Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
featured_image

Toksik İlişkilerde Sınır Koymak Neden Zordur?

26 Mayıs 2025 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Çift Dinamikleri, İstismar ve Manipülasyon, Narsisizm, Sınırlar ve Öz-Şefkat 0 Yorum

İlişkilerinizde sürekli kendinizden ödün verdiğinizi, ancak karşılığında sadece daha fazla taleple karşılaştığınızı hissettiğiniz oldu mu? Toksik ilişkiler, kişinin özsaygısını sessizce kemiren ve yaşam enerjisini tüketen zorlu süreçlerdir. Bu döngüyü kırmanın tek yolu sınır koymak olsa da, bu adım çoğu zaman korkutucu, hatta imkânsız görünebilir. Peki, kendi iyiliğiniz için atmanız gereken bu adım neden bu kadar zor? Cevap, genellikle fark edilmeyen derin psikolojik ve duygusal engellerde gizlidir.

Sınır Koymanın Önündeki Psikolojik ve Duygusal Engeller

Onaylanma ve Sevilme İhtiyacı

Birçok insan, çevresindekiler tarafından sevilmek ve kabul edilmek ister. Özellikle toksik ilişkilerde, karşı tarafın sevgisini ya da onayını kaybetme korkusu, istek ve sınırların açıkça ortaya konmasını zorlaştırabilir. “Hayır” dendiğinde karşıdaki kişiyi kaybetme veya ilişkinin daha da kötüleşeceği endişesi, kişiyi pasifliğe itebilir.

Suçluluk Duygusu

Sınır koyduktan sonra suçlu hissetmek, toksik ilişkilerde yaygın bir durumdur. Özellikle geçmişte sık sık eleştirilmiş, değersiz hissettirilmiş ya da sürekli başkalarını memnun etmeye şartlanmış biriyseniz, kendi ihtiyaçlarınızı ifade ettiğinizde suçluluk duyabilirsiniz. Örneğin, “Hayır” dediğinizde “bencillik” suçlamasıyla karşılaşmak, bu duyguyu tetikleyebilir. Toksik kişiler de genellikle bunu bir manipülasyon aracı olarak kullanırlar.

Geçmişte Yaşanan Travmalar ve “Fawning” (Aşırı Uyum Gösterme) Tepkisi

Çocuklukta veya önceki ilişkilerde reddedilmiş, küçümsenmiş ya da duygusal olarak ihmal edilmiş bireyler, yetişkinlikte de sınır koymakta zorlanabilirler. Özellikle “fawning” (aşırı uyum gösterme/yaranma) denilen davranış biçimi bu durumda sık görülür. Yani, sorun çıkmasın diye sürekli karşı tarafı mutlu etmeye çalışmak, kişinin kendini geri plana atmasına neden olur.

Manipülasyon ve Kontrol

Toksik ilişkilerde karşı taraf, sınırlarınızı belirlemeye çalıştığınızda suçlamak, tehdit etmek veya “bencillikle” itham etmek gibi yöntemlerle kontrolü elden bırakmak istemeyebilir. Bu baskı karşısında, huzursuzluk çıkmasın diye geri adım atmak daha kolay bir seçenek gibi görünebilir. Özellikle “gaslighting” (gerçeği çarpıtma) gibi psikolojik manipülasyonlar, zamanla hafızanızdan, algınızdan ve akıl sağlığınızdan şüphe etmenize yol açarak sınır koyma yetinizi zayıflatabilir.

Terk Edilme ve Yalnız Kalma Korkusu

Bazı insanlar için yalnız kalma korkusu, zararlı bir ilişkide kalmayı ve sınır koyamamayı beraberinde getirebilir. Karşı tarafın değişeceği umuduyla tahammül etmeyi ve kendi ihtiyaçlarını ertelemeyi tercih edebilirler. Oysa sağlıklı sınırlar olmadan kurulan ilişkilerde, uzun vadede mutluluk ve güven duygusunun gelişmesi zordur.

Sınır Koyduğunuzda Karşılaşabileceğiniz Toksik Tepkiler

Sağlıklı ilişkilerde sınırlar anlayışla karşılanır; ancak toksik bir dinamikte sınır koymak, karşı tarafın kontrolünü tehdit eder. Bu nedenle, “hayır” dediğinizde karşılaşabileceğiniz bazı manipülatif tepkilere hazırlıklı olmanız önemlidir:

  • Öfke Patlamaları: Sizi korkutarak geri adım atmanızı sağlamayı amaçlar.
  • Mağdur Rolü Oynamak: “Benim senin için yaptıklarımı hiçe mi sayıyorsun?” gibi cümlelerle suçluluk duygunuzu tetiklemeye çalışabilirler.
  • Sessiz Muamele (Silent Treatment): Sizi cezalandırmak ve iletişimi keserek kaygılandırmak için kullanılır.
  • Aşırı İlgi (Love Bombing): Sınırlarınızı unutturmak için geçici bir süre çok ilgili ve sevecen davranabilirler.

Bu tepkilerin sizin yanlış yaptığınızı değil, doğru yolda olduğunuzu gösterdiğini unutmamak gerekir.

Sınır Koymayı Kolaylaştıracak Öneriler

Sınır koymak zor olsa da bunu öğrenmek ve uygulamak mümkündür. İşte bu konuda atabileceğiniz bazı adımlar:

1. Kendi Değerinizi Fark Edin

Sınır koymak, bencillik değil; özsaygının bir göstergesidir. Kendi ihtiyaçlarınızın da en az karşı tarafınki kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Sadece başkalarını mutlu etmek için kendinizi feda etmek zorunda değilsiniz. “Hayır deme hakkım var” düşüncesini benimsemek, ilk adım olabilir.

2. Küçük Adımlarla Pratik Yapın

Bir anda herkesin hayatında büyük sınırlar koymak kolay olmayabilir. Öncelikle yakın çevrenizde, güvenli hissettiğiniz insanlarla ufak istekler konusunda “hayır” demeyi denemek faydalı olabilir. Zamanla bu konuda daha rahat hissedeceksiniz.

3. Duygularınızı İfade Edin

Sınır koyarken karşınızdaki kişiye, ne hissettiğinizi ve neden böyle davrandığınızı açıkça ifade edin. “Bu şekilde hissettiğim için şu anda bunu yapmak istemiyorum” gibi basit ve dürüst cümlelerle başlayabilirsiniz. Açık ve sakin iletişim, çoğu zaman manipülasyonun önüne geçebilir.

4. Destek Alın

Sürekli sınır ihlali yapan biriyle baş etmek, tek başınıza üstlenmeniz gereken bir sorumluluk olmayabilir. Güvendiğiniz bir arkadaşınıza veya profesyonel bir uzmana danışmak, yalnız olmadığınızı görmenize ve daha güçlü hissetmenize yardımcı olabilir.

5. Tepkilerden Korkmayın

Sağlıklı bir ilişkide, sınır koyulduğunda karşıdaki kişi buna saygı duyar. Eğer her defasında öfke, suçlama veya alayla karşılaşıyorsanız, sorun sınır koymakta değil, karşı tarafın buna saygı göstermemesinde olabilir. Bu ayrımı yapmak, suçluluk hissinin azalmasını sağlayabilir.

6. Gerekirse Uzaklaşın

Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın, karşınızdaki kişi değişmek istemeyebilir. Sürekli değersiz hissettirildiğiniz bir ilişkiden uzaklaşmak ya da mesafe koymak en sağlıklı çözüm olabilir. Kendinize iyi davranmanız ve ruh sağlığınızı korumanız her şeyden önemlidir.

Sonuç

Toksik ilişkilerde sınır belirlemek, zorlu bir mücadele gibi görünse de, aslında kişinin kendi öz değerine sahip çıkma yolculuğudur. Bu süreçte yaşanan suçluluk veya korku gibi duygular, geçmişten gelen yüklerin bir yansıması olabilir; ancak bunlar aşılamaz engeller değildir. Küçük ve kararlı adımlarla ilerlemek, gerektiğinde profesyonel destek almak, bu zorlu döngüyü kırmanın anahtarıdır. Unutmayın, sağlıklı sınırlar, sadece kendinizi korumak için değil, hak ettiğiniz huzurlu ve saygılı bir yaşamı inşa etmek için de temel bir ihtiyaçtır.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Kaynakça

Seven Tips for Setting Boundaries in Unhealthy Relationships. 

Duygusal Manipülasyon Toksik İlişkiler
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

İlişkilerde Kırmızı Bayraklar
İlişkilerde Kırmızı Bayraklar
9 Ocak 2025

Romantik ilişkiler, bir yanıyla mutluluk ve bağlılık getirirken, diğer...

Devamı
Kendine Dönüş Neden Önemli?
Kendine Dönüş Neden Önemli?
24 Eylül 2025

Hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman kendimizi duyamadan, duygularımızı fark...

Devamı
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
11 Şubat 2025

İnsanların gerçekten değişip değişemeyeceği, psikoloji alanında uzun süredir...

Devamı
Uzak Mesafe İlişkisi: Bağ ve Güveni Sürdürme
Uzak Mesafe İlişkisi: Bağ ve Güveni Sürdürme
3 Şubat 2025

  Bu makalede, "uzak mesafe ilişkisi"...

Devamı

Instagram

Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dı Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dış koşulları değiştiremeyeceği için hayatta kalma stratejisi olarak çoğu zaman suçu kendine yükler. Bu durum, “kontrol yanılsaması” yaratarak çaresizlik duygusunu hafifletir. Ancak çocuklukta geliştirilen bu mekanizma, yetişkinlikte de ilişkilerde kendini gösterir: partneri yüceltmek, sürekli özür dilemek ya da terk edilme korkusu yaşamak gibi örüntüler bu geçmiş stratejinin izleridir.

Bu durum özellikle kaygılı bağlanma eğiliminde ve narsisistik ilişkilerde çok görülür ❤️‍🩹

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • Narsisizm
  • İstismar ve Manipülasyon
  • Bağlanma Stilleri
  • Psikodinamik Terapi
  • EMDR
  • Şema Terapi
  • Gottman Çift Terapisi

Son Eklenenler

  • Paranoid Kişilik Yapısı
  • Sosyal Fobi Nedir?
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?
  • Rüya Çalışması, Freud ve Bilinçdışının Dilsel Yapısı

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz