Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar16 Mayıs 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Aldatıldığını öğrenen bir kişi önce şok yaşar. Ardından sorular gelir: “Bu nasıl oldu?”, “Bunu neden göremedim?”, “Şimdi ne yapacağım?” Zaman geçtikçe bu sorular daha da ağırlaşır. Çünkü asıl zor soru şudur: “Bu kişiye yeniden güvenebilir miyim?” Aldatma sonrası güven meselesi, yalnızca “kalmak mı, ayrılmak mı?” sorusundan ibaret değildir. Güvenin neden bu kadar derinden...
Devamı
featured_image

Depresyon İlişkiyi Nasıl Etkiler?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar8 Mayıs 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Depresyon yalnızca kişinin kendi iç dünyasında yaşadığı bir zorlanma değildir; çoğu zaman ilişkilere de yansır. Kişi kendini daha yorgun, isteksiz, umutsuz ya da duygusal olarak uzak hissedebilir. Daha önce keyif veren şeyler anlamını kaybedebilir; konuşmak, yakınlık kurmak ya da bir tartışmayı onarmak daha zor hale gelebilir. Depresyon, sıradan bir üzüntüden farklıdır. Üzüntü genellikle...
Devamı
featured_image

Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar8 Mayıs 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur? Aynı tartışmayı kaçıncı kez yaşadığınızı saymayı bıraktığınızda, bir yerde bir şeylerin değişmesi gerektiğini hissedersiniz. Konu her seferinde farklı olabilir: para, aile, ev işleri, zaman ya da ilgi. Ama tartışmanın gidişatı hep benzer kalır. Biri daha çok konuşur, diğeri susar. Biri yaklaşmaya çalışır, diğeri geri çekilir. Ve sonunda ikisi de yorgun,...
Devamı
featured_image

Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynler: Yeterince iyi miyim?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar25 Nisan 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Yeterince İyi Olursam Sevilirim Yanılgısı Bazı insanlar sevilmek için sürekli daha iyi biri olmaları gerektiğine inanır. Daha başarılı, daha anlayışlı, daha sakin, daha uyumlu ya da daha az sorun çıkaran biri olurlarsa sonunda gerçekten sevileceklerini düşünürler. Bu düşünce çoğu zaman yetişkinlikte başlamaz. Çocuklukta, sevginin ve yakınlığın koşullu hissedildiği ilişkilerde yavaş yavaş...
Devamı
featured_image

Jung’un Kırmızı Kitabı: 5 Bölümlük Podcast Serisi

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar22 Nisan 2026 Podcast, Psikanalitik Düşünce0 Yorum
Jung’un Kırmızı Kitabı, yalnızca psikoloji tarihinin dikkat çekici metinlerinden biri değildir. Aynı zamanda insanın iç dünyasında beliren imgelerle, çatışmalarla, korkularla ve dönüşüm ihtimaliyle nasıl karşılaşabileceğine dair güçlü bir çerçeve sunar. Bu yazı, Seans Odası Sakinleri podcastinde hazırladığım 5 bölümlük Kırmızı Kitap serisine eşlik eden bir rehberdir. Burada her bölümün ana...
Devamı
featured_image

Doğum Sırası Kişiliği Belirler mi?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar22 Nisan 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Doğum sırası kişiliği belirler mi? Bu soru hem psikolojide hem de gündelik yaşamda uzun süredir tartışılıyor. İlk çocuk daha sorumlu, ortanca daha uzlaştırıcı, en küçük daha rahat… Aile içinde bu cümleleri duymayan çok az kişi vardır. Bu fikirler o kadar tanıdık gelir ki çoğu zaman psikolojik bir gerçekmiş gibi kabul edilir. Oysa araştırmalar, doğum sırasının kişiliği düşündüğümüz kadar güçlü...
Devamı
featured_image

Kötü Anılar Neden Gitmez? Tetris ve Travma

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar28 Şubat 2026 Travma ve Bedensel Bellek0 Yorum
Kötü Anılar Neden Gitmez? Yeni araştırmalar, Tetris gibi görsel oyunların kötü anıların zihne izinsiz gelme sıklığını azaltabileceğine işaret ediyor. Ancak bu, anıları silmek anlamına gelmiyor. Travmatik bir deneyim, zihinde her zaman düzenli bir hikâye olarak kalmaz. Bazen bir koku, bazen bir ses, o anıyı sanki “şu an oluyormuş gibi” geri getirir. Bu, beynin o anıyı henüz geçmişe tam olarak...
Devamı
featured_image

Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar20 Şubat 2026 Psikanalitik Düşünce0 Yorum
Bazı rüyalar bir kez görülür ve kaybolur. Bazıları ise aynı duygusal çekirdeği farklı zamanlarda, farklı sahneler içinde yeniden kurar. Tekrarlayan rüyalar çoğu zaman rastlantısal değildir; zihnin henüz tam olarak temsil edemediği, anlamlandıramadığı ya da sindiremediği bir yaşantının yeniden işlenme çabası olabilir. Bu tekrar yalnızca rüya sahnesinde ortaya çıkmaz. Bazen gündelik yaşamda,...
Devamı
featured_image

Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri Neden Olur?

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar16 Şubat 2026 Psikanalitik Düşünce0 Yorum
Tekrar eden yaşam örüntüleri, kişinin farklı ilişkilerde, iş ortamlarında ya da yaşam dönemlerinde benzer duygusal döngüleri yeniden yaşamasıyla ortaya çıkar. Benzer ilişki biçimleri, benzer çatışmalar, benzer hayal kırıklıkları… Kişi bazen kendini farklı insanlarla, farklı ortamlarda, neredeyse aynı duygusal sahnenin içinde bulur. Bu tekrar eden yaşam örüntüleri çoğu zaman rastlantısal...
Devamı
featured_image

Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek

Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar27 Ocak 2026 İlişkiler ve Bağlanma0 Yorum
Her şey yolundayken mutsuz hissetmek, kişinin yaşamında görünürde önemli bir sorun yokken içsel olarak huzursuz, sıkışmış, suçlu ya da kaygılı hissetmesiyle ortaya çıkabilir. Dışarıdan bakıldığında “her şey iyi” gibi görünür; fakat kişi kendi içinde bir eksiklik, tehdit beklentisi ya da açıklamakta zorlandığı bir mutsuzluk hissedebilir. Bu durum çoğu zaman basit bir “memnuniyetsizlik” hali...
Devamı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.