Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Kişilik Bozukluklarında EMDR Terapisi

3 Ekim 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Travma ve Bedensel Bellek 0 Yorum

EMDR terapisi, travmatik anıların işlenmesine yardımcı olmak için geliştirilen yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. Başlangıçta özellikle travma sonrası stres bozukluğu alanında kullanılan bu yöntem, zamanla farklı ruhsal zorluklarda ve karmaşık travma örüntülerinde de araştırılmaya başlanmıştır.

Kişilik bozuklukları ise çoğu zaman yalnızca “zor kişilik özellikleri” olarak görülür. Oysa bu yapılar; erken dönem ilişkisel deneyimler, ihmal, istismar, güvensiz bağlanma, duygusal düzenleme güçlükleri ve tekrarlayan travmatik yaşantılarla yakından ilişkili olabilir.

Bu nedenle kişilik bozukluklarında EMDR terapisi, yalnızca belirtiyi azaltmaya değil; kişinin bugünkü ilişkilerini, kendilik algısını ve savunmalarını etkileyen geçmiş yaşantıları anlamaya ve işlemeye yönelik bir çerçeve sunabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: EMDR’nin travma sonrası stres bozukluğu için kanıt desteği güçlüdür. Kişilik bozukluklarında kullanımı ise daha çok eşlik eden travmatik anılar, TSSB belirtileri, duygu düzenleme güçlükleri ve ilişkisel tetiklenmeler bağlamında düşünülmelidir. Bu nedenle süreç, standart travma çalışmasına göre daha dikkatli, aşamalı ve kişiye özel biçimde yapılandırılmalıdır.

EMDR Terapisi Nedir?

EMDR, “Eye Movement Desensitization and Reprocessing” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede genellikle Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme olarak çevrilir.

EMDR terapisinde kişi rahatsız edici bir anı, görüntü, beden duyumu, olumsuz inanç ya da duygu üzerinde çalışırken çift yönlü uyarım kullanılır. Bu uyarım göz hareketleriyle yapılabileceği gibi, ses ya da dokunsal uyaranlarla da uygulanabilir.

Amaç, travmatik ya da işlenmeden kalmış anıların bugün üzerindeki duygusal yükünü azaltmak ve kişinin bu anıyla daha farklı bir ilişki kurmasına yardımcı olmaktır.

EMDR terapisi sekiz aşamalı yapılandırılmış bir protokole sahiptir. Bu protokol, yalnızca travmatik anıya hızlıca gitmekten ibaret değildir. Önce kişinin öyküsü alınır, güvenlik ve hazırlık çalışmaları yapılır, hedef anılar belirlenir, ardından duyarsızlaştırma ve yeniden işleme sürecine geçilir.

Kişilik Bozuklukları ve Travma Arasındaki Bağlantı

Kişilik bozuklukları tek bir nedene indirgenemez. Genetik yatkınlık, mizaç, erken dönem ilişkiler, bağlanma örüntüleri, aile ortamı, travmatik yaşantılar ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte birçok kişilik örüntüsünde erken dönem ilişkisel yaralanmalar önemli bir yer tutar. Çocuklukta yaşanan ihmal, duygusal istismar, fiziksel ya da cinsel travmalar, tutarsız bakım, ebeveyn kaybı, kronik eleştiri ya da güvenli bağ kuramama gibi deneyimler kişinin kendilik algısını ve başkalarıyla ilişki kurma biçimini etkileyebilir.

Bu tür deneyimler bazen açık travmatik anılar olarak hatırlanır. Bazen de doğrudan bir sahne gibi değil; yoğun utanç, terk edilme korkusu, öfke patlamaları, boşluk hissi, değersizlik, güvensizlik ya da ilişkilerde tekrar eden krizler şeklinde kendini gösterir.

EMDR terapisi bu noktada, kişinin bugünkü tetiklenmelerinin altında yer alan işlenmemiş yaşantıları anlamaya ve yeniden işlemeye yardımcı olabilir.

Kişilik Bozukluklarında EMDR Terapisi Nasıl Ele Alınır?

Kişilik bozukluklarında EMDR terapisi, klasik tekil travma çalışmasından daha karmaşık olabilir. Çünkü burada genellikle tek bir travmatik olaydan çok, uzun süreye yayılmış ilişkisel örüntüler, bağlanma yaralanmaları ve tekrarlayan tetiklenmeler söz konusudur.

Bu nedenle süreç çoğu zaman daha aşamalı ilerler.

EMDR’de temel olarak üç zaman alanı dikkate alınır:

Geçmiş: Çocukluk, ergenlik ya da yetişkinlikte yaşanmış zorlayıcı anılar.
Şimdi: Bugün kişiyi tetikleyen durumlar, ilişkiler ve duygusal tepkiler.
Gelecek: Kişinin benzer durumlarda daha düzenlenmiş, güçlü ve sağlıklı tepki verebilmesine yönelik hazırlık.

Kişilik bozukluklarında bu üç alan özellikle önemlidir. Çünkü kişi bugünkü ilişkilerde yalnızca bugüne tepki vermez; geçmişteki terk edilme, aşağılanma, değersizleştirilme, ihmal ya da tehdit deneyimleri de devreye girebilir.

EMDR’de Hazırlık Aşaması Neden Çok Önemlidir?

Kişilik bozukluklarında EMDR çalışmasına başlamadan önce hazırlık aşaması özel bir önem taşır. Çünkü bazı danışanlar yoğun duyguları tolere etmekte, bedensel duyumları taşımakta, terapötik ilişkiye güvenmekte ya da geçmiş anılarla bağlantı kurmakta zorlanabilir.

Bu nedenle doğrudan travmatik anıya gitmek her zaman uygun değildir. Önce kişinin güvenlik kapasitesi, duygu düzenleme becerileri, dissosiyatif belirtileri, kendine zarar verme riski, ilişkisel tetiklenmeleri ve günlük işlevselliği değerlendirilmelidir.

Hazırlık aşamasında şu alanlar çalışılabilir:

Güvenli yer ve kaynak çalışmaları.
Duygu düzenleme becerileri.
Bedensel farkındalık.
Kriz anında kullanılabilecek başa çıkma yolları.
Tetikleyicileri tanıma.
Terapötik ilişkinin güvenli ve sınırları belirli hale gelmesi.
Danışanın EMDR sürecini anlaması.

Bu hazırlık yapılmadan travmatik anılara hızlıca girmek, bazı kişilerde duygusal taşma, kopma, terapiyi bırakma ya da riskli davranışların artması gibi zorluklar yaratabilir.

EMDR’de Hedef Anılar Nasıl Belirlenir?

EMDR terapisinde en önemli adımlardan biri hangi anı, sahne, duygu ya da tetikleyiciyle çalışılacağını belirlemektir. Kişilik bozukluklarında bu her zaman kolay değildir. Çünkü genellikle tek bir olaydan çok, birçok acı verici deneyim birbiriyle bağlantılıdır.

Terapist hedef belirlerken şu alanlara dikkat edebilir:

Bugünkü ilişkilerde en çok tetiklenen sahneler.
Yoğun utanç, öfke, terk edilme korkusu ya da değersizlik duygusu yaratan anılar.
Kendine zarar verme, dürtüsel davranışlar ya da ilişki krizleriyle bağlantılı tetikleyiciler.
Tekrarlayan kabuslar ya da zihne gelen sahneler.
Daha sınırlı ve çalışılabilir travmatik olaylar.
Danışanın dayanabileceği düzeyde bir başlangıç noktası.

Bazı durumlarda terapist önce daha sınırlı ve işlenebilir bir anıyla çalışmayı tercih edebilir. Bu, danışanın sürece güvenmesini ve EMDR deneyimine alışmasını sağlayabilir. Daha karmaşık ilişkisel travmalar ise daha sonra ve daha dikkatli biçimde ele alınabilir.

Kişilik Bozukluklarında EMDR Sürecinde Hangi Zorluklar Görülebilir?

Kişilik bozukluklarında EMDR terapisi düz bir çizgide ilerlemeyebilir. Seanslar arasında iniş çıkışlar yaşanabilir. Bazı danışanlar bir seansta yoğun temas kurarken, başka bir seansta uzaklaşabilir, savunmaya geçebilir ya da süreci sorgulayabilir.

Sık görülen zorluklar şunlardır:

Yoğun duygusal taşma.
Terapiste güvenmekte zorlanma.
İdealize etme ve değersizleştirme döngüleri.
Kendini suçlama ya da karşı tarafı bütünüyle suçlama.
Geçmiş anılara ulaşmakta zorlanma.
Dissosiyatif kopmalar.
Öfke, utanç ya da terk edilme korkusunun hızla yükselmesi.
Terapiyi bırakma ya da sürece karşı direnç geliştirme.

Bu zorluklar terapinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Aksine, kişilik örüntülerinin terapi ilişkisi içinde de görünür hale geldiğini gösterebilir. Önemli olan, bu dinamiklerin aceleyle kırılmaya çalışılmaması; güvenli, düzenleyici ve klinik olarak dikkatli bir çerçevede ele alınmasıdır.

Borderline Kişilik Örüntüsünde EMDR

Borderline kişilik örüntüsünde duygular çok yoğun ve hızlı değişebilir. Terk edilme korkusu, boşluk hissi, öfke, kendine zarar verme davranışları, ilişkilerde ani yakınlaşma ve uzaklaşma gibi döngüler görülebilir.

EMDR terapisi bu örüntüde özellikle travmatik anılar, terk edilme sahneleri, ihmal deneyimleri, utanç anıları ve güncel ilişkisel tetiklenmeler üzerinde çalışmak için kullanılabilir.

Ancak borderline kişilik örüntüsünde EMDR’nin aşamalı uygulanması önemlidir. Danışanın duygu düzenleme kapasitesi, kriz anlarındaki güvenliği ve seanslar arasındaki dayanıklılığı değerlendirilmelidir.

Eğer eşlik eden TSSB belirtileri varsa, travma odaklı çalışmalar daha da önemli hale gelebilir. Borderline kişilik bozukluğu ve TSSB birlikte görüldüğünde travma odaklı psikoterapinin ertelenmemesi gerektiğini gösteren çalışmalar vardır; ancak bu çalışmalar genellikle dikkatli yapılandırılmış ve aşamalı tedavi çerçevelerini vurgular.

Narsisistik Kişilik Örüntüsünde EMDR

Narsisistik kişilik örüntüsünde dışarıdan güçlü, kendinden emin ya da üstün görünen bir yapı olabilir. Ancak bu görünümün altında kırılganlık, utanç, değersizlik, aşağılanma korkusu ve yoğun bir onay ihtiyacı bulunabilir.

Bu örüntüde EMDR çalışması, doğrudan “narsisizmi tedavi etmek” gibi düşünülmemelidir. Daha çok kişinin benlik algısını şekillendiren yaralanma anıları, aşağılanma deneyimleri, yetersizlik duyguları, eleştiri karşısındaki yoğun tepkiler ve narsisistik kırılmalar üzerinde çalışılabilir.

Örneğin kişi “kusurlu görünürsem yok olurum”, “değersizim”, “sıradan olursam sevilmem” gibi inançlar taşıyabilir. EMDR sürecinde bu inançların bağlı olduğu anılar ve bugünkü tetikleyiciler dikkatle ele alınabilir.

Bu süreçte terapötik ilişki önemlidir. Çünkü narsisistik örüntülerde utanç çok hızlı devreye girebilir; kişi kendini korunmasız hissettiğinde terapiyi değersizleştirme, uzaklaşma ya da savunmaya geçme eğilimi gösterebilir.

Antisosyal Kişilik Örüntüsünde EMDR

Antisosyal kişilik örüntüsünde empati güçlükleri, dürtüsellik, kuralları ihlal etme, saldırganlık ya da sorumluluk almaktan kaçınma gibi belirtiler görülebilir. Ancak bu tablo her kişide aynı değildir ve mutlaka bireysel değerlendirme gerektirir.

Bu örüntüde EMDR çalışması özellikle dikkatli planlanmalıdır. Çünkü bazı danışanlarda savunmalar çok güçlü olabilir, duygusal temas sınırlı olabilir ya da terapi motivasyonu değişken seyredebilir.

EMDR burada doğrudan hızlı bir travma işlemeye değil; önce güvenlik, sorumluluk alma, duygusal farkındalık, dürtü kontrolü ve terapötik işbirliği gibi alanların güçlendirilmesine ihtiyaç duyabilir.

Bazı kişilerde geçmiş travmatik yaşantılar, ihmal, şiddet, bağlanma kırıkları ya da yoğun utanç deneyimleri davranış örüntülerinin arka planında yer alabilir. Ancak bu geçmiş deneyimler, zarar verici davranışların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Terapi süreci hem travmayı anlamayı hem de bugünkü davranışların sorumluluğunu ele almayı gerektirir.

EMDR’nin Sekiz Aşamalı Protokolü

EMDR terapisi sekiz aşamalı bir protokole dayanır. Bu yapı, sürecin güvenli ve sistematik ilerlemesine yardımcı olur.

1. Öykü alma ve tedavi planlama: Danışanın yaşam öyküsü, belirtileri, tetikleyicileri ve çalışılacak hedefler değerlendirilir.

2. Hazırlık: Danışana EMDR süreci anlatılır. Güvenlik, kaynak geliştirme ve duygu düzenleme çalışmaları yapılır.

3. Değerlendirme: Hedef anı, olumsuz inanç, olumlu inanç, duygu, beden duyumu ve rahatsızlık düzeyi belirlenir.

4. Duyarsızlaştırma: Danışan hedef anıya odaklanırken çift yönlü uyarım uygulanır. Anının duygusal yükü ve çağrışımları işlenir.

5. Olumlu inancın yerleştirilmesi: Daha işlevsel ve gerçekçi bir olumlu inanç güçlendirilir.

6. Beden taraması: Anı düşünüldüğünde bedende kalan rahatsızlık olup olmadığı kontrol edilir.

7. Kapanış: Seans güvenli biçimde sonlandırılır. Danışanın düzenlenmiş şekilde seanstan çıkması hedeflenir.

8. Yeniden değerlendirme: Bir sonraki seansta önceki çalışmanın etkileri gözden geçirilir.

Kişilik bozukluklarında bu aşamalar aynı kalabilir; ancak hız, hedef seçimi, hazırlık süresi ve duygu düzenleme çalışmaları kişiye göre uyarlanır.

EMDR Terapisi Her Kişilik Bozukluğunda Uygun mudur?

EMDR terapisi her danışan için aynı hızda ya da aynı biçimde uygun olmayabilir. Özellikle ağır dissosiyatif belirtiler, aktif kendine zarar verme riski, yoğun madde kullanımı, ağır kriz durumu, psikotik belirtiler ya da yüksek dürtüsellik varsa önce güvenlik ve stabilizasyon çalışmaları gerekebilir.

Bu nedenle EMDR’ye başlanmadan önce kapsamlı bir klinik değerlendirme yapılmalıdır. Kişinin tanısı, belirtileri, travma öyküsü, mevcut yaşam koşulları, destek sistemi ve risk alanları birlikte ele alınmalıdır.

EMDR, kişilik bozukluklarında tek başına “her şeyi çözen” bir yöntem olarak görülmemelidir. Bazı kişilerde şema terapi, diyalektik davranış terapisi, psikodinamik psikoterapi, mentalizasyon temelli terapi, psikoeğitim, ilaç tedavisi ve grup çalışmaları gibi farklı yaklaşımlarla birlikte düşünülmesi gerekebilir.

EMDR’nin Potansiyeli ve Sınırları

EMDR terapisi, kişilik bozukluklarında özellikle travmatik anılar, bağlanma yaralanmaları, ilişkisel tetiklenmeler ve olumsuz kendilik inançları üzerinde çalışmak için umut verici bir araç olabilir. Ancak bu alandaki kanıtlar TSSB alanındaki kadar güçlü ve yerleşik değildir.

Bu nedenle “kişilik bozukluklarında EMDR kesin etkilidir” gibi bir ifade yerine, daha temkinli bir çerçeve kullanmak gerekir. Güncel literatür, EMDR’nin özellikle eşlik eden travma ve TSSB belirtileri olan kişilerde yararlı olabileceğini; ancak kişilik bozukluklarının kendisi için daha fazla kontrollü çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir.

Bu sınırı kabul etmek, EMDR’nin değerini azaltmaz. Aksine, yöntemi doğru yerde, doğru hızda ve doğru klinik çerçeve içinde kullanmayı sağlar.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Aşağıdaki durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemlidir:

Geçmiş travmalar bugünkü ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa.
Yoğun öfke, terk edilme korkusu, boşluk hissi ya da değersizlik duygusu sık yaşanıyorsa.
Kendine zarar verme düşünceleri ya da davranışları varsa.
İlişkilerde tekrarlayan krizler yaşanıyorsa.
Travmatik anılar, kabuslar veya bedensel tetiklenmeler devam ediyorsa.
Kişi duygularını düzenlemekte ciddi biçimde zorlanıyorsa.
Terapi sürecinde travma çalışmasına ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsa.

EMDR terapisi uygulanacaksa, terapistin EMDR eğitimi almış olması ve kişilik bozuklukları, travma, dissosiyasyon ve risk değerlendirmesi konusunda deneyimli olması önemlidir.

EMDR, Geçmişin Bugüne Taşınan İzleriyle Çalışabilir

Kişilik bozuklukları yalnızca bugünkü davranışlarla açıklanamaz. Çoğu zaman kişinin kendilik algısı, ilişkileri, savunmaları ve duygusal tepkileri geçmiş yaşantıların izlerini taşır.

EMDR terapisi, bu izlerin bazılarıyla çalışmak için yapılandırılmış ve travma odaklı bir yol sunabilir. Ancak kişilik bozukluklarında süreç daha dikkatli, aşamalı ve kişiye özel yürütülmelidir.

Amaç kişiyi hızla geçmişe götürmek değil; geçmişin bugünü nasıl etkilediğini güvenli bir şekilde anlamak, işlemek ve kişinin bugünkü yaşamında daha esnek, daha düzenlenmiş ve daha sağlıklı tepkiler geliştirmesine yardımcı olmaktır.

EMDR bu açıdan tek başına mucizevi bir çözüm değil; doğru değerlendirme, terapötik ilişki, stabilizasyon, psikoterapi bütünlüğü ve gerektiğinde psikiyatrik destekle birlikte düşünüldüğünde değerli bir klinik araçtır.

Okuyucu İçin Not

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı, tedavi ya da terapi önerisi yerine geçmez. Kişilik bozuklukları, travma öyküsü, kendine zarar verme düşünceleri, yoğun duygusal krizler ya da işlevsellik kaybı yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanından bireysel değerlendirme almanız önemlidir.

Kaynak: Mosquera, D. (2018). Treating personality disorders with EMDR therapy. Clinical Neuropsychiatry, 15(3), 187–193.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

EMDR Terapisi Kişilik Bozuklukları
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış
Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış
19 Ocak 2023

Borderline kişilik bozukluğu, DSM-5’te belirli tanı ölçütleriyle ele alınan bir...

Devamı
Travma Bağı Nedir, Travma Bağından Nasıl Kurtulurum?
Travma Bağı Nedir, Travma Bağından Nasıl Kurtulurum?
23 Aralık 2023

Travma bağı, genellikle zorlu ve toksik ilişkilerde, kişinin istismarcıya karşı...

Devamı
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
19 Haziran 2024

Kuşkuculuk (güvensizlik/suistimal) şeması, kişinin başkalarının kendisini...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.