Terapiye başlamak çoğu zaman yalnızca bir uzmandan randevu almak değildir. Bazen insan uzun süre kendi içinde taşıdığı bir şeyi ilk kez bir başkasının karşısında söyleyecek olmanın ağırlığını hisseder.
“Ne anlatacağım?”, “Nereden başlayacağım?”, “Bunlar gerçekten terapiye gitmek için yeterli mi?”, “Ya anlatırken saçma gelirse?” gibi sorular terapiye başlamadan önce zihinde dolaşabilir. Bu soruların varlığı, kişinin terapiye hazır olmadığı anlamına gelmez. Çoğu zaman tam da konuşulmaya ihtiyaç duyan yerin etrafında dolaştığını gösterir.
Terapiye başlamak bazı insanlar için utançla da temas eder. Yardım istemek, kendi başına çözemediğini kabul etmek ya da uzun zamandır güçlü görünmeye çalışırken zorlandığını söylemek kolay değildir. Özellikle duyguların bastırıldığı, sorunların konuşulmadığı ya da “idare etmenin” güç sayıldığı bir aile ortamında büyüyen kişiler için terapi fikri başta yabancı gelebilir.
Bir diğer zorlanma, geçmiş yaşantıların konuşulacağı düşüncesidir. İnsan bazen “Geçmişi konuşmak neyi değiştirecek?” diye düşünebilir. Bazen de konuşmaya başlarsa zor duyguların yoğunlaşacağından korkar. Oysa terapi her şeyi bir anda anlatmak zorunda olduğunuz bir yer değildir. Kişinin hızı, sınırları ve hazır oluşu sürecin önemli bir parçasıdır.
Terapiye başlamayı zorlaştıran bir başka duygu da belirsizliktir. İnsan, terapide kendisinden ne bekleneceğini, ne kadar anlatması gerektiğini ya da anlatacaklarının nasıl karşılanacağını bilemez. Bu belirsizlik bazen terapiye başlama kararını ertelemeye neden olur. Oysa ilk seansın amacı kişinin hazır olmadığı yerlere hızla girmek değil, yaşadığı zorlanmayı anlamaya ve güvenli bir çalışma alanı kurmaya başlamaktır.
İlk terapi seansı bu yüzden bir sınav ya da sorgulama gibi düşünülmemelidir. Her şeyi düzenli anlatmak, doğru cümleler kurmak ya da nereden başlayacağını bilmek gerekmez. Bazen terapiye başlamak için yalnızca “Bir şeyler yolunda gitmiyor” hissi yeterlidir. İlk görüşme, bu hissin neye temas ettiğini birlikte anlamaya yönelik bir başlangıçtır.
Terapi süreci hazır cevapların verildiği bir alan değildir. Daha çok kişinin kendi duygularına, ilişkilerine, tekrar eden seçimlerine ve iç dünyasında anlam veremediği yerlere daha dikkatli bakabildiği bir alandır. Bu nedenle terapiye başlamak, zayıflık değil; insanın kendi hayatında olup biteni daha ciddiye almaya başlamasıdır.
Psikoterapi sürecinin nasıl işlediği hakkında ek bilgi için American Psychological Association’ın psikoterapi kaynaklarını inceleyebilirsiniz.

