Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
featured_image

İlişkilerde Değişim ve Güçlü Bağların Sırları

1 Ekim 2025 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

İlişkiler, durağan bir yapıya sahip değildir. Tıpkı doğadaki döngüler gibi değişir, dönüşür ve yeniden şekillenir. Hayatın getirdiği farklı dönemler, çiftlerin ilişkilerini de etkiler; kimi zaman heyecan verici yeni başlangıçlar, kimi zaman zorluklarla dolu stresli süreçler, kimi zaman da sakinleşme ve uyum dönemleri yaşanır.

Bu değişimler kaçınılmazdır. Önemli olan, her dönemi fark edebilmek ve o dönemde ilişkiyi güçlendirecek adımlar atabilmektir. Çünkü sevgi durağan bir duygu değil; değişimle birlikte büyüyen, olgunlaşan ve derinleşen bir süreçtir.

İlişkilerde Uyum ve Ritüellerin Önemi

Hayatın akışı içinde değişim kaçınılmazdır. Mezuniyet, iş değişikliği, yeni bir şehre taşınmak ya da çocukların büyüyüp evden ayrılması gibi olaylar, çiftlerin yaşam ritmini doğrudan etkiler. Bu tür dönemler, ilişkide hem heyecan verici yenilikler hem de zorlayıcı uyum süreçleri yaratabilir.

İşte bu noktada, ortak ritüeller güçlü bir bağ oluşturur. Ritüeller, ilişkinin içinde güven ve süreklilik duygusu yaratan küçük ama etkili alışkanlıklardır. Pazar sabahı yapılan kahvaltılar, her yıl tekrarlanan doğum günü kutlamaları ya da haftalık film geceleri, çiftin bağını koruyan ve değişimin dalgaları arasında ilişkiye sabit bir zemin sunar.

Bununla birlikte, açık uçlu sorular sormak da bu dönemin en önemli iletişim araçlarından biridir. “Bu değişim seni nasıl etkiliyor?”, “Şu an en çok neye ihtiyaç duyuyorsun?” gibi sorular, partnerin duygu ve düşüncelerini derinlemesine anlamaya yardımcı olur. Evet/hayır yanıtlarıyla sınırlı kalmayan bu tür sorular, çiftin birbirine yabancılaşmasını engeller ve değişim dönemlerini bir fırsata dönüştürür.

Geçiş dönemleri aslında birlikte öğrenmenin ve uyum sağlamanın en verimli zamanlarıdır. Çiftler bu süreçte birbirlerinin iç dünyasına daha dikkatle kulak verdikçe, bağları güçlenir ve ileride karşılaşacakları yeni dalgalara karşı daha dayanıklı hâle gelirler.

İlişkilerde Çatışma Yönetimi ve İletişim Stratejileri

İlişkiler her zaman huzur ve uyum içinde ilerlemez. Hayatın farklı evrelerinde işsizlik, maddi sıkıntılar, sağlık sorunları, kayıplar ya da güveni sarsan olaylar ortaya çıkabilir. Bu dönemler, çiftlerin bağını test eden zorlu zamanlardır.

Çatışmalar bu dönemin en doğal parçasıdır. Ancak önemli olan, çatışmaları tamamen ortadan kaldırmak değil, onları yapıcı bir şekilde yönetebilmektir. Bu noktada “ben dili” kullanmak büyük önem taşır. “Sen beni hiç anlamıyorsun” yerine, “Bu durumda kendimi anlaşılmamış hissediyorum” demek, suçlamayı ortadan kaldırır ve iletişimi daha sağlıklı bir zemine taşır.

Bir diğer önemli unsur, onarım girişimleridir. Tartışmalar sırasında “Özür dilerim”, “Biraz sakinleşelim” ya da “Sana ihtiyacım var” gibi ifadeler, ilişkiyi kopma noktasından geri döndürebilir. Küçük ama samimi bu adımlar, çiftlere “önceliğimiz birbirimiz” mesajını verir.

Zorluklar döneminde güven ve bağlılık yeniden sınanır. Bu dönemde verilen küçük sözleri tutmak, partnerin yanında olmak ve destek vermek, ilişkinin temel taşlarını güçlendirir. Böylece en zorlayıcı dönemler bile çiftin birbirine daha çok kenetlenmesine aracılık edebilir.

Evlilikte İletişim, Aile ve Destekleyici Bağlar

Hayat yalnızca zorluklardan ibaret değildir; kimi dönemler umut verici ve heyecan doludur. Evlilik, birlikte eve çıkmak, çocuk sahibi olmak ya da yeni bir iş fırsatı, çiftler için yeni sorumluluklarla birlikte büyük mutluluk da getirir.

Bu süreçte en kritik nokta, partnerler arasındaki karşılıklı destektir. Destek, sadece “yanındayım” demekle sınırlı değildir. Bazen duygusal destek gerekir; bazen de günlük sorumlulukları paylaşmak, plan yapmak ya da partnerin hayalini gerçekleştirmesi için ona zaman yaratmak, destek olmanın somut yollarıdır.

Ayrıca bu dönemde çiftlerin “aşk haritalarını” güncellemeleri çok önemlidir. Aşk haritası, partnerin ilgi alanlarını, korkularını, hayallerini ve hedeflerini bilmeyi ifade eder. İnsanlar zamanla değişir; bu nedenle aşk haritasının da güncel tutulması gerekir. Partnerinizin şu anda en çok neye önem verdiğini bilmek, ilişkinizi canlı ve güçlü tutar.

Yeni başlangıçların enerjisiyle birlikte, çiftler aynı zamanda kendi “biz hikâyelerini” de yeniden yazmaya başlar. Nasıl tanıştıklarını, hangi zorlukları aştıklarını ve hangi başarıları paylaştıklarını hatırlamak, ilişkinin olumlu yönlerini öne çıkarır ve geleceğe daha güvenle bakmalarını sağlar.

İlişkilerde Ortak Hayaller, Oyun ve Eğlencenin Gücü

İlişkilerin en keyifli dönemlerinden biri, çiftlerin birlikte büyüme ve keşif sürecidir. Bu dönemde daha fazla enerji hissedilir, yeni şeyler deneme isteği artar. Seyahatler, hobiler, ortak projeler ya da günlük hayata eklenen küçük yenilikler, ilişkiye heyecan ve tazelik katar.

Bu dönemde önemli olan, partnerin hayallerini ve hedeflerini bilmek ve bunları paylaşmaktır. “Hayatında en çok neyi gerçekleştirmek istiyorsun?” veya “Birlikte başarmak istediğimiz şeyler neler?” gibi sorular, çiftin ortak yönünü belirlemesine yardımcı olur. Bu tür konuşmalar, yalnızca bireysel gelişimi değil, aynı zamanda ortak bir gelecek vizyonunu da güçlendirir.

Ayrıca oyun ve eğlencenin rolü göz ardı edilmemelidir. Çoğu zaman yoğun iş temposu veya günlük sorumluluklar nedeniyle eğlence geri plana atılır. Oysa birlikte kahkaha atmak, spontane etkinlikler yapmak, espriler paylaşmak ve küçük maceralar yaşamak, çiftin bağını derinleştirir.

Unutulmaması gereken basit bir gerçek vardır: “Birlikte oyun oynayan çiftler, birlikte kalır.” Eğlence ve oyun, yalnızca keyifli anlar yaratmaz; aynı zamanda güven, yakınlık ve derin bir duygusal bağın da temel taşlarından biridir.

Değişimi Kabul Etmek ve Sağlam Bağlar Kurmak

İlişkiler, tıpkı doğa gibi farklı evrelerden geçer. Kimi zaman uyum arayışı, kimi zaman stres ve zorlukların ağırlığı, kimi zaman umut dolu yeni başlangıçların heyecanı, kimi zaman da büyüme ve keşfin canlılığı yaşanır. Her dönem kendi içinde zorluklar kadar fırsatlar da barındırır.

Önemli olan, hangi evrede olunduğunu fark etmek ve o dönemin ihtiyaçlarına uygun adımlar atabilmektir. Ritüeller değişim dönemlerini kolaylaştırır, çatışmaları doğru yönetmek zorlukları aşılır kılar, yeni başlangıçlarda destek vermek ilişkiyi güçlendirir, oyun ve macera ise bağı canlı tutar.

Sevgi, durağan bir duygu değil; değişimle birlikte olgunlaşan, derinleşen ve güçlenen bir süreçtir. Çiftler yaşamın farklı evrelerini birlikte deneyimledikçe yalnızca ilişkilerini değil, kendilerini de yeniden keşfeder.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Kaynakça

Gottman Institute. (2025). Seasons of Life. Love Notes Newsletter, October 2025.

Aşk Haritası Çift Terapisi Çiftler Evlilik Online Bireysel Terapi Sağlıklı ilişkiler
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
15 Ocak 2026

Hayat zaman zaman zorlayıcı olabilir ve insanların niyetlerini sorgulamak bizi...

Devamı
Erteleme Nedir? Neden Erteleriz? Döngüyü Nasıl Kırarız?
Erteleme Nedir? Neden Erteleriz? Döngüyü Nasıl Kırarız?
22 Aralık 2023

Neden Erteleriz Erteleme, günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş bir...

Devamı
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
19 Ocak 2025

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), hem çocukluk hem de...

Devamı
Grup Terapisi
Grup Terapisi
11 Ocak 2024

"Ne olmadığımızı keşfetmemiz ne olduğumuzun keşfine giden bir adımdır." -...

Devamı

Instagram

Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz