Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?

21 Eylül 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma, Psikanalitik Düşünce 0 Yorum

Hangi terapi yöntemi bana uygun? Terapiye başlamayı düşünen birçok kişi ilk görüşmeden önce bu soruyu sorar. Çünkü psikoterapi tek bir yöntemden oluşmaz; farklı terapi yaklaşımları farklı ihtiyaçlara, belirtilere, yaşam öykülerine ve ilişki örüntülerine odaklanır.

Bazı kişiler kaygı, panik ya da depresif düşünce döngüleri için daha yapılandırılmış bir terapi ararken; bazıları geçmiş deneyimlerinin bugünkü ilişkilerini nasıl etkilediğini anlamak ister. Bazıları travmatik anılarla çalışmaya, bazıları ise ilişkisinde tekrar eden çatışma ve kopma döngülerini anlamaya ihtiyaç duyar.

Bu nedenle “en iyi terapi yöntemi hangisi?” sorusundan çok, “Benim ihtiyacıma, hedefime ve yaşam öyküme hangi terapi yaklaşımı daha uygun olabilir?” sorusu daha işlevseldir.

Bu yazıda psikodinamik terapi, bilişsel davranışçı terapi, EMDR terapisi, şema terapi ve Gottman çift terapisini karşılaştıracağız.

Terapi Yöntemleri Neden Farklıdır?

Terapi yöntemleri farklıdır çünkü herkes terapiye aynı nedenle başlamaz. Bir kişi panik ataklarını yönetmek isterken, başka biri tekrar eden ilişki döngülerini anlamaya çalışabilir. Bir başkası çocukluk travmalarının bugünkü yaşamını nasıl etkilediğini fark etmek isteyebilir.

Terapi yöntemleri; geçmişe ya da bugünkü belirtilere odaklanma biçimi, düşüncelerle, duygularla ya da beden tepkileriyle çalışma şekli, bireysel veya çift terapisine uygunluğu ve sürecin kısa ya da uzun soluklu olması açısından farklılaşabilir.

Bu yüzden hangi terapi yöntemi bana uygun diye düşünürken yalnızca terapi türlerinin isimlerine bakmak yeterli değildir. Kişinin ihtiyacı, belirtilerin şiddeti, yaşam öyküsü, ilişki örüntüleri, terapi hedefi ve terapistle kurulan ilişki birlikte değerlendirilmelidir.

Psikodinamik Terapi Nedir?

Psikodinamik terapi, kişinin bugünkü duygu, düşünce, ilişki ve davranış örüntülerinin geçmiş yaşantılarla ve bilinçdışı süreçlerle nasıl bağlantılı olabileceğini anlamaya çalışan bir terapi yaklaşımıdır.

Bu yaklaşımda yalnızca görünen belirtiye değil, belirtinin arkasındaki duygusal anlamlara da bakılır. Kişi neden hep benzer ilişkileri seçtiğini, neden belirli durumlarda yoğun utanç ya da terk edilme korkusu yaşadığını, neden bazı duyguları bastırdığını ya da neden aynı döngüleri tekrar ettiğini anlamaya çalışır.

Psikodinamik terapi şu sorularla ilgilenir:

“Bu duygu bana nereden tanıdık geliyor?”
“Neden hep benzer ilişki döngülerine giriyorum?”
“Geçmişte yaşadığım ilişkiler bugünkü seçimlerimi nasıl etkiliyor?”
“Kendimi ve başkalarını nasıl algılıyorum?”
“Hangi duygulardan kaçınıyorum?”

Bu yöntem, semptomları yalnızca azaltmayı değil; kişinin kendini, ilişkilerini ve içsel çatışmalarını daha derinlemesine anlamasını hedefler.

Psikodinamik Terapi Kimler İçin Uygun?

Psikodinamik terapi özellikle geçmiş deneyimlerinin bugünkü yaşamını nasıl etkilediğini anlamak isteyen kişiler için uygun olabilir.

Şu durumlarda psikodinamik terapi düşünülebilir:

Tekrarlayan ilişki sorunları.
Sürekli benzer partner seçimleri.
Terk edilme, değersizlik veya boşluk duygusu.
Kronik kaygı veya depresif döngüler.
Kimlik ve özdeğer sorunları.
Kişilik örüntüleri.
Duyguları bastırma veya anlamlandırmakta zorlanma.
Psikosomatik yakınmalar.
Bağımlılık ya da yeme davranışı gibi tekrarlayan davranış örüntüleri.

Bu yaklaşım, hızlı bir teknik çözümden çok kişinin kendi iç dünyasını anlamasına ve ilişkisel döngülerini fark etmesine dayanır.

Psikodinamik Terapide Seanslar Nasıl İlerler?

Psikodinamik terapide danışan, aklına gelen düşünceleri, duyguları, rüyaları, ilişkisel deneyimleri ve tekrar eden yaşam sahnelerini getirir. Terapist bu malzemeyi danışanla birlikte anlamlandırmaya çalışır.

Seanslarda şu alanlar ele alınabilir:

Tekrarlayan ilişki kalıpları.
Savunma mekanizmaları.
Bastırılan ya da ifade edilmesi zor duygular.
Çocukluk ve erken dönem ilişkileri.
Terapötik ilişki içinde ortaya çıkan duygu ve beklentiler.
Kişinin kendine ve başkalarına dair temel inançları.
Rüyalar ve sembolik anlatımlar.

Psikodinamik terapi genellikle daha derinlikli ve uzun soluklu bir çalışma olabilir. Ancak bazı hedef odaklı kısa süreli psikodinamik terapi modelleri de vardır. Süre kişinin ihtiyacına, hedeflerine ve çalışılan konunun derinliğine göre değişebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?

Bilişsel Davranışçı Terapi, kısa adıyla BDT, düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiye odaklanan yapılandırılmış bir terapi yaklaşımıdır. Temel fikir şudur: Olayların kendisi kadar, o olayları nasıl yorumladığımız da duygularımızı ve davranışlarımızı etkiler.

Örneğin bir kişi toplantıda kısa bir duraksama yaşadığında “Rezil oldum, herkes beni yargılıyor” diye düşünebilir. Bu düşünce yoğun kaygı yaratabilir ve kişi ileride toplantılardan kaçınmaya başlayabilir. BDT, bu otomatik düşünceleri fark etmeye, test etmeye ve daha gerçekçi düşünme biçimleri geliştirmeye yardımcı olur.

BDT genellikle daha yapılandırılmış ilerler. Seanslarda hedefler belirlenir, düşünce kayıtları yapılabilir, davranışsal deneyler planlanabilir ve seans dışı egzersizler verilebilir.

BDT Kimler İçin Uygun?

BDT, özellikle güncel belirtilerle çalışmak, düşünce kalıplarını fark etmek ve davranış değişikliği oluşturmak isteyen kişiler için uygun olabilir. Kaygı bozuklukları, panik atak, sosyal kaygı, depresyon, fobiler, obsesif kompulsif belirtiler, stres yönetimi, öfke kontrolü, performans kaygısı ve uyku sorunlarında sık kullanılan yapılandırılmış bir terapi yaklaşımıdır.

Daha somut, hedef odaklı ve uygulanabilir bir terapi süreci isteyen kişiler için BDT iyi bir seçenek olabilir. Ancak karmaşık travma, kişilik örüntüleri veya derin ilişkisel döngüler söz konusu olduğunda başka terapi yaklaşımlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

BDT Seanslarında Nasıl Çalışılır?

BDT seanslarında kişi, zorlayıcı durumlarda aklından geçen otomatik düşünceleri fark etmeyi öğrenir. Bu düşünceler terapide birlikte incelenir; daha gerçekçi ve işlevsel alternatifler geliştirilir.

Süreçte düşünce kayıtları, bilişsel yeniden yapılandırma, davranışsal deneyler, kaçınılan durumlara aşamalı yaklaşma ve seans dışı pratikler kullanılabilir.

BDT’nin güçlü tarafı, kişinin terapi dışında da kullanabileceği somut araçlar kazandırmasıdır. Böylece kişi zamanla kendi düşünce, duygu ve davranış döngüsünü daha iyi tanımaya başlar.

EMDR Terapisi Nedir?

EMDR, “Eye Movement Desensitization and Reprocessing” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede genellikle Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme olarak çevrilir.

EMDR terapisi, travmatik ya da işlenmeden kalmış anıların bugünkü yaşam üzerindeki duygusal ve bedensel etkisini azaltmayı hedefleyen yapılandırılmış bir terapi yöntemidir. Kişi rahatsız edici bir anı üzerinde çalışırken göz hareketleri, dokunsal ya da işitsel çift yönlü uyarım kullanılır.

Amaç anıyı silmek değil; anının bugün yarattığı yoğun kaygı, korku, bedensel gerginlik ya da çaresizlik hissinin azalmasına yardımcı olmaktır.

EMDR Kimler İçin Uygun?

EMDR özellikle travmatik anılar, travma sonrası stres belirtileri ve geçmiş olayların bugünkü yaşamı yoğun biçimde etkilemesi durumunda değerlendirilebilir. Kabuslar, istemsiz hatırlamalar, yoğun tetiklenmeler, travmaya bağlı bedensel tepkiler, kayıp, kaza, istismar, şiddet ya da çocukluk travmaları sonrasında kullanılabilir.

Ancak EMDR her kişi için aynı hızda uygulanmaz. Karmaşık travma, dissosiyasyon, yoğun duygu düzenleme güçlüğü ya da kendine zarar verme riski varsa önce güvenlik ve stabilizasyon çalışmaları gerekebilir.

EMDR Seanslarında Nasıl Çalışılır?

EMDR süreci yalnızca travmatik anıya odaklanmaktan ibaret değildir. Önce kişinin öyküsü alınır, terapi hedefleri belirlenir, hazırlık yapılır ve güvenlik kaynakları güçlendirilir.

Sonrasında hedef anılarla çalışılır. Danışan anıya, bu anıyla ilişkili olumsuz inanca, duyguya ve beden duyumuna dikkat ederken çift yönlü uyarım uygulanır. Süreç sonunda kişi anıyı hâlâ hatırlayabilir; ancak anı eskisi kadar yoğun, sarsıcı ya da bugünü yöneten bir deneyim gibi hissedilmeyebilir.

Şema Terapi Nedir?

Şema terapi, Jeffrey Young tarafından geliştirilen; çocuklukta karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçların yetişkinlikte nasıl kalıcı ilişki ve duygu örüntülerine dönüşebildiğini anlamaya çalışan bir terapi yaklaşımıdır.

Bu yaklaşıma göre çocuklukta oluşan bazı duygusal kalıplar, yetişkinlikte kendimize, başkalarına ve ilişkilere bakışımızı etkileyebilir. “Terk edileceğim”, “Yetersizim”, “Sevilmeye değer değilim” ya da “İhtiyaçlarımı söylersem bencil olurum” gibi inançlar bu şemalara örnek olabilir.

Şema terapi, yalnızca düşünceleri değiştirmeye değil; kişinin içsel yanlarını, duygusal ihtiyaçlarını ve tekrar eden ilişki döngülerini anlamaya odaklanır.

Şema Terapi Kimler İçin Uygun?

Şema terapi özellikle tekrar eden ilişki döngüleri, kişilik örüntüleri, yoğun duygular ve çocukluktan gelen duygusal yaralarla çalışmak isteyen kişiler için uygun olabilir.

Terk edilme korkusu, değersizlik veya kusurluluk duygusu, yoğun suçluluk, duygusal yoksunluk, sınır koymakta zorlanma, öfke patlamaları, kendine zarar verme eğilimi ya da sürekli aynı davranış kalıplarına geri dönme gibi durumlarda değerlendirilebilir.

Şema terapi genellikle orta veya uzun süreli bir çalışma olabilir. Çünkü hedef yalnızca güncel belirtiyi azaltmak değil, köklü duygusal örüntüleri anlamak ve dönüştürmektir.

Şema Terapide Nasıl Çalışılır?

Şema terapide kişinin şemaları, baş etme biçimleri ve modları incelenir. Modlar, kişinin farklı içsel yanları gibi düşünülebilir: kırılgan çocuk, öfkeli çocuk, eleştiren ebeveyn, kopuk korungan ya da sağlıklı yetişkin gibi.

Seanslarda şema ve modların belirlenmesi, çocukluk deneyimleriyle bugünkü döngüler arasındaki bağın kurulması, imgeleme çalışmaları, sandalye çalışmaları, duygusal ihtiyaçların fark edilmesi ve sağlıklı yetişkin yanın güçlendirilmesi üzerinde çalışılabilir.

Şema terapi, kişinin “neden hep aynı döngüye giriyorum?” sorusuna hem duygusal hem de ilişkisel düzeyde cevap arar.

Gottman Çift Terapisi Nedir?

Gottman çift terapisi, Dr. John Gottman ve Dr. Julie Gottman’ın çift ilişkileri üzerine yürüttüğü uzun yıllara dayanan araştırma ve klinik çalışmalara dayanan bir çift terapisi yaklaşımıdır.

Bu yaklaşım; çiftlerin iletişim biçimlerini, çatışma döngülerini, duygusal yakınlıklarını, güvenlerini ve ortak anlamlarını ele alır. Amaç yalnızca tartışmaları azaltmak değil, çiftin ilişki içinde daha güvenli, yakın ve işbirlikçi bir bağ kurmasına yardımcı olmaktır.

Gottman yaklaşımında aşk haritaları, onarım girişimleri, dört atlı, ortak anlam ve duygusal banka hesabı gibi kavramlar kullanılır.

Gottman Çift Terapisi Kimler İçin Uygun?

Gottman çift terapisi özellikle ilişkilerinde iletişim, çatışma, güven ve duygusal yakınlık alanlarında zorlanan çiftler için uygun olabilir.

Sürekli aynı tartışmaların yaşanması, iletişimin suçlama ve savunmaya dönmesi, duygusal uzaklık, güven sorunları, ihanet sonrası onarım ihtiyacı, yakınlıkta azalma, ebeveynlik çatışmaları veya ayrılık düşüncelerinin sık gündeme gelmesi gibi durumlarda değerlendirilebilir.

Ancak ilişkide şiddet, tehdit, kontrol, ağır baskı veya güvenlik riski varsa öncelik çift iletişimini geliştirmek değil, güvenliği sağlamaktır. Bu durumda çift terapisi her zaman uygun olmayabilir; bireysel güvenlik değerlendirmesi önemlidir.

Gottman Çift Terapisinde Nasıl Çalışılır?

Gottman çift terapisinde süreç genellikle değerlendirme ile başlar. Çiftin ilişki geçmişi, güçlü yönleri, zorlandığı alanlar, çatışma biçimi ve duygusal bağ düzeyi ele alınır.

Seanslarda aşk haritalarını güncellemek, yıkıcı iletişim döngülerini fark etmek, onarım girişimlerini artırmak, duyguları daha yumuşak ifade etmek, partnerin iç dünyasını daha iyi tanımak, ortak anlam üzerine çalışmak ve güveni yeniden inşa etmek hedeflenebilir.

Bu yaklaşım pratik ve ilişki içi becerilere odaklanan bir yapı sunar. Ancak çiftin sürece katılımı ve seans dışında pratik yapması önemlidir.

Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?

Geçmiş deneyimlerinin bugünkü ilişkilerini nasıl etkilediğini anlamak istiyorsan:
Psikodinamik terapi uygun olabilir.

Kaygı, panik, fobi, depresif düşünceler veya kaçınmalarla daha yapılandırılmış çalışmak istiyorsan:
Bilişsel Davranışçı Terapi uygun olabilir.

Travmatik anılar, kabuslar, istemsiz hatırlamalar veya bedensel tetiklenmeler yaşıyorsan:
EMDR terapisi değerlendirilebilir.

Sürekli aynı ilişki döngülerine giriyor, değersizlik, terk edilme veya suçluluk gibi köklü duygular yaşıyorsan:
Şema terapi uygun olabilir.

Partnerinle iletişim, çatışma, güven veya yakınlık alanlarında zorlanıyorsan:
Gottman çift terapisi değerlendirilebilir.

Terapi Yöntemi ve Terapist Seçimi

Terapi yöntemi seçerken yalnızca yöntemin popülerliğine değil, kendi ihtiyacına bakmak önemlidir. Bir yöntem bir kişi için çok yararlı olabilirken, başka biri için aynı derecede uygun olmayabilir.

Şu sorular karar vermene yardımcı olabilir:

Terapiye gelme nedenim ne?
Belirli bir belirtiyi mi azaltmak istiyorum, yoksa daha derin bir anlam arayışım mı var?
Geçmiş deneyimlerim bugünkü ilişkilerimi etkiliyor mu?
Travmatik anılar hâlâ beni tetikliyor mu?
Daha yapılandırılmış bir süreç mi istiyorum, yoksa keşif odaklı bir terapi mi?
Bireysel terapiye mi, çift terapisine mi ihtiyacım var?
Kısa vadeli bir hedefim mi var, yoksa daha uzun soluklu bir değişim mi arıyorum?

Bu sorular kesin cevap vermek zorunda değildir. İlk görüşme, hangi yöntemin uygun olabileceğini birlikte değerlendirmek için önemli bir alandır.

Terapist Seçimi Yöntem Kadar Önemli mi?

Evet. Terapi yöntemi önemlidir; ancak terapist ile kurulan ilişki de sürecin önemli parçalarından biridir. Kişinin kendini güvenli, duyulmuş ve anlaşılmış hissetmesi terapiye devam etmesini kolaylaştırabilir.

İyi bir terapi sürecinde danışan şunları deneyimleyebilmelidir:

Yargılanmadan dinlenmek.
Güvenli bir çerçevede çalışmak.
Terapi hedeflerini birlikte belirlemek.
Sorularını sorabilmek.
Yöntemin nasıl ilerlediğini anlayabilmek.
Zorlandığında bunu terapistiyle konuşabilmek.

Bu nedenle hangi terapi yöntemi bana uygun sorusunun yanıtı yalnızca teknik bir seçim değildir. Terapistin çalışma biçimi, kişinin kendini güvende hissetmesi ve terapi hedeflerinin birlikte belirlenmesi de en az yöntem kadar önemlidir.

Terapiden Ne Beklemelisin?

İlk görüşme genellikle tanışma, değerlendirme ve ihtiyaçları anlama sürecidir. Terapist terapiye geliş nedenini, belirtilerini, yaşam öykünü, ilişkilerini, önceki terapi deneyimlerini ve beklentilerini anlamaya çalışır.

İlk görüşmede şu konular konuşulabilir:

Terapiye başlama nedenin.
Şu anda seni en çok zorlayan alanlar.
Belirtilerin süresi ve şiddeti.
İlişkiler, iş, aile ve sosyal yaşam üzerindeki etkiler.
Geçmiş deneyimler ve önemli yaşam olayları.
Terapi hedeflerin.
Hangi yöntemin uygun olabileceği.
Seans sıklığı ve süreç planı.

İlk görüşmede her şeyin hemen çözülmesi beklenmez. Amaç, hangi yoldan ilerlenebileceğini daha net görmektir.

Terapi Ne Kadar Sürer?

Terapi süresi kişiden kişiye değişir. Kişinin terapiye başlama nedeni, belirtilerin şiddeti, hedefleri, yaşam öyküsü ve kullanılan terapi yöntemi bu süreyi etkiler.

Bazı konular daha kısa süreli ve yapılandırılmış bir çalışmayla ele alınabilirken; karmaşık travma, kişilik örüntüleri veya tekrar eden ilişki döngüleri daha uzun soluklu bir süreç gerektirebilir.

Bu nedenle terapi süresi, ilk görüşme ve değerlendirme sonrasında kişiye özel olarak belirlenir.

En Doğru Terapi Yöntemi İhtiyaca Göre Belirlenir

Terapi yöntemini yalnızca popülerliğine göre değil; kendi ihtiyacına, belirtilerine, yaşam öyküne, ilişki örüntülerine ve terapi hedeflerine göre değerlendirmek önemlidir.

Hangi yöntemle çalışılırsa çalışılsın, terapinin temel amacı kişinin kendini, ilişkilerini ve zorlanmalarını daha güvenli bir alanda anlamasına yardımcı olmaktır.

Hangi terapi yöntemi bana uygun sorusunun yanıtı da bu nedenle kişisel değerlendirme, terapist ile kurulan güven ilişkisi ve terapi hedefleri birlikte ele alınarak belirlenmelidir.

Okuyucu İçin Not

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı, tedavi ya da terapi önerisi yerine geçmez. Hangi terapi yönteminin size uygun olduğunu anlamak için bir ruh sağlığı uzmanından bireysel değerlendirme almak önemlidir. Yoğun depresyon, travma belirtileri, kendine zarar verme düşünceleri, şiddet, istismar veya güvenlik riski varsa profesyonel destek geciktirilmemelidir.

Ek kaynak: Psikoterapinin nasıl işlediği hakkında daha fazla bilgi için American Psychological Association’ın bilgilendirme sayfasına bakılabilir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Sahte Benlik Nedir? Winnicott’ın Gerçek Benlik Ayrımı
Sahte Benlik Nedir? Winnicott’ın Gerçek Benlik Ayrımı
12 Temmuz 2026

Bazı kişiler hayatlarını doğru cevaplar vererek geçirir; ama içeriden...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
Gölge Arketipi Nedir?
Gölge Arketipi Nedir?
16 Aralık 2024

Gölge arketipi, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramında insanın bilinçli...

Devamı
Uzak Mesafe İlişkisi: Bağ ve Güveni Sürdürme
Uzak Mesafe İlişkisi: Bağ ve Güveni Sürdürme
3 Şubat 2025

Uzak mesafe ilişkisi, partnerlerin düzenli olarak fiziksel yakınlık kuramadığı...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.