temelleri

MG, William Miller tarafından 1980’lerde, özellikle alkol ve madde kullanımı ve bağımlılığı tedavisinde etkili bir yöntem olarak geliştirilmiştir. MG, motivasyonu bir kişilik özelliği değil, bir durum olarak görür ve bireyin kendi değişimine hazır olup olmadığını önemser. Motivasyon eksikliği veya değişime direnç, müdahale edilebilecek ve dönüştürülebilecek bir durum olarak ele alınır.

Nasıl Çalışır

MG, danışanın ambivalansını (kararsızlığını) çözerek değişim için içsel motivasyonu güçlendirir. Danışmanlar, bireyin kendi değerleri ve hedefleri doğrultusunda, değişime yönelik kararlar almasına yardımcı olur. Bu süreçte, empati kurma, dirençle çalışma, öz yeterlilik inancını güçlendirme ve çelişkileri ortaya çıkarma gibi temel ilkeler devreye girer.

Uygulama Alanları

Başlangıçta madde bağımlılığı tedavisinde kullanılan MG, zamanla obezite, diyabet yönetimi, sigara bırakma ve hatta kronik ağrı gibi geniş bir yelpazede sağlık davranışlarının değiştirilmesi amacıyla da uygulanmaya başlanmıştır. Araştırmalar, MG’nin bireyleri sağlıklı davranış değişikliklerine teşvik etmede etkili olduğunu göstermektedir.

Motivasyonel Görüşme Teknikleri

MG, açık uçlu sorular sorma, aktif dinleme, danışanın değişime dair konuşmalarını teşvik etme ve onların değişim sürecine aktif katılımını sağlama gibi teknikler üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, bireyin kendi değişim sürecinde aktif bir rol almasını ve kendine olan inancını güçlendirmesini teşvik eder.

Türkiye’deki Durum

Türkiye’de de motivasyonel görüşme, sağlık profesyonelleri tarafından giderek daha fazla kabul görmekte ve uygulanmaktadır. Çeşitli sağlık alanlarında yapılan araştırmalar ve uygulamalar, MG’nin bireylerin sağlıklı davranış değişiklikleri yapmalarına önemli ölçüde yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır.

Motivasyonel Görüşme, bireyin kendi iç dünyasında bir keşif yolculuğudur. Bu yolculuk, bireyin kendi değişimine liderlik etmesi, kendi kararlarını alması ve hayatında olumlu değişiklikler yapması için gerekli desteği ve rehberliği sağlar. Eğer siz de hayatınızda bir değişiklik yapmayı düşünüyorsanız, motivasyonel görüşme sizin için doğru bir adım olabilir.

Motivasyonel Görüşme Nasıl Fark Yaratır?

Değişim sürecinde bireyler sık sık kararsızlık, korku ve ambivalans ile karşılaşır. MG, bu duyguları tanımak ve onlarla çalışmak için güvenli bir alan sağlar. Danışan merkezli yaklaşımıyla, bireyin kendi içsel motivasyonunu keşfetmesine ve güçlendirmesine yardımcı olur. Bu süreçte, bireylerin kendi hedeflerine ulaşma yolunda özgür ve desteklenmiş hissetmeleri sağlanır.

Değişime Hazırsanız

Eğer siz de bir alışkanlığı bırakmak, daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek veya hayatınızda olumlu değişiklikler yapmak istiyorsanız, motivasyonel görüşme bu süreçte size rehberlik edebilir. Bu yöntemle çalışmak, hedeflerinize ulaşma konusunda daha bilinçli ve motive olmanıza yardımcı olur.

Uzman Bir Danışman Bulun

Motivasyonel görüşme, eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından uygulanır. Bu alanda uzmanlaşmış bir danışman veya terapist bulmak, değişim yolculuğunuzda size özel ve etkili bir destek sağlayacaktır. Türkiye’de bu alanda hizmet veren birçok profesyonel bulunmaktadır. İhtiyaçlarınıza en uygun desteği alabilmek için, danışmanınızın eğitim ve deneyimlerini göz önünde bulundurun.

Kendi Değişim Hikayenizi Yazın

Motivasyonel görüşme, bireyin kendi hikayesinin yazarı olabileceği bir fırsat sunar. Kendi değişim hikayenizi yazarken, bu yolculuğun size öğreteceği dersler ve kazandıracağı içgörüler sizi daha güçlü ve bilinçli bir birey yapacaktır. Hayatınızda yapmak istediğiniz değişiklikler ne olursa olsun, motivasyonel görüşme, bu değişimi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan içsel gücü bulmanıza yardımcı olabilir.

Sonuç

Değişim, zaman zaman zorlayıcı ve korkutucu olabilir, ancak aynı zamanda büyüme ve gelişme için de bir fırsattır. Motivasyonel görüşme, bireylerin kendi içlerindeki değişim gücünü keşfetmelerine ve kullanmalarına yardımcı olur. Kendi potansiyelinizin farkına varmak ve hayatınızı istediğiniz yönde şekillendirmek için motivasyonel görüşmeyi deneyimleyin. Değişim yolculuğunuzda size başarılar dileriz.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Bağımlılık
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Ayrılık ve Bağlanma Stilleri: Hangi Tepkiler Sizi Bekliyor?
Ayrılık ve Bağlanma Stilleri: Hangi Tepkiler Sizi Bekliyor?
25 Ağustos 2025

Farklı bağlanma stillerinin ayrılık sonrası duygusal tepkilere etkisi Romantik...

Devamı
Narsisistik İlişki Belirtileri Nelerdir?
Narsisistik İlişki Belirtileri Nelerdir?
4 Eylül 2021

Narsisistik ilişki, kişinin kendini zamanla değersiz, suçlu, yetersiz ya da kendi...

Devamı
Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Suç
Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Suç
5 Eylül 2021

Yaklaşık iki yüz yıldan beri ruhsal hastalık olarak kabul edilen Antisosyal...

Devamı
Gottman Çift Terapisi: İlişki Dinamikleri
Gottman Çift Terapisi: İlişki Dinamikleri
19 Aralık 2024

Gottman çift terapisi, çift ilişkilerinde iletişim örüntülerini, çatışma...

Devamı

Instagram

“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
“Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zam “Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zaman çocuklukta duygusal olarak yeterince görülmemiş olmanın izlerini taşır. Duygusal olarak yeterince ulaşılabilir olmayan ebeveynlerle büyüyen çocuk, sorunu kendinde arar. Daha uyumlu, daha başarılı, daha sessiz ya da daha az talepkar olursa sevileceğine inanır. Bu strateji çocuklukta ilişkiyi koruyarak hayatta kalmayı sağlar; ancak yetişkinlikte kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırmasına, ilişkilerde fazla sorumluluk almasına ve sürekli onay aramasına yol açabilir.
İyileşme, geçmişte hayatta kalmanızı sağlayan bu eski örüntüyü fark etmekle başlar. Yetişkinlikte sağlıklı ve güvenli bağlar kurmak; kusursuz bir rol yapmayı değil, kendi sınırlarınız ve ihtiyaçlarınızla sahici bir şekilde var olabilmeyi gerektirir. Unutmayın, sevgi kazanılması gereken bir ödül değildir. Değeriniz, ne kadar faydalı olduğunuzla değil; var olmanızla ilgilidir. 🩵
#psikoloji
Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize yakıştıramayız.
Öfke, kıskançlık, kırılganlık ya da güç arzusu bazen ‘ben böyle biri değilim’ diyerek bilinçdışına itilir. Ama bastırılan şey kaybolmaz; çoğu zaman başka insanlarda bizi en çok rahatsız eden şey olarak geri döner. Jung buna gölge der. Dr. Jekyll ve Bay Hyde hikayesi de tam olarak bunu anlatır: insanın kendinden ayırmaya çalıştığı karanlık yan, yok olmaz; güçlenerek geri döner. 
Bu bölümde gölgeyi, projeksiyonu ve neden bazı yanlarımızı inkar ettiğimizi bu hikaye üzerinden anlatıyorum. 
Bu sorunun cevabını Jung’un gölge kavramı üzerinden daha derinlemesine anlamak isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. 
Bölümü Apple Podcasts ve Spotify’dan dinleyebilirsiniz 🎙️
#psikoloji #podcast
Yalnızlık, çoğu zaman tek başına olmaktan çok, sah Yalnızlık, çoğu zaman tek başına olmaktan çok, sahici bir yakınlık kuramamaktan doğar. Bu nedenle insan bazen kalabalıkların içinde, ilişkilerin ortasında ve sürekli iletişim hâlindeyken bile kendini derinden yalnız hisseder. 
Sorun her zaman çevrede kaç kişinin olduğu değildir; o ilişkilerin ne kadar güvenli, karşılıklı ve duygusal olarak taşıyıcı olduğudur.
Sosyal medya çağında bu ayrım daha da belirginleşti. İnsanlar hiç olmadığı kadar görünür, ulaşılabilir ve bağlantı içinde. Ancak bağlantının artması, yakınlığın da arttığı anlamına gelmiyor. Mesajlaşmak, birbirini izlemek ya da sürekli çevrimiçi kalmak; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak karşılık bulma ihtiyacını her zaman karşılamıyor. Bu yüzden kişi çok sayıda ilişki içinde olsa bile, gerçek bir temas yaşamadığında yalnızlık sürüyor.
Yalnızlığı ağırlaştıran bir başka etken de, tek başına olmaya yüklenen anlamdır. Çünkü tek başınalık ile yalnızlık aynı şey değildir. Tek başına olmak kimi zaman içe dönüş, dinlenme ve ruhsal toparlanma alanı sunabilir. Yalnızlık ise ilişki içinde de hissedilebilen bir kopukluk hâlidir. İnsan her yalnız kaldığında zarar görmez; ama kendisi olarak var olamadığı ilişkiler içinde giderek daha fazla yalnızlaşabilir.
Bu yüzden yalnızlığı yalnızca daha fazla sosyalleşme ihtiyacı olarak görmek yeterli değildir. Bazen ihtiyaç duyulan şey daha çok insan değil, daha sahici temas; bazen de yakınlıkla, mesafeyle ve tek başınalıkla kurulan içsel ilişkiyi yeniden düşünmektir🌷
#psikoloji
Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.
Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.
Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 
Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.
🌷
#psikoloji
Instagram'da takip et

Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

İletişim

📍 Adres: Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

📞 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.