Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Rüyalar
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Rüyalar
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Rüyalar
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
Çift terapisi sürecinde ilişki sorunları üzerine çalışan çift

Çift terapisi, ilişkide tekrar eden döngüleri ve iletişim sorunlarını anlamaya odaklanan bir süreçtir.

Çift Terapisi

Çift terapisi, ilişkide iletişim sorunları, güven kırılmaları, duygusal uzaklaşma ya da tekrar eden tartışmalar yaşayan çiftlerin ilişki döngülerini anlamaya odaklanan bir psikolojik destek sürecidir. İlişkilerde sorun çoğu zaman sevginin bitmesi değil, çiftin aynı döngünün içinde tekrar tekrar sıkışmasıdır. Bir çift aynı konular etrafında defalarca tartışabilir; biri daha çok konuşmak isterken diğeri geri çekilebilir, biri kendini duyulmamış hissederken diğeri sürekli eleştirildiğini düşünebilir.

Çift Terapisi Hangi Durumlarda Destek Olabilir?

Çift terapisi, ilişkide yaşanan sorunların yalnızca yüzeydeki tartışma konularından ibaret olmadığı durumlarda destekleyici olabilir. Bazen tartışma para, aileler, ev düzeni, çocuklar ya da mesajlara geç cevap verme üzerinden yaşanır; ancak altta daha temel duygusal ihtiyaçlar bulunabilir: görülmek, anlaşılmak, güvende hissetmek, önemsenmek ya da yalnız bırakılmamak.

Çift terapisi özellikle şu durumlarda ele alınabilir:

  • Sürekli aynı konularda tartışmak
  • İletişim kurmakta zorlanmak
  • Tartışmaların hızla büyümesi
  • Partnerlerden birinin içine kapanması ya da susması
  • Duygusal uzaklaşma ve kopukluk hissetmek
  • Güven kırılması yaşamak
  • Aldatma sonrası ilişkiyi yeniden değerlendirmek
  • Kıskançlık, öfke ya da yoğun kontrol ihtiyacı
  • Evlilik öncesi ilişki dinamiklerini anlamak
  • Aileler, sınırlar, çocuklar veya sorumluluk paylaşımı konusunda zorlanmak

Bu süreçte önemli olan yalnızca “ne hakkında tartışıldığı” değil, çiftin tartışma sırasında birbirini nasıl duyduğu, nasıl savunmaya geçtiği ve temasın nerede koptuğudur.

Çift Terapisinde Ne Üzerine Çalışılır?

Çift terapisinde yalnızca tartışmanın görünen konusu değil, o tartışmanın altında yatan duygusal ihtiyaçlar ve ilişki döngüleri ele alınır. Çünkü çiftler çoğu zaman aynı tartışmayı farklı başlıklar altında tekrar tekrar yaşar. Bir gün konu ev işleri olur, başka bir gün mesajlara geç cevap vermek, başka bir gün ailelerle ilgili sınırlar. Ancak altta çoğu zaman benzer sorular bulunur: “Beni duyuyor mu?”, “Benim için çaba gösteriyor mu?”, “Bu ilişkide güvende miyim?”

Bu süreçte amaç, çiftin birbirini suçlamadan ilişki içinde tekrar eden örüntüyü görebilmesine yardımcı olmaktır. Tartışmaların nasıl başladığı, nasıl büyüdüğü, hangi noktada savunmaya geçildiği ve duygusal temasın nerede koptuğu birlikte anlaşılmaya çalışılır.

Çift terapisinde iletişim biçimleri, güven, yakınlık, sınırlar, duygusal ihtiyaçlar, çatışma döngüleri ve ilişki içindeki beklentiler üzerine çalışılabilir. Her çiftin ihtiyacı farklı olduğu için süreç, çiftin başvuru nedeni ve ilişki dinamiğine göre şekillenir.

Çift Terapisi Süreci Nasıl İlerler?

Çift terapisi süreci, çiftin başvuru nedeni, ilişki öyküsü ve mevcut ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir. İlk görüşmelerde ilişkinin genel dinamiği, tekrar eden tartışma döngüleri, iletişim biçimleri ve çiftin terapiden beklentileri değerlendirilir.

Çift terapisi çalışmalarımda Gottman çift terapisi yönteminden yararlanıyorum. Bu yaklaşım; çiftin çatışma biçimlerini, duygusal yakınlığını, güven alanlarını, iletişim örüntülerini ve ilişki içindeki güçlü yönleri daha yapılandırılmış biçimde ele almaya yardımcı olur.

Bu süreçte amaç, taraflardan birini haklı ya da haksız ilan etmek değil; ilişkinin içinde tekrar eden döngüleri daha görünür hale getirmektir. Tartışmaların nasıl başladığı, hangi noktada büyüdüğü, partnerlerin nasıl savunmaya geçtiği ve duygusal temasın nerede koptuğu birlikte ele alınır.

Online Çift Terapisi

Online çift terapisi, aynı şehirde olmayan, yoğun çalışma temposu nedeniyle yüz yüze görüşmeye zaman ayıramayan ya da terapi sürecine çevrim içi olarak devam etmek isteyen çiftler için bir seçenek olabilir. Bu süreçte çiftin yaşadığı ilişki sorunları, iletişim biçimleri ve tekrar eden döngüler online görüşmelerde de ele alınabilir.

Online ilişki terapisi sürecinin uygunluğu, çiftin başvuru nedeni ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir. Bazı çiftler için çevrim içi görüşmeler yeterli ve işlevsel olabilirken, bazı durumlarda yüz yüze görüşme daha uygun olabilir.

Çift Terapisi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Çift terapisine ne zaman başvurulur?

Çiftler, ilişkide aynı sorunların tekrar tekrar yaşandığını, tartışmaların çözüme ulaşmadığını ya da duygusal uzaklaşmanın arttığını fark ettiklerinde çift terapisine başvurabilir. İletişim sorunları, güven kırılmaları, yoğun çatışmalar, aldatma sonrası süreçler ve ilişki içinde kopukluk hissi çift terapisinde ele alınabilecek başlıklar arasındadır.

Çift terapisine tek başıma gelebilir miyim?

Çift terapisi genellikle iki partnerin birlikte katıldığı bir süreçtir. Ancak bazı durumlarda kişi, ilişkisindeki tekrar eden örüntüleri anlamak ya da çift terapisine başlamadan önce kendi yaşadığı zorlanmaları değerlendirmek için bireysel olarak da başvurabilir. Sürecin nasıl ilerleyeceği, başvuru nedeni ve ihtiyaçlara göre değerlendirilir.

Çift terapisi evliliği kurtarır mı?

İlişki terapisinin amacı her durumda ilişkiyi sürdürmek ya da bitirmek değildir. Amaç, çiftin ilişki dinamiğini daha açık görebilmesine, ihtiyaçlarını ifade edebilmesine ve daha bilinçli kararlar alabilmesine yardımcı olmaktır. Bazı çiftler bu süreçte ilişkilerini onarmaya çalışırken, bazı çiftler ilişkiyle ilgili kararlarını daha net şekilde değerlendirebilir.

Çift terapisinde terapist taraf tutar mı?

Çift terapisinde amaç taraflardan birini haklı ya da haksız ilan etmek değildir. Terapist, ilişkinin içinde tekrar eden döngüleri, iletişim biçimlerini ve tarafların duygusal ihtiyaçlarını anlamaya odaklanır. Süreç, iki partnerin de kendini daha açık ifade edebilmesine ve birbirini daha iyi duyabilmesine alan açmayı hedefler.

Aldatma sonrası çift terapisi işe yarar mı?

Aldatma sonrası süreç, ilişkide yoğun kırılma, güvensizlik, öfke ve belirsizlik yaratabilir. Çift terapisi bu süreçte yaşanan duyguları, güvenin nasıl zedelendiğini ve ilişkinin bundan sonra nasıl ele alınabileceğini değerlendirmek için destekleyici bir alan sunabilir. Bu süreçte amaç hızlı bir karar vermek değil, yaşanan kırılmayı daha açık ve güvenli bir çerçevede çalışmaktır.

Online çift terapisi mümkün mü?

Evet, bazı çiftler için online çift terapisi uygun bir seçenek olabilir. Özellikle farklı şehirlerde yaşayan, yoğun çalışma temposu olan ya da terapi sürecine çevrim içi devam etmek isteyen çiftler online görüşmelerden yararlanabilir. Online sürecin uygunluğu, çiftin başvuru nedeni ve ihtiyaçlarına göre değerlendirilir.

İlişki terapisi ile çift terapisi aynı şey mi?

Günlük kullanımda ilişki terapisi ve çift terapisi çoğu zaman benzer anlamda kullanılır. Çift terapisi, romantik ilişki içindeki iki kişinin ilişki dinamiğini, çatışma döngülerini, iletişim biçimlerini ve duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele alan bir terapi sürecidir.

Randevu ve İletişim

Çift terapisi süreci hakkında bilgi almak, görüşme koşullarını öğrenmek ya da başvuru sürecine dair sorularınızı iletmek için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Ek Not: Çift terapisi çalışmalarında yararlandığım yaklaşımlardan biri olan Gottman yöntemi hakkında daha fazla bilgi için Gottman Institute’un bilgilendirme sayfasını inceleyebilirsiniz.

Instagram

Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
“Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zam “Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zaman çocuklukta duygusal olarak yeterince görülmemiş olmanın izlerini taşır. Duygusal olarak yeterince ulaşılabilir olmayan ebeveynlerle büyüyen çocuk, sorunu kendinde arar. Daha uyumlu, daha başarılı, daha sessiz ya da daha az talepkar olursa sevileceğine inanır. Bu strateji çocuklukta ilişkiyi koruyarak hayatta kalmayı sağlar; ancak yetişkinlikte kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırmasına, ilişkilerde fazla sorumluluk almasına ve sürekli onay aramasına yol açabilir.
İyileşme, geçmişte hayatta kalmanızı sağlayan bu eski örüntüyü fark etmekle başlar. Yetişkinlikte sağlıklı ve güvenli bağlar kurmak; kusursuz bir rol yapmayı değil, kendi sınırlarınız ve ihtiyaçlarınızla sahici bir şekilde var olabilmeyi gerektirir. Unutmayın, sevgi kazanılması gereken bir ödül değildir. Değeriniz, ne kadar faydalı olduğunuzla değil; var olmanızla ilgilidir. 🩵
#psikoloji
Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize yakıştıramayız.
Öfke, kıskançlık, kırılganlık ya da güç arzusu bazen ‘ben böyle biri değilim’ diyerek bilinçdışına itilir. Ama bastırılan şey kaybolmaz; çoğu zaman başka insanlarda bizi en çok rahatsız eden şey olarak geri döner. Jung buna gölge der. Dr. Jekyll ve Bay Hyde hikayesi de tam olarak bunu anlatır: insanın kendinden ayırmaya çalıştığı karanlık yan, yok olmaz; güçlenerek geri döner. 
Bu bölümde gölgeyi, projeksiyonu ve neden bazı yanlarımızı inkar ettiğimizi bu hikaye üzerinden anlatıyorum. 
Bu sorunun cevabını Jung’un gölge kavramı üzerinden daha derinlemesine anlamak isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. 
Bölümü Apple Podcasts ve Spotify’dan dinleyebilirsiniz 🎙️
#psikoloji #podcast
Yalnızlık, çoğu zaman tek başına olmaktan çok, sah Yalnızlık, çoğu zaman tek başına olmaktan çok, sahici bir yakınlık kuramamaktan doğar. Bu nedenle insan bazen kalabalıkların içinde, ilişkilerin ortasında ve sürekli iletişim hâlindeyken bile kendini derinden yalnız hisseder. 
Sorun her zaman çevrede kaç kişinin olduğu değildir; o ilişkilerin ne kadar güvenli, karşılıklı ve duygusal olarak taşıyıcı olduğudur.
Sosyal medya çağında bu ayrım daha da belirginleşti. İnsanlar hiç olmadığı kadar görünür, ulaşılabilir ve bağlantı içinde. Ancak bağlantının artması, yakınlığın da arttığı anlamına gelmiyor. Mesajlaşmak, birbirini izlemek ya da sürekli çevrimiçi kalmak; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak karşılık bulma ihtiyacını her zaman karşılamıyor. Bu yüzden kişi çok sayıda ilişki içinde olsa bile, gerçek bir temas yaşamadığında yalnızlık sürüyor.
Yalnızlığı ağırlaştıran bir başka etken de, tek başına olmaya yüklenen anlamdır. Çünkü tek başınalık ile yalnızlık aynı şey değildir. Tek başına olmak kimi zaman içe dönüş, dinlenme ve ruhsal toparlanma alanı sunabilir. Yalnızlık ise ilişki içinde de hissedilebilen bir kopukluk hâlidir. İnsan her yalnız kaldığında zarar görmez; ama kendisi olarak var olamadığı ilişkiler içinde giderek daha fazla yalnızlaşabilir.
Bu yüzden yalnızlığı yalnızca daha fazla sosyalleşme ihtiyacı olarak görmek yeterli değildir. Bazen ihtiyaç duyulan şey daha çok insan değil, daha sahici temas; bazen de yakınlıkla, mesafeyle ve tek başınalıkla kurulan içsel ilişkiyi yeniden düşünmektir🌷
#psikoloji
Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.
Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.
Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 
Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.
🌷
#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.
İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.
Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.
Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.
Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹
Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 
Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.
#psikoloji
Instagram'da takip et

Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Hızlı Erişim

  • Hakkımda
  • S.O.S Podcast
  • Spotify'da Dinle
  • Apple Podcasts'te Dinle
  • Bireysel Danışmanlık
  • Çift Danışmanlığı
  • İletişim

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.