Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Depresyon İlişkiyi Nasıl Etkiler?

8 Mayıs 2026 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Duygudurum Bozuklukları, İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Depresyon yalnızca kişinin kendi iç dünyasında yaşadığı bir zorlanma değildir; çoğu zaman ilişkilere de yansır. Kişi kendini daha yorgun, isteksiz, umutsuz ya da duygusal olarak uzak hissedebilir. Daha önce keyif veren şeyler anlamını kaybedebilir; konuşmak, yakınlık kurmak ya da bir tartışmayı onarmak daha zor hale gelebilir.

Depresyon, sıradan bir üzüntüden farklıdır. Üzüntü genellikle belirli bir olayla ilişkilidir ve zamanla dalgalanır. Depresyonda ise çökkünlük, ilgi kaybı, enerji düşüklüğü, uyku ve iştah değişiklikleri, değersizlik ya da suçluluk duyguları daha kalıcı bir örüntüye dönüşebilir. Bu belirtiler çoğu zaman kişinin günlük işlevselliğini, ilişkilerini ve kendisiyle kurduğu bağı etkiler. Dünya Sağlık Örgütü depresif dönemin çoğu gün, en az iki hafta süren çökkün duygu durum ya da ilgi kaybıyla seyredebileceğini belirtir; NIMH de majör depresyonda çökkün duygu durum veya ilgi kaybının günlük yaşamı etkileyen temel belirtiler arasında yer aldığını açıklar.

İlişkide depresyon bazen sessizlik olarak görünür. Kişi partnerinden uzaklaşır, mesajlara geç döner, konuşmak istemez ya da birlikte yapılan şeylerden eskisi kadar keyif almaz. Bazen de depresyon daha fazla alınganlık, çabuk öfkelenme ya da kolay incinme şeklinde ortaya çıkar. Partner bu durumu “artık beni sevmiyor” ya da “benimle ilgilenmiyor” diye yorumlayabilir. Oysa bazen geri çekilmenin arkasında sevgisizlik değil, kişinin kendi içinde taşıdığı yorgunluk, boşluk ya da yetersizlik hissi vardır.

Bu noktada ilişki bir döngüye sıkışabilir. Depresyonda olan taraf geri çekildikçe, diğer taraf daha fazla yaklaşmaya, sormaya ya da kontrol etmeye çalışır. Bu yakınlaşma çabası bazen depresyondaki kişi için baskı gibi hissedilir ve daha fazla uzaklaşmaya yol açar. Böylece iki taraf da aslında bağlantı kurmaya çalışırken birbirini daha yanlış okumaya başlar.

Depresyonla baş etmek için profesyonel destek almak önemlidir. Psikoterapi, kişinin yaşadığı duygusal zorlanmayı anlamasına, düşünce ve ilişki örüntülerini fark etmesine yardımcı olur. Bazı durumlarda psikiyatri değerlendirmesi ve ilaç tedavisi de sürecin bir parçası olabilir; tedavi planı kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Amerikan Psikiyatri Birliği de depresyonda çökkünlük, ilgi kaybı, uyku/iştah değişiklikleri, yorgunluk, suçluluk ve odaklanma güçlüğü gibi belirtilerin görülebileceğini belirtir.

Çift terapisi ise depresyonun ilişkiye nasıl yansıdığını anlamak için destekleyici bir alan sunar. Amaç depresyonda olan kişiyi suçlamak ya da partneri “kurtarıcı” rolüne yerleştirmek değildir. Daha çok, iki kişinin bu zorlanmayı ilişkide nasıl yaşadığını, hangi noktalarda birbirini yanlış okuduğunu ve nasıl daha güvenli bir iletişim kurabileceğini birlikte anlamaktır.

Depresyonun ilişkiye etkileri ve terapi süreci hakkında genel bilgi almak için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Ek kaynak: National Institute of Mental Health – Depression

Kaynaklar

Depresyon ile ilişki kalitesi arasındaki bağı inceleyen bir çalışma.

İlgili: Doğum Sonrası Depresyon, Melankoli Nedir? ve Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?

İlişkide Neler Değişir?

Depresyon ilişkinin gündelik akışını sessizce değiştirir. Depresyondaki kişi çoğu zaman geri çekilir, konuşmak istemez, plan yapmaktan kaçınır. Partner bu geri çekilmeyi sıklıkla kişisel algılar: “benden mi sıkıldı?”, “artık sevmiyor mu?” Böylece iki taraf da yalnızlaşır.

Yorgunluk, cinsel istekte azalma, sinirlilik ve karar vermekte zorlanma da ilişkiye yansır. Bunların hastalığın belirtileri olduğunu bilmek, partnerin bunları kendi üzerine almasını azaltabilir.

Partner Ne Yapabilir, Ne Yapamaz?

Partnerin yapabileceği şey iyileştirmek değil, eşlik etmektir. İşe yarayan tutumlar: yargılamadan dinlemek, küçük ve somut destekler sunmak, tedaviye erişimde yardımcı olmak, iyi günlerde de var olmak. Genellikle işe yaramayanlar: “kendini toparla”, “başkalarının derdi daha büyük” gibi cümleler ve sürekli neşelendirmeye çalışmak.

Partnerin Kendi İhtiyacı

Depresyondaki biriyle yaşamak yorucudur. Partnerin de kendi desteğini alması, ilişkiye ihanet değil sürdürülebilirliğin koşuludur. Bu yük tek başına taşındığında zamanla öfke ve suçluluk arasında sıkışma yaygındır.

Ne Zaman Acil?

İntihar düşünceleri, kendine zarar verme ya da gerçeklikten kopma belirtileri varsa beklemeden psikiyatrik değerlendirme gerekir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Çift Terapisi Gottman Çift Terapisi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Ters Psikoloji Nedir? Örnekleri ve Neden İşe Yaramadığı
Ters Psikoloji Nedir? Örnekleri ve Neden İşe Yaramadığı
5 Eylül 2023

Ters psikoloji, bir kişinin istediği davranışı elde etmek için tam tersini...

Devamı
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
11 Şubat 2025

İnsanların gerçekten değişip değişemeyeceği, psikoloji alanında uzun süredir...

Devamı
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
İlişkilerde Şiddet Türleri Nelerdir?
18 Kasım 2024

İlişkilerde şiddet yalnızca fiziksel zarar vermekle sınırlı değildir. Kontrol...

Devamı
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
19 Haziran 2024

Kuşkuculuk (güvensizlik/suistimal) şeması, kişinin başkalarının kendisini...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.