Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
featured_image

Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?

30 Ocak 2025 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

Günümüzün dijital çağında hayatımızın pek çok yönünü sosyal medyada ve çevrimiçi platformlarda paylaşıyoruz. Ancak paylaşımların dozunu ayarlamak her zaman kolay olmayabiliyor. İnsanlar kimi zaman özel hayatlarına dair fazla detayı çevrim içi ortamlarda sunarak kendilerini “oversharing” (aşırı paylaşım) tuzağının içinde bulabiliyorlar. Bu yazıda; oversharing kavramının ne anlama geldiğini, hangi sebeplerle ortaya çıktığını, psikolojik etkilerini ve bu durumla başa çıkmak için hangi adımları atabileceğimizi ele alacağız.


Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir?

Oversharing, kişinin özel ya da kişisel konularını gereğinden fazla, detaylı ve herkese açık şekilde paylaşması anlamına gelir. Bu sadece sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlarla sınırlı olmayıp, yüz yüze iletişimde bile kişisel sınırların ihmal edilmesi şeklinde kendini gösterebilir. Aşırı paylaşım, kişinin duygularına, yaşadığı olaylara ya da kendi mahremiyet alanına dair bilgileri kontrolsüz biçimde aktarmasıyla karakterizedir.

Örneğin, yeni tanıştığınız bir kişiye hemen aile sorunlarınızı, sağlık sıkıntılarınızı ya da duygusal gelgitlerinizi uzun uzadıya anlatmak, o kişiyle yakın bir bağınız olmamasına rağmen özel hayatınıza dair gereğinden fazla ayrıntıya girmek oversharing davranışıdır. Aynı şekilde sosyal medya platformlarında günlük hayata dair en ince ayrıntılara kadar paylaşım yapmak da benzer bir durum yaratır.


Oversharing’in Nedenleri Nelerdir?

Aşırı paylaşımın altında farklı dinamikler yer alabilir:

  1. Duygusal Destek İhtiyacı
    Kimi zaman insanlar yaşadıkları zorlayıcı duygularla tek başlarına baş etmekte zorlanırlar. Bu duygusal baskıyı hafifletmek adına çevrelerinden destek alabilmek için hemen her detayı paylaşma eğilimine girerler.
  2. Onaylanma ve Beğenilme İsteği
    Özellikle sosyal medya kullanımının arttığı bu dönemde, paylaştığımız her bilgiye “beğeni” ya da “yorum” yoluyla bir dönüş alırız. Bu da onaylanma duygusunu besler. Kişi yeterince beğeni alabilmek adına normalde sınırları dahilindeki mahrem bilgileri bile paylaşabilir.
  3. Özgüven Eksikliği
    Bazı kişiler, başkalarının ilgisini çekerek kendilerini önemli hissetmek veya varlıklarını kanıtlamak isterler. Bu nedenle özel hayatlarına dair detayları açığa çıkararak fark edilme ihtiyacını karşılarlar.
  4. Yalnızlık ve Bağ Kurma Arayışı
    Sosyal çevresi sınırlı, yalnızlık hissiyle baş etmeye çalışan bireyler, samimiyet kurulabileceğini düşünerek aşırı paylaşımda bulunabilirler. Bu şekilde paylaşımların hızlı bir yakınlık yaratacağı yanılgısına kapılırlar.
  5. Sınır Bilincinin Zayıf Olması
    Kişisel sınırlar, mahremiyet ve özel hayat konularında yeterince farkındalığın olmayışı da aşırı paylaşıma yol açar. Kimi insanlar hangi bilgileri, ne kadar ve kiminle paylaşmaları gerektiğini kestiremezler.

Oversharing’in Psikolojik ve Sosyal Etkileri

  1. Pişmanlık ve Utanç
    O an duygusal rahatlama amacıyla veya hızlı bir onaylanma beklentisiyle yapılan paylaşımlar, sonradan pişmanlık veya utanç duygusu doğurabilir. Özellikle dijital ortamda paylaşılan bilgiler kalıcı bir iz bırakabilir.
  2. İlişkilerde Güven Sorunları
    Aşırı paylaşım, çevrenizdeki insanlarla iletişiminizi olumsuz etkiler. Karşınızdaki kişinin mahremiyete dair algısını zedeleyebilir veya samimiyet seviyesine uygun olmayan detaylar paylaşmanız güveni sarsabilir.
  3. Kaygı Duygusunun Artması
    Özellikle özel ve hassas konuların herkese açık biçimde paylaşılması, ileride bu bilgilerin farklı şekillerde karşınıza çıkabileceği endişesini doğurur. Bu da kaygıyı artırarak kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler.
  4. Benlik Saygısında Dalgalanmalar
    Paylaşımlarınız beğeni topladığında iyi hissederken, eleştiriler ya da ilgisizlikle karşılaştığınızda özgüveniniz sarsılabilir. Bu duygu dalgalanmaları ruh sağlığında istikrarsızlığa yol açabilir.
  5. Karşı Tarafı Bunaltma veya Rahatsız Etme
    Sohbet halinde veya sosyal medyada paylaşılan yoğun ve gereğinden fazla kişisel bilgi, çevrenizdeki kişileri bunaltabilir ya da gereksiz bir duygu yükü ile baş başa bırakabilir. Bu da sosyal etkileşimlerinizi aksatır.

Oversharing’den Nasıl Kaçınılır?

Sınır Bilinci Geliştirin
Hangi bilgilerin paylaşılmaya uygun olduğunu, hangi detayların mahrem sayıldığını içsel olarak belirlemek önemlidir. Herkese açık platformlarda veya yeni tanıştığınız insanlarla paylaşımlarınızı mutlaka gözden geçirin.

Düşün – Bekle – Paylaş Tekniği
Özellikle duygusal yoğunluğun yüksek olduğu anlarda paylaşım yapmadan önce kendinize şu soruları sorun:

  • Bu bilgiyi paylaşmam şart mı?
  • Paylaştığımda kendimi nasıl hissedeceğim?
  • Karşımdaki kişi bu bilgiyi bilmekten gerçekten memnun olacak mı?
  • Birkaç saniye beklemek ve düşünmek, gereksiz ifşaları önlemede oldukça yardımcı olur.

Destek Sistemleri Oluşturun
Yaşadığınız duygusal zorlukları herkesle paylaşmak yerine güvendiğiniz, yakın çevrenizde olan bir iki kişiyle ya da bir uzmanla paylaşmak daha sağlıklı olur. Böylece ihtiyaç duyduğunuz desteği alırken gereğinden fazla kişinin özel hayatınıza nüfuz etmesini engellemiş olursunuz.

Gizlilik Ayarlarına Dikkat Edin
Sosyal medyada, özellikle fotoğraf ve hikaye paylaşım platformlarında, gizlilik ayarlarınızı gözden geçirin. Herkese açık paylaşımlar yerine, yalnızca yakın çevrenizle veya oluşturduğunuz belirli listelerle paylaşım yapmayı tercih edebilirsiniz.

Profesyonel Yardım Alın
Aşırı paylaşım davranışı özdeğer, yalnızlık, kaygı veya özgüven eksikliği gibi derin nedenlere dayanıyor olabilir. Bu konular üzerinde çalışmak için bir psikolog, psikolojik danışman veya terapistle görüşmek yararlı olacaktır.

Online psikolojik danışmanlık randevusu almak için yulepsikoloji@gmail.com adresine mail atabilir ya da 0532 053 3992 whatsapp üzerinden mesaj atarak iletişime geçebilirsiniz.


Aşırı Paylaşım Yapmadan Samimi ve Açık Olmak Mümkün mü?

Elbette, samimiyet ve aşırı paylaşım birbirinden tamamen farklı kavramlardır. Samimi bir iletişim, duygularınızı, düşüncelerinizi ve yaşadıklarınızı uygun bir seviyede paylaşmayı içerir. Aşırı paylaşımla karıştırılan durum, aslında insanların birbirine yakınlaşırken dozunda bilgi aktarımı yapmasıyla çözümlenir. Örneğin, yeni tanıştığınız bir kişiyle sohbet ederken onunla empati kuracak, ortak ilgi alanlarını yakalayacak konuları paylaşmak yerinde olur; ancak özel hayatınızdaki en derin detaylara hemen girmek uygun olmayabilir.

Dolayısıyla samimi ve içten paylaşımlar, karşınızdakini de sizi de zora sokmayacak şekilde bir denge içinde gerçekleşmelidir. Bu dengeyi bulmak zaman alabilir ancak kendinizi ve sınırlarınızı tanıdıkça bu konuda daha bilinçli davranabilirsiniz.


Sonuç

Oversharing (aşırı paylaşım), hem yüz yüze hem de dijital etkileşimlerde kendi sınırlarımızı ihlal etmemize ve uzun vadede pişmanlık, kaygı ve sosyal ilişkilerde zedelenmeye yol açabilen bir davranış biçimidir. Kimi zaman bir anlık rahatlamaya ya da beğenilme ihtiyacına cevap verse de, paylaştıklarımızın kalıcılığı ve etkileri düşünüldüğünde sağlıklı sınırları korumak çok daha önemlidir.

Bu noktada “Düşün – Bekle – Paylaş” gibi basit stratejiler uygulamak, mahremiyet algısına önem vermek, güvendiğiniz yakın çevrenizi kullanmak veya profesyonel destek almak efektif çözümler sunar. Kişisel sınır ve mahremiyet bilinci, yaşam kalitemizi korumak ve uzun vadede sağlıklı ilişkiler sürdürmek adına kritik öneme sahiptir.

Aşırı paylaşım alışkanlığından uzaklaşıp, samimiyeti koruyarak ölçülü davranmayı öğrendiğimizde, dijital dünyada da gerçek hayatta da daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir iletişim kurabiliriz. Unutmayın, her bilgi paylaşılmaya uygun değildir; mahremiyet, kişisel bütünlüğümüzü koruyan en temel değerlerden biridir.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynaklar

Algül, A. (2018). Sosyal ağ kullanıcılarının “abartılı paylaşım”, “benlik sunumu” ve mahremiyet tüketimleri. Öneri Dergisi, 13(49), 21–44.

Aharony, N. (2016). Relationships among attachment theory, social capital perspective, personality characteristics, and Facebook self-disclosure. Aslib Journal of Information Management, 68(3), 362–386. https://doi.org/10.1108/AJIM-01-2016-0001
Taddei, S., & Contena, B. (2013). Privacy, trust and control: Which relationships with online self-disclosure? Computers in Human Behavior, 29(3), 821–826.

 

Kaygı Özgüven yalnızlık
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Doğum Sonrası Depresyon ( Postpartum Depresyon)
Doğum Sonrası Depresyon ( Postpartum Depresyon)
9 Haziran 2024

Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon), doğumdan sonra ortaya çıkan bir...

Devamı
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?
12 Mart 2022

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi...

Devamı
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
17 Haziran 2024

İlişkinizin ilk günlerini hatırlıyor musunuz? Her şey harikaydı, değil mi? Size...

Devamı
Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış
Borderline Kişilik Yapısı: DSM-5 Tanı Ölçütlerine Klinik Bir Bakış
19 Ocak 2023

Borderline kişilik yapısı, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan...

Devamı

Instagram

Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz