Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim
featured_image

Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri

7 Eylül 2021 Yazar: Tuğçe Turanlar Bağımlılık 0 Yorum

Metamfetamin

Metamfetamin, santral sistemde sinir uçlarında dopamin, noradrenalin ve serotonin salınmasına ve bu maddelerin sinir uçlarına geri alınmasını engelleyip etkilerinin artmasına sebep olan uyarıcı bir maddedir.

Metamfetamin kan-beyin bariyerini kolayca geçerek beyine hızla nüfuz edebilmektedir.

Beynin kimyasını bozup ağır depresyona ve bağımlılarda kalıcı anhedoniye (haz yitimi) neden olmaktadır.

Uyanıklık, motivasyon ve kısa dönem beyin aktivitesini artıran metamfetamin yüksek dozda öforiye (kendini iyi hissetme hali) neden olmaktadır. Uykusuzluk ve yorgunluğu erteleyerek öfori durumu oluşturmaktadır. Uzun süre uyumayan birey beklenmedik bir zamanda birdenbire uyuya kalabilmektedir.

Metamfetamin kısa süreli kullanım durumunda, bireyin dikkatini ve kendine güvenini artırır, bellek fonksiyonlarını ve öğrenmeyi kolaylaştırır, cinsel istekte artışa yol açar.

Fiziksel performansı artırması nedeniyle de yarışmalarda doping yapmak için kötüye kullanılabilmektedir.

Metamfetamin kullanımı kişinin şiddete eğilimini artırabilir.

İştahı azaltıp, bazal metabolizmayı artırarak kişinin kilo vermesine neden olabilir.

Kullanıcılar bir takım psikotik özellikler, paranoya, tensel ve işitsel halüsinasyonlar, duygu durum dengesizlikleri, saplantılar, kuruntular sergileyebilirler.

Uzun süre metamfetamin kullanan kişilerin beyinlerindeki dopamin hücrelerinin zarar görmesi ve seviyesinin azalması sebebiyle Parkinson Hastalığındaki gibi ciddi hareket bozuklukları oluşabilir.

Parkinson Hastalığı: (Substansiya nigra) Siyah çekirdekteki hücre grubu “dopamin” denilen bir kimyasal maddeyi üretir. Dopamin, hareketlerimizin başlatılmasını, akıcı ve ahenkli olmasını sağlar. Parkinson hastalığında siyah çekirdekteki hücrelerin azalması sonucunda dopamin eksikliği olmakta ve bu nedenle hastalığın belirtileri ortaya çıkmaktadır. Hastaların hareketleriyle ilişkili olan bu bulguların yanında birçok farklı şikayeti de olabilir. Yorgunluk, bilişsel fonksiyonlarda azalma, depresyon, anksiyete, davranış bozuklukları, görme ile ilgili bozulmalar, kilo kaybı, uyku anormallikleri ve ağrı gibi.

Beyin Üzerindeki Zararları Nelerdir

Uzun süreli metamfetamin kullanımı beyne hem işlevsel hem de yapısal olarak zarar vermektedir.

Bağımlılık sürecinde kullanıcının beyni maddeye alışmaktadır. Bu sebeple değişen biyokimyasal aktivitenin, madde kullanımı bırakıldıktan sonra normale dönmesi zaman alabilmektedir. Ancak meth beyin hücrelerine zarar verdiği için hasarın tersine çevrilebilmesi tamamen zarar gören yere bağlıdır. Diğer beyin hücrelerinin telafi edebileceği bir bölgede zarar meydana gelirse, kişinin semptomları iyileşebilmektedir. Hücrelerin daha özel ve az olduğu yerlerde ise onarım imkansız olmasa bile oldukça zor olabilmektedir.

Uzun Süreli Metamfetamin Kullanımı Beyne 3 Şekilde Zarar Vermektedir

Akut nörotransmiter değişikliklerine neden olması: Uzun süreli meth kullanımı, beynin hücresel taşıyıcılarını ve reseptörlerini doğrudan değiştirmektedir. Bu taşıyıcılar ve reseptörler ruh halini düzenlemede rol oynar. Bu sebeple kronik bozulma, sinirlilik, ilgisizlik, öfke, depresyon, uykusuzluk ve anksiyete semptomlarına yol açabilmektedir.

Beyin hücresi ölümü: Ağır meth kullanımının beynin frontal lob, kaudat nükleus ve hippokampus dahil olmak üzere kendi kendini kontrol etmekle ilişkili bölümlerinde hücre ölümüne neden olduğu bilinmektedir. Bu alandaki hasar çeşitli psikiyatrik semptomlarla kendini gösterebilmektedir. Bu bölgelerdeki hücre ölümleri telafi edilemez. Bu bölgelere verilen hasarlar uzun süreli değişikliklere yol açabilmektedir.

Beyin ödül sistemini yeniden oluşturması: Metamfetamin bağımlılığı beynin ödül merkezine de zarar vermektedir ve beynin bu bölgelerindeki değişiklikler genelde kalıcıdır. (ventral tegmental alan (VTA), nükleus akumbens, frontal lob). Ödül merkezindeki değişiklikler, kişinin bıraktığı zamanki madde arzusundan da sorumlu olmaktadır.

Beyin Üzerinde Oluşan Hasarın Tersine Çevrilme Olasılığı Nedir

Temple Üniversitesi Psikoloji Bölümü ve Madde Bağımlılığı Araştırma Merkezi tarafından yürütülen bir çalışmada;

Metamfetaminden 6 ay yoksun kalan kullanıcılar; motor, sözel beceriler ve psikolojik görevler konusunda hiç kullanmamış bir gruba kıyasla daha düşük puan aldılar. Bununla birlikte 12-17 ay sonra motor ve sözel becerileri hiç kullanmayanların puanlarıyla eşitlendi. Ancak psikolojik görevleri yerine getirme konusunda sorun yaşamaya devam ettiler; depresyon, ilgisizlik ve saldırganlık sergileme olasılıkları daha yüksek bulundu.

Metamfetamin Kullanmayı Bıraktıktan Sonra Ne Beklenmeli

Normal beyin fonksiyonlarının eski haline gelebilme durumu kişiden kişiye değişmektedir. Bu durumdaki belirleyici etkenler; madde kullanım süresi ve sıklığıdır. Madde kullanımı bıraktıktan sonra 6-12 ay içinde aşağıdaki işlevlerde ve/veya semptomlarda iyileşme beklenebilir;

Daha az kabus, Depresyon ve anksiyetede iyileşme, Odaklanma ve dikkatte gelişme, Beyin reseptörlerinin ve taşıyıcılarının normalleşmesi, Gerginlik ve duygusal öfkede azalma, Beynin kişiliği düzenleyen bölümlerinde nörotransmitter aktivitesinin restorasyonu, Ruh hali değişimlerinin stabilizasyonu.

Kolayca iyileşemeyebilecek tek şey, bir kişinin yaşayabileceği ve yıllarca yoksun bırakıldıktan sonra bile devam edebilen uyuşturucu arzusudur. Bu özel sorun genellikle beynin ödül sistemine verilen hasardan kaynaklanır

Dopamin ve serotonin taşıyıcılarının seviyelerinde azalma

Metamfetamin kullanımı sebebiyle dopamin ve serotonin tükenmesi; başlangıçtaki aşırı coşku ve ardından aşırı depresyon, ilgisizlik ve umutsuzluk dönemleri gibi bir dizi aşırı duygudurum değişikliklerine neden olabilmektedir.

https://www.youtube.com/watch?v=T-duk-PiIXo

Metamfetamin Etkileri

Araştırmalar, dopamin taşıyıcı sistemdeki hasarın zamanla önemli ölçüde yoksunluk ile onarılabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, CNS’deki nöron kaybı tam olarak düzeltilemez. CNS, nöral plastisite olarak bilinen bir mekanizma nedeniyle önemli ölçüde kaybolan bazı kısmi işlevleri kurtarabilir. (Beyindeki nöronların ve diğer yapıların aşırı yaralanmalar nedeniyle işlevlerini değiştirme ve genişletme yeteneği, çünkü önemli çevresel uyarılar beyindeki kalan nöronları başka işlevleri üstlenmeye zorlar). Bununla birlikte, bu işlev sınırlıdır ve kurtarma sürecinde ortaya çıkan oldukça fazla bireysel değişkenlik vardır. Metamfetamini kronik olarak kullanan kişiler, bir dizi kalıcı nörolojik ve bilişsel etkiye maruz kalabilir.

Metamfetamin Kullanımıyla İlişkili Uzun Vadeli Bilişsel Etkiler

Kronik meth kullanımı sonucu ortaya çıkan bilişsel ve duygusal etkilerin listesi, araştırmalara dayalı olarak genişlemeye devam ediyor. Aşağıdaki bilişsel alanlar kronik metamfetamin kullanımının sonucunda önemli ölçüde etkilendiğini göstermektedir:

Dikkat

Frontal ve Prefrontal korteksdeki nöronlarda meydana gelen hasarın bir sonucu olarak; uzun süreli odaklanma, odak değiştirme ve konsantre olabilme ile ilgili kronik sorunlar, genellikle önemli bir yoksunluktan sonra bile kalır.

Yargı ve problem çözme

Meth kullanımının bir sonucu olarak ortaya çıkan hasar, bireyin dürtüleri bastırma yeteneğini etkiler ve bu durum zayıf muhakeme ve problem çözmeye yol açabilir. Bu işlev bozukluğunun boyutu kişiden kişiye değişecektir. Bazı bireyler daha çok dürtüsel olabilir ve davranışlarını kontrol etmek için başlangıçta biraz yardıma ihtiyaç duyabilirken, diğerlerinin daha derin eksiklikleri olabilir.

Hafıza

Araştırma çalışmaları, kronik metamfetamin kullanımının ardından hem hayvanlarda hem de insanlarda bilgiyi kodlama ve hatırlama yeteneğinin önemli ölçüde azaldığını göstermiştir.

Hareket sorunları

Beyindeki beyaz madde yollarındaki bir dizi nöronda meydana gelen hasar, reaksiyon süresi, çok ince ve karmaşık becerilerde koordinasyon ve yürüme gibi çok temel işlevler dahil olmak üzere motor işlevlerdeki değişikliklerle de ilişkilidir.

Duygusal kontrol

Bir kişinin duygusal durumları ve / veya gerçek duygu deneyimleri kendi kendini düzenleme ve kontrol etme becerisidir.

Kronik olarak metamfetamini kullanan bireyler, ruh hali değişiklikleri, kronik depresyon, kronik ilgisizlik, motivasyon kaybı, saldırganlık sorunları, düşmanlık, sinirlilik ve hatta kendine zarar verme ve/veya intihar davranışlarına neden olabilecek duygusal dengesizlikler yaşayabilirler.

Bu, hem nörotransmitterlerin tükendiğini hem de kronik metamfetamin  kullanımının bir sonucu olarak ortaya çıkan yapısal hasarın olduğunu yansıtır.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri

 

METAMFETAMİN HAKKINDAKİ DAHA DETAYLI AKADEMİK BİLGİYE İHTİYAÇ DUYANLAR İÇİN

Metamfetaminin Farmakolojisi

Metamfetaminin net sonucu, santral ve periferik sinir sistemindeki monoaminerjik yolakların aşırı uyarılmasıdır, bu da striatum, prefrontal korteks ve hipokampus dahil olmak üzere birçok beyin bölgesinde ciddi disfonksiyona ve hatta nöronal dejenerasyona yol açabilmektedir.

Monoamin nörotransmiterlerin periferal salınımı, öfori, artmış zihinsel keskinlik, pozitif ruh hali, sosyal ve cinsel disinhibisyonun yanı sıra sistemik sempatomimetik etkiler de dahil olmak üzere akut etkilere neden olur.

Dopaminerjik, noradrenerjik, Serotonerjik ve opioiderjik nörotransmitter sistemler üzerindeki metamfetamin etkileri, kullanımından hemen sonra davranışsal ve bilişsel değişikliklere yol açar.

Metamfetaminin Farmakokinetik Özellikleri

Metamfetaminin sigara olarak içilmesi ve damar içi enjeksiyonu birkaç dakika sürecek öfori hissinin neredeyse anında başlamasına yol açar.

İntranazal ve oral uygulamadan sonra, pik öforik duruma ulaşmak sırasıyla yaklaşık 5 ve 20 dakika sürer ve etkinin 8 ila 12 saat sürdüğü bildirilmiştir.

Madde büyük ölçüde karaciğerde metabolize edilir ve daha sonra böbrekler tarafından atılır.

Metamfetaminin Etkileri

MSS’de tekrarlanan monoamin salınımı, metamfetamin kullananlarda görülen çeşitli nörolojik ve psikiyatrik sorunlardan sorumludur.

Aşırı dopaminerjik işlev, psikotik semptomlara yol açarken, glutamaterjik, GABAerjik, kolinerjik ve opioiderjik iletimdeki bozulma, saldırganlık, depresyon, motor bozukluklar ve uyku bozukluğu gibi diğer semptomlara yol açar .

Metamfetaminin kısa süreli etkileri öfori, atiklik, uyanıklık, artan güven, hiperaktivite ve iştahsızlığı kapsar.

Dopamin salınımı, metamfetaminin öforik etkilerinden sorumludur, ancak metamfetaminin uzun süreli kullanımı, dopamin sisteminde moleküler değişikliklere neden olmakta ve beyindeki sinir ucu terminal hasarına katkıda bulunmaktadır. Bu durum motor becerilerin bozulmasına, hızlı bilişsel gerileme, artan kaygı, psikotik bozukluklar, şiddet davranışları, halüsinasyon, sanrı ve depresyona yol açmaktadır.

Daha yüksek dozda metamfetamin saldırganlık, huzursuzluk, tekrarlı davranışlar, ajitasyon, konfüzyon, kaygı, sinirlilik, disfori, şiddet davranışları, psikomotor bozukluklar, stereotipi, işitsel halüsinasyonlar, panik ve paranoyaya neden olmaktadır.

Metamfetaminin yüksek doz kullanımının son aşamasında, öfori negatif semptomlarla (örneğin, anksiyete, boşluk hisleri) ve yukarıda tanımlanan semptomların çoğuyla yer değiştirmektedir.

Metamfetaminin Yoksunluğu

Metamfetaminin yoksunluk dönemi öznel olarak oldukça rahatsız edicidir, ancak yaşamı tehdit eden bir durum değildir.

Yoksunluk sendromu, yoğunluğa ve süreye göre değişkendir. Depresyon, yorgunluk, hipersomni ve artan iştah, sinirlilik, anksiyete, saldırganlık ve metamfetamin için yoğun istek sık görülen semptomlardır.

Depresif semptomlar metamfetamin yoksunluğunun en belirgin özelliğidir ve 2 haftalık ayıklık döneminden sonra da devam edebilmektedir.

Bu dönemde depresyon ve anksiyete intihar düşüncelerine de yol açabilir. Aşermenin en az 5 hafta sürdüğü gözlemlenirken, kullanıcıların ayıklığın 7-14. günlerinde relapsa karşı özellikle savunmasız olduğu görülmektedir.

Metamfetamin Psikozu

Tek doz kullanım ya da yoksunluk sırasında ortaya çıkan psikoz genellikle geçici olsa da kronik metamfetamin kullanımı ile psikotik bozukluklara yatkınlık artar.

Tayland’da yapılan bir izlem çalışması, metamfetamin psikozu olan hastaların dörtte birinin, ilk yatışlarını takiben 5 yıl içinde şizofreni tanısı aldığını göstermiştir.

Metamfetamin kullananlarda depresyon, intihar davranışı, şiddet, psikoz, kötü fiziksel sağlık ve aşırı zayıflık ile ilişkili sorunlar vurgulanmaktadır.

Depresyon ve intihar düşüncesi aktif ilaç kullanımı, yoksunluk hatta ayıklık dönemlerinde görülebilir.

Duygudurum geçişleri ve dürtüsel davranış, metamfetaminle ilişkili psikiyatrik sendromların bir bileşeni olarak görünmektedir; bunların en ciddi sonucu intihar eğiliminde artıştır.

Normal popülasyon ile karşılaştırıldığında yüksek riskli metamfetamin kullanıcılarında kaza ve intihar riski üst düzeylerde rapor edilmiştir.

Metamfetamin Kullanım Bozukluğunun Farmakoterapisi

Metamfetamin kullanım bozukluğunu tedavi etmek için onaylanmış bir ilaç bulunmamaktadır ve tedavinin birincil bileşeni olmaktan ziyade psikososyal müdahalelere ek olarak farmakoterapi önerilmektedir. Metamfetamin kullanım bozukluğu için araştırılan ilaçlar arasında asetilsistein, antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar, atipik antipsikotik ilaçlar, kalsiyum antagonistleri, kas gevşeticiler, opioid antagonistleri, psikostimülanlar ve vareniklin bulunmaktadır. Metamfetaminle ilişkili psikoz, depresif sendromlar, anksiyete ve uyku bozuklukları gibi metamfetaminle ilişkili persistan veya eşlik eden sendromlar, genellikle semptom odaklı bir şekilde tedavi edilir.

İlaç uygulaması, diğer maddelerin de tüketilmiş olabileceği düşünülerek, dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Hastanın belirgin ajitasyon, agresiflik veya psikotik semptomlar için tedaviye ihtiyacı varsa, ilk tercih edilen ajan olarak benzodiazepinler kullanılmalıdır.

Eğer benzodiazepinler hastayı sakinleştirmek için yeterli değilse, özellikle hastanın sanrıları veya halüsinasyonları varsa, bir antipsikotik ilaç eklenmesi düşünülebilir. Metamfetamin kullanım bozukluğu olan hastalara en az üç hafta süreyle kalifiye bir yoksunluk tedavisi önerilmelidir ve akut tedavi mümkün olan en kısa sürede davranışsal terapi veya pekiştireç odaklı terapi (contingency) gibi diğer psikoterapötik yöntemler ile birleştirilmelidir.”

KAYNAK

Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2018;31:1-10 Editoryal / Editorial DOI: 10.5350/DAJPN20183101001 makalesinden alıntılanmıştır.

 

 

 

Bağımlılık Metamfetamin
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Kumar Bağımlılığı Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir
Kumar Bağımlılığı Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir
12 Kasım 2024

Kumar bağımlılığı, bireylerin hayatını ciddi şekilde etkileyen, kontrolsüz kumar...

Devamı
Methamphetamine and Its Effects on the Brain
Methamphetamine and Its Effects on the Brain
29 Ağustos 2023

Methamphetamine Methamphetamine is a stimulant substance that affects the...

Devamı
Aşk Bağımlılığı
Aşk Bağımlılığı
4 Şubat 2022

AŞK BAĞIMLILIĞI Aşk bağımlığı olan kişiler, duygusal çaresizliğin kaotik...

Devamı
Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri
Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri
7 Eylül 2021

Metamfetamin Metamfetamin, santral sistemde sinir uçlarında dopamin,...

Devamı

Instagram

klinikpsikologtugceturanlar

Bağlanma stilleri, ayrılıkla başa çıkma biç Bağlanma stilleri, ayrılıkla başa çıkma biçimimizi önemli ölçüde şekillendirir. Bu farkındalık, yaşanan tepkilerin kişisel bir yetersizlik değil, geçmişten gelen bağlanma dinamiklerinin doğal bir yansıması olduğunu hatırlatır. Kendi bağlanma stilimizi tanımak, hem ayrılık sürecinde duygularımızı anlamlandırmamıza hem de gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza katkı sağlar.

Güvenli Bağlanma

* Yakınlıktan korkmaz, duygularını ifade eder.
* Ayrılıkta üzüntüyü kabul eder, sosyal destekle iyileşmeye yönelir.
* Daha hızlı toparlanır ve sağlıklı ilişkiler kurma olasılığı yüksektir.

Kaygılı Bağlanma
* Reddedilme korkusu taşır, partneri kaybetmemek için yoğun çaba gösterir.
* Ayrılık sonrası yoğun acı, çaresizlik ve takıntılı düşünceler yaşar.
* Eski partnerle teması sürdürme girişimleri sık görülür.

Kaçıngan Bağlanma
* Yakınlıktan rahatsız olur, duygusal bağı sınırlı tutar.
* Ayrılık sonrası soğukkanlı görünür, acıyı bastırmaya çalışır.
* Bastırılan duygular uzun vadede yalnızlık ya da öfke olarak geri döner.

Korkulu-Kaçıngan Bağlanma
* Hem yakınlık ister hem de reddedilmekten korkar.
* Ayrılıkta duyguları dalgalanır; özlem ve öfke arasında gidip gelir.
* Bu çelişkiler iyileşmeyi ve yeni ilişkileri zorlaştırır.

Ortak Noktalar 🌹
* Ayrılık bir kayıp deneyimidir ve yas süreciyle benzerlik gösterir.
* Benlik algısı sarsılabilir, kişi değerini sorgulayabilir.
* Zamanla çoğu birey ayrılığı kabullenir ve yeni başlangıçlar yapar.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Mikro aldatma, ilişkilerde sadakatin yalnızca fi Mikro aldatma, ilişkilerde sadakatin yalnızca fiziksel sınırlarla değil, duygusal ve dijital alanlarla da şekillendiğini ortaya koyan bir kavramdır. 

Sosyal medyada flörtöz etkileşimler, eski sevgiliyle gizli mesajlaşmalar ya da partnerden saklanan yakınlıklar, görünürde küçük olsa da güveni zedeleyebilir. Bu davranışların ortak özelliği gizlilik, duygusal yatırım ve ilgi odağının partnerden başkasına kaymasıdır. Bu nedenle mikro aldatma, ilişkilerde belirsizlik ve güvensizlik duygularını tetikleyerek büyük krizlere yol açabilir❤️‍🩹

Bununla birlikte, her davranışın mikro aldatma sayılıp sayılmayacağı çiftlerin ortak sınırlarına bağlıdır. Bazı ilişkilerde eski sevgiliyle iletişim önemsiz görülebilirken, başka bir ilişkide bu durum ciddi bir güven sorununa dönüşebilir. Bu nedenle mikro aldatmayı anlamanın anahtarı, partnerlerin açık iletişim kurması, sınırlarını netleştirmesi ve birbirlerinin hassasiyetlerini gözetmesidir. Şeffaflık ve empati, mikro aldatmanın ilişkilerde yıkıcı bir tehdit olmaktan çıkıp, güveni güçlendiren bir farkındalık alanına dönüşmesini sağlayabilir 🌷

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
🥀 Erkek Narsisizm mi, Dişi Narsisizm mi? Aşa 🥀 Erkek Narsisizm mi, Dişi Narsisizm mi?

Aşağıdaki cümlelerden hangileri size daha tanıdık geliyor?

1. Başkalarının hayranlığına ihtiyaç duyarım ve bu benim değerimi kanıtlar.
2. Çoğu zaman empati kurmakta zorlanırım ve mesafeli dururum.
3. İlişkilerde kontrolün bende olmasını isterim.
4. Kendimi çoğu zaman kurban gibi hissederim.
5. Kabul görmek için uyum sağlarım, bazen de kendimden vazgeçerim.
6. Partnerimin başarılarını ve güçlü yanlarını kendi kimliğime katmaya çalışırım.

👉 Eğer daha çok 1-2-3 size uyuyorsa, erkek narsisizmine özgü yönler sizde daha baskın olabilir.

👉 Eğer daha çok 4-5-6 size uyuyorsa, dişi narsisizme özgü yönler sizde daha fazla olabilir.

(Bu test bir tanı aracı değildir; sadece farkındalık yaratmayı amaçlar.)

Barbel Wardetzki, Almanya’da narsisizm üzerine çalışan terapist ve yazar. Onun “Dişi ve Erkek Narsisizm” diye yaptığı ayrım, biyolojik cinsiyetten çok narsisizmin iki farklı dışavurum biçimini anlatıyor:

1. “Erkek narsisizm” (männlicher Narzissmus)

* Daha çok gösterişli, dışa dönük, üstünlük vurgulu bir tarzı ifade eder.
* Tipik özellikler: kibir, grandiyözlük, başarıya ve güce odaklanma, sürekli takdir arama.
* Dışarıdan güçlü, etkileyici, hatta “dokunulmaz” görünür.
* Yani bu daha çok toplumun “maskülen güç” imgeleriyle örtüşüyor.

2. “Dişi narsisizm” (weiblicher Narzissmus)

* Daha çok ilişki odaklı, bağımlı, onay arayışlı bir narsisizm biçimi.
* Tipik özellikler: sürekli sevilme, kabul görme, vazgeçilmez olma ihtiyacı; fedakârlık yaparak değer kazanma çabası.
* Dışarıdan uyumlu, alçakgönüllü biri gibi görünebilir ama altında derin bir değersizlik ve onaylanma açlığı vardır.
* Bu da toplumun “feminen uyum” beklentileriyle bağlantılıdır.

👉 Wardetzki’nin asıl vurgusu şu: Her iki biçim de özde aynı narsisistik yarayı (değersizlik ve reddedilme korkusu) saklar, sadece toplumda öğrenilen rollere göre farklı maskelerle dışa vurulur.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
❤️‍🩹 Duygu köprüsü, geçmişte yaşadığımız yoğun bir duygunun, bugün benzer bir durumla karşılaştığımızda yeniden tetiklenmesidir. 

İlişkinizdeki Duygu Köprüsünü Keşfetmek İçin Kendinize Aşağıdaki Soruları Sorabilirsiniz

Partnerimin bu davranışı bende hangi duyguyu tetikledi?

Bu duyguyu ilk kez hayatımda ne zaman hissetmiştim?

Geçmişte bu duyguyu hissettiğim olay kiminle yaşanmıştı?

Şu anki tepkim gerçekten bugünkü duruma mı ait?

Bu farkındalık, ilişkide nasıl daha sağlıklı bir tepki vermeme yardımcı olabilir?

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
🍃 Travmatik bağlanmayı kişisel farkındalık 🍃 Travmatik bağlanmayı kişisel farkındalık açısından anlamak için üç parçaya ayıralım:

1. Döngüyü tanımak

Travmatik bağlanmada ilişkiler genelde şu döngüyü izler:
1. Yakınlık / balayı dönemi → Partner çok sevgi dolu, özel hissettiriyor.
2. Gerginlik → Eleştiri, uzaklaşma, küçümseme başlıyor.
3. İncitme → Kötü davranış, ihanet, şiddet, duygusal manipülasyon.
4. Telafi → Özür, sevgi gösterileri, “bir daha olmayacak” sözleri.
5. Döngü tekrar başlar.

Soru: Sizin deneyiminizde bu tür iniş-çıkışlar olmuş muydu? Varsa, genelde hangi aşamada ilişkiye daha çok tutunma hissi geliyordu?

2. Bağlılığı güçlendiren psikolojik mekanizmalar

* Dopamin ve adrenalin dalgalanmaları: Yoğun kötü-iyi geçişleri beynin ödül sistemini etkiler.
* Umut bağı: “Bir gün hep iyi olacak” beklentisi.
* Kendi değer algısının bağa bağlanması: “O beni severse değerliyim” inancı.
* Yalnızlık ve korku: İlişkinin bitmesinin yarattığı boşluk korkusu.

Mini farkındalık çalışması: 1 dakika boyunca gözlerinizi kapatıp şunu fark edin: “Onu düşününce midemde/kalbimde/hissiyatımda nasıl bir duygu ya da gerginlik oluyor?”

3. Döngüyü kırmaya yönelik ilk farkındalık adımları

* Gerçeklik listesi tut: Onun hem iyi hem kötü anlarını tarafsızca yazmak, zihnin sadece “iyi” anlara tutunmasını dengeler.
* İçsel ihtiyaçları keşfet: Bu bağ, hangi çocukluk ihtiyacını (güven, onay, sevgi) tetikliyor?
* Destek ağı: Güvendiğin kişilerle yaşadığın döngüyü konuşmak, yalnızlık hissini azaltır.
* Küçük kopuş pratikleri: Tamamen kopmak zor geliyorsa, önce mesajlaşma süresini, görüşme sıklığını kademeli azaltmak.

Umarım bu bilgiler yolunuzu aydınlatmaya yardımcı olur 🩵

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Hayatımız boyunca sıklıkla kendimize ya da başkalarına “Bu normal mi?” diye sorarız. Peki, aslında “normal” nedir? Kim belirler, neye göre değişir? “Normal”, çoğu zaman toplumun ortalama kabul ettiği davranış, düşünce ve duyguları ifade eden bir kavram olarak kullanılır. Ancak bu sınırların kesin ve değişmez olduğunu söylemek mümkün değildir.

Çünkü “normal”, kültüre, zamana, yaşanılan çevreye ve hatta kişinin yaşam dönemine göre farklılık gösterir. Bir toplumda kabul gören bir davranış, başka bir toplumda yadırganabilir. Hatta aynı toplumda bile yıllar geçtikçe normal kabul edilen şeyler değişebilir. Bir dönem tabu olarak görülen konular, bugün gündelik sohbetlerin parçası haline gelebilir.

Psikolojide ise “normal” ve “anormal” ayrımı, çoğu zaman işlevsellik üzerinden yapılır. Bir davranış ya da duygu, kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkilemeye başladığında, bu durumun üzerinde durmak gerekebilir. Fakat burada da kesin bir çizgi çizmek zordur; çünkü her insanın başa çıkma yolları, duygu yoğunluğu ve yaşam deneyimleri birbirinden farklıdır.

✨✨✨✨

“Tut ki şu anda gece yarısı aniden güneş doğuveriyor. Gece yarısında! Zerre kadar şaşırtmaz mı bu seni?’
‘Hayır’ diye yanıtlıyorum, ‘bu, zerre kadar şaşırtmaz beni.’
Barcelonalı saatçi yüksek sesle: ‘Ben şaşırırdım yahu! Hatta o kadar ki, herhalde kafayı oynatırdım’ dedi.
İşte tam burada Salvador Dali sadece kendine özgü o görkemli hazır yanıtlarından birini yumurtluyor:
‘Bende ise tam tersi! Kafayı oynatanın güneş olduğunu düşünürdüm.’

Bir Dahinin Güncesi
Salvador Dalí
Instagram'da takip et

Etiketler

Bağımlılık Bireysel psikoterapi depresyon Ebeveyn EMDR EMDR Terapisi Freud Gottman Çift Terapisi Jung Kişilik Bozuklukları narsist Online EMDR Online psikolog Psikanaliz Psikodinamik Psikoterapi Rüya travma Travma Bağı Travma Sonrası Stres Bozukluğu Travma Sonrası Tepkiler Çift Terapisi Çocukluk Travmaları çocukluk çağı travmaları İlişkiler

Son Eklenenler

  • Bağlanma Stili ve Ayrılıkla Başa Çıkma
  • Mutluluk Korkusu: Neden Bazı İnsanlar Mutluluk Hissinden Kaçar?
  • Mikro Aldatma ve İlişkiler
  • Dişi ve Erkek Narsisizm: İlişkilerde İki Farklı Yüz
  • İlişkilerde Pygmalion Etkisi: Beklentilerimiz Bizi Nasıl Şekillendirir?
  • Kuşaklararası Travma Aktarımı

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz