Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
featured_image

EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri

28 Aralık 2022 Yazar: Tuğçe Turanlar Bedensel Bellek 0 Yorum

EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici deneyimlerin bugünkü duygusal ve bedensel tepkiler üzerindeki etkisini anlamaya yönelik bir çerçeve sunar. EMDR Terapisi, danışanın zorlayıcı yaşantılarının bugünkü işlevselliğini bozmayacak şekilde yeniden işlenmesine yardımcı olmayı amaçlayan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Travmatik yaşantıların bedende bıraktığı izler ve bu izlere eşlik eden duygusal tepkiler, bedensel bellek kavramı üzerinden daha ayrıntılı biçimde ele alınabilir (bkz. Bedensel Bellek yazıları).

EMDR Terapisi Nedir?

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), Francine Shapiro’nun 1987 yılında spontan göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etmesiyle geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR, travmatik anıların beyinde nasıl depolandığını ve işlendiğini hedef alarak çalışır.

Travmatik yaşantılar; duygu, düşünce ve beden duyumlarıyla birlikte yeterince işlenmeden depolandığında, tetikleyici bir durumla karşılaşıldığında aynı yoğunlukla yeniden ortaya çıkabilir. Bu süreç her bireyde aynı biçimde işlemez; genetik, gelişimsel ve ilişkisel faktörler, travmanın nasıl depolanacağını ve yeniden deneyimleneceğini belirgin biçimde etkiler.


EMDR Terapisinin Kuramsal Dayanağı: Adaptif Bilgi İşleme Modeli

EMDR terapisi kuramsal temellerinin merkezinde Adaptif Bilgi İşleme Modeli yer alır. Bu model, her insanda doğal olarak var olduğu varsayılan bir psikolojik işleme sistemine dayanır. Normal koşullarda bu sistem, yaşantıların anlamlandırılarak belleğe entegre edilmesini sağlar.

Travmatik deneyimler sırasında bu doğal işleme süreci kesintiye uğradığında, anılar kendi nöral ağlarında “donmuş” biçimde kalır ve diğer işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşemez. Bu kopukluk, travmaya eşlik eden duygusal ve bedensel belirtilerin devam etmesine zemin hazırlar (Shapiro, 2016).

EMDR terapisi, bu doğal bilgi işleme sürecini yeniden harekete geçirerek işlevsel olmayan biçimde depolanmış anıların adaptif şekilde yeniden yapılandırılmasını hedefler (Shapiro & Laliotis, 2011).


EMDR Terapisinde Çift Yönlü Uyarım

EMDR sürecinde kullanılan çift yönlü uyarımlar — göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyaranlar — beynin her iki hemisferini sırayla aktive eder. Bu uyarım biçimi, travmatik anıya ait görüntülerin canlılığını azaltır; duygusal yükün ve bedensel tepkilerin düzenlenmesine katkı sağlar.

Bu süreçte travmatik anı tamamen silinmez. Ancak anıya eşlik eden yoğun rahatsızlık azalır ve kişi yaşantıyı daha bütünlüklü, daha az tehdit edici bir çerçevede değerlendirebilir.


EMDR Terapisinde Çalışılan Temel Bileşenler

EMDR terapisi sırasında işlemlemeye dahil edilen başlıca bileşenler şunlardır:

  • Travmatik anıya ilişkin imge

  • Kendilikle ilgili olumsuz biliş

  • Hedeflenen olumlu biliş

  • Anıya eşlik eden duygusal tepkiler

  • Bedensel duyumlar

Bu bileşenler, danışanın öznel rahatsızlık düzeyi ve bedensel tepkileri belirgin biçimde azalıncaya kadar terapötik sürecin parçası olarak ele alınır.


EMDR Terapisinin Klinik Süreci

EMDR terapisi, sekiz aşamalı yapılandırılmış bir protokol çerçevesinde uygulanır. Bu aşamalar; danışan öyküsünün alınması, hazırlık, hedef anının değerlendirilmesi, duyarsızlaştırma, olumlu bilişin yerleştirilmesi, beden taraması, kapanış ve yeniden değerlendirmeden oluşur.

Bu yapılandırılmış çerçeve, sürecin danışanın ihtiyaçlarına göre esnek biçimde ilerlemesine olanak tanırken, terapötik güvenliğin korunmasını da sağlar.


EMDR Terapisinin Etkisi Üzerine

Araştırmalar, EMDR’nin özellikle travma sonrası stres belirtileri olmak üzere birçok psikolojik zorlanmada etkili olduğunu göstermektedir. EMDR terapisi; Amerikan Psikiyatri Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Birliği tarafından etkin bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilmektedir.


EMDR Terapisi Hakkında Klinik Bir Not

EMDR terapisi, lisanslı ve bu alanda eğitim almış ruh sağlığı uzmanları tarafından uygulanmalıdır. Her birey için sürecin süresi ve derinliği farklılık gösterebilir. Terapi, hızdan çok güvenli ve bütünlüklü bir işlemleme sürecini esas alır.

Kaynak

Pagani, M., Amann, B. L., Landin-Romero, R., & Carletto, S. (2017). Eye movement desensitization and reprocessing and slow wave sleep: A putative mechanism of action. Frontiers in Psychology, 8, Article 1935.

Travma Sonrası Tepkiler
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri
EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri
28 Aralık 2022

EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici...

Devamı
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
7 Eylül 2021

Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri  Çocukluk çağı travmaları...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
Kuşaklararası Travma Aktarımı
Kuşaklararası Travma Aktarımı
31 Mayıs 2025

Kuşaklararası travma kavramı, ilk kez 20. yüzyıl ortalarında psikiyatri ve...

Devamı

Instagram

Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.

Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.

Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.

#psikoloji 

Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz