Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
Bireysel Terapi Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Psikodinamik Psikoterapi Freud Jung

Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Rüyalar ve bilinçdışı süreçler, insanın iç dünyasını anlamada önemli bir yere sahiptir.
İnsan zihni, yalnızca farkında olduğumuz düşüncelerden ibaret değildir; kararlarımızı, duygusal tepkilerimizi ve ilişki kurma biçimlerimizi etkileyen birçok bilinçdışı süreç, farkındalık alanımızın dışında işler.
Psikoterapide rüyalar ve bilinçdışı süreçlerle çalışmak; bu görünmeyen dinamikleri anlamaya, tekrarlayan yaşam örüntülerini fark etmeye ve kişinin kendisiyle daha derin bir temas kurmasına alan açar.

Bu çalışma alanı, psikodinamik ve analitik psikoloji geleneğine dayanır. Rüyalar; zihnin rastgele ürünleri değil, kişinin iç dünyasına dair anlamlı ipuçları taşıyan psikolojik anlatılardır.


Bilinçdışı Nedir ve Neden Önemlidir?

Bilinçdışı; günlük yaşamda doğrudan odaklanmadığımız ancak davranışlarımızı, seçimlerimizi ve duygusal tepkilerimizi arka planda şekillendiren duygu, düşünce ve deneyimleri kapsar. Çoğu zaman farkında olmadan tekrar eden ilişki döngüleri, açıklanamayan kaygılar ya da “aynı yerde takılı kalmış” hissi, bu alandaki süreçlerle ilişkilidir.

Psikodinamik ve analitik yaklaşımlarda, içgörü kazanmak — yani bilinçdışı süreçleri fark edilebilir hale getirmek — kişinin yaşamı üzerindeki psikolojik esnekliğini ve öznel kontrolünü artıran temel bir adımdır.


Sigmund Freud: Rüyalar Bilinçdışına Açılan Bir Yol

Freud, rüyaları “bilinçdışına giden kral yolu” olarak tanımlamıştır. Bu bakış açısına göre rüyalar, bastırılmış duyguların, çatışmaların ve arzuların sembolik ifadeleridir.
Rüyaların görünen içeriği ile altta yatan gizli anlamı arasında bir ayrım vardır ve terapi sürecinde amaç, bu gizli içeriği danışanın öznel deneyimi üzerinden anlamlandırmaktır.


Carl Gustav Jung ve Analitik Psikoloji: Rüyaların Rehberliği

Jung’a göre rüyalar yalnızca geçmiş yaşantıların yansımaları değil; aynı zamanda kişinin ruhsal gelişimine yön veren, dengeleyici ve yol gösterici mesajlar taşır. Rüyalar, bilincin tek taraflı kaldığı noktalarda denge kurmaya çalışır.

Analitik psikolojide rüyalarda ortaya çıkan imgeler; bireysel yaşam öyküsünün yanı sıra, kolektif bilinçdışıyla ilişkili arketipsel temalar da içerebilir. Gölge, kahraman, bilge figürü gibi imgeler, kişinin kendi içsel çatışmalarını ve gelişim potansiyelini simgesel bir dille ifade eder.

Rüyalar bu anlamda, kişinin kendisiyle daha bütünlüklü bir temas kurmasına ve bireyleşme sürecine eşlik eden önemli psikolojik veriler sunar.


Psikoterapide Rüyalarla Nasıl Çalışılır?

Rüyalarla çalışmak, hazır anlamlar sunan bir “rüya tabiri” yaklaşımı değildir. Süreç; terapist ve danışanın birlikte yürüttüğü, kişiye özgü bir keşif alanıdır.

  • Serbest çağrışım: Rüyadaki imgelerin danışanda uyandırdığı duygu ve düşünceler ele alınır.

  • Sembolik anlamlandırma: Rüyadaki öğelerin kişinin yaşam öyküsündeki karşılıkları araştırılır.

  • Aktif imgelem: Özellikle analitik yaklaşımda, rüya imgeleriyle bilinçli bir temas kurularak bilinçdışı içeriklerin işlenmesi desteklenir.


Bu Çalışma Alanı Size Ne Kazandırabilir?

Rüyalar ve bilinçdışı süreçlerle çalışmak;

  • Tekrarlayan ilişki örüntülerini fark etmeye,

  • Nedeni belirsiz görünen duygusal zorlanmaların kökenine inmeye,

  • İçsel çatışmaları anlamlandırmaya,

  • Kişisel potansiyeli ve yaratıcılığı keşfetmeye yardımcı olabilir.

Bu çalışma alanı hızlı çözümler sunmaktan çok, kişinin iç dünyasını anlamasına ve kendisiyle daha derin bir temas kurmasına alan açar.


Not: Bu sayfadaki bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Psikolojik değerlendirme ve terapi süreci, uzman bir ruh sağlığı profesyoneli ile yürütülen klinik görüşmeler kapsamında ele alınır.

Kaynaklar ve Okuma Önerileri

  • Bkz. Sigmund Freud, The Interpretation of Dreams
  • Bkz. Carl Gustav Jung, Man and His Symbols

Yazı gezinmesi

Prev

Instagram

Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz