Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • İletişim
featured_image

Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

11 Ocak 2026 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

Sosyal kaygı, sıklıkla “sosyal fobi” başlığı altında ele alınan; kişinin sosyal ortamlarda görülme, değerlendirilme ve açığa çıkma ihtimali karşısında yoğun bir huzursuzluk yaşamasıyla tanımlanan bir ruhsal örüntüdür. Bu deneyim, gündelik çekingenlikten farklı olarak süreklilik gösterir ve zamanla kişinin ilişkisel alanını daraltabilir.

Analitik perspektiften bakıldığında bu durum yalnızca bir kaygı tepkisi olarak değil; utanç, kendilik algısı ve başkasının bakışıyla kurulan ilişki üzerinden anlaşılır. Sosyal ortamlarda tetiklenen huzursuzluğun merkezinde çoğu zaman şu soru yer alır:
“Eğer gerçekten görünür olursam, kabul edilir miyim?”


Utangaçlık ile Sosyal Kaygı Arasındaki Ayrım

Utangaçlık genellikle durumsal, geçici ve ilişki kurulduğunda azalan bir çekingenliktir. Sosyal kaygıda ise huzursuzluk, ilişkinin başlamasından sonra da sürer. Sosyal ortam, kişi için yalnızca rahatsız edici değil, psikolojik olarak tehdit edici bir alan hâline gelir.

Bu noktada dikkat çekici olan, sosyal kaygı yaşayan birçok kişinin ilişki kurma isteğinin varlığını korumasıdır. Ancak bu istek, güçlü bir içsel alarm sistemiyle birlikte işler. Geri çekilme, çoğu zaman isteksizlikten değil; kendiliği koruma çabasından kaynaklanır.


Psikanalitik Perspektiften Kökenler

Psikanalitik kuram, sosyal kaygıyı sıklıkla erken ilişkisel deneyimlerde şekillenen utanç temelli bir iç yapı ile ilişkilendirir. Özellikle sevginin performansa bağlandığı, eleştirinin ya da koşullu kabulün baskın olduğu aile ortamlarında çocuk, görünür olmayı riskli bir deneyim olarak öğrenir.

Bu tür ilişkisel bağlamlarda örtük biçimde aktarılan mesaj şudur:
“Olduğun hâlinle değil, uygun olduğun sürece kabul edilirsin.”

Bu mesaj zamanla içselleştirilir ve yetişkinlikte sosyal ortamlarda kendiliğin sürekli izlenmesi ve denetlenmesi biçiminde yeniden ortaya çıkar.


Utanç, Bakış ve Görülme Deneyimi

Sosyal kaygıda baskın duygunun çoğu zaman kaygıdan çok utanç olduğu görülür. Kişi, başkasının bakışını yalnızca değerlendiren bir göz olarak değil; teşhir eden, açığa çıkaran bir bakış olarak deneyimler.

Bu nedenle korkulan şey genellikle yanlış bir şey söylemekten ziyade; küçük düşmek, yetersizliğin fark edilmesi ya da kontrolün kaybedilmesidir. Sosyal ortamlarda kişi yalnızca başkalarının bakışına değil, aynı zamanda kendi içindeki eleştirel bakışa da maruz kaldığını hisseder.


Geri Çekilme ve İlişkisel Arzu

Dışarıdan bakıldığında sosyal kaygı yaşayan kişilerle sosyal ilişkilerden bilinçli olarak uzak duran kişiler benzer görünebilir. Ancak iç dünyaları belirgin biçimde farklıdır. Sosyal kaygıda geri çekilme, ilişkiden vazgeçmekten çok ilişkinin sonuçlarından korkmakla ilgilidir.

Kişi ilişki ister; ancak görünür olmanın beraberinde getirdiği utancı tolere etmekte zorlanır. Bu nedenle görünmezlik, çoğu zaman geçici bir psikolojik güvenlik alanı işlevi görür.


Savunma Mekanizmaları ve İçsel Denetim

Sosyal kaygı bağlamında kullanılan savunmalar genellikle üst düzey ve uyum amaçlıdır. Kaçınma, yalıtma, düşünselleştirme ya da karşıt tepki gibi düzenekler, kişinin zayıflığına değil; utanç duygusunun taşmasını engelleme çabasına işaret eder.

Bu savunmalara çoğu zaman sert ve eleştirel bir iç ses eşlik eder. Bu iç ses, geçmişte deneyimlenmiş eleştirel ya da koşullu kabul sunan bakışların içselleştirilmiş bir uzantısı olarak düşünülebilir.


Analitik Perspektiften Sosyal Kaygı

Analitik psikoloji açısından sosyal kaygı, yalnızca belirtiler düzeyinde ele alınmaz; kendilik ile persona arasındaki gerilim ve başkasının bakışıyla kurulan ilişki üzerinden değerlendirilir. Görünmek, bu çerçevede yalnızca sosyal bir eylem değil; psikolojik olarak kendini ortaya koyma riskini de içerir.

Bu nedenle bu deneyim, çoğu zaman kişinin kendilik sınırlarını ve ilişkisel güven duygusunu koruma çabasıyla birlikte düşünülür. Kaygı, bu anlamda, bir zayıflıktan çok koruyucu bir düzenek olarak işlev görür.


Sosyal Kaygıda Zaman, Beklenti ve İçsel Sahne

Sosyal kaygı, yalnızca içinde bulunulan ana ait bir deneyim değildir; çoğu zaman henüz gerçekleşmemiş bir sahnenin zihinde tekrar tekrar kurulmasıyla beslenir. Kişi sosyal ortama girmeden önce, yaşanması muhtemel bir durumu zihinsel olarak canlandırır ve bu sahnede kendisini çoğunlukla eksik, yetersiz ya da teşhir olmuş bir konumda hayal eder.

Bu içsel sahne, yalnızca başkalarının olası tepkilerini değil; kişinin kendi kendisine yönelttiği beklenti ve yargıları da içerir. Böylece huzursuzluk, dış dünyadaki bir olaydan çok, zihinsel bir hazırlık süreci içinde yoğunlaşır. Bugünkü sosyal ortam, çoğu zaman geçmişteki bir bakışın ya da duygunun yeniden sahnelenmesi işlevi görür.


Sessizlik, Konuşma ve Kendiliğin Korunması

Sosyal kaygı bağlamında dikkat çeken bir başka alan, sessizlik ve konuşma arasındaki gerilimdir. Bazı kişiler için konuşmak, kendini açığa çıkarma ve risk alma anlamına gelirken; sessizlik, kendiliği koruyan bir zırh işlevi görür. Ancak bu zırh, uzun vadede ilişkisel teması sınırlayan bir bedel de yaratır.

Analitik perspektiften bakıldığında burada mesele konuşamamak değil, konuşmanın ne anlama geldiğidir. Konuşmak; eleştirilmek, yanlış anlaşılmak ya da hayal kırıklığı yaratmakla eşleştiğinde, kişi sessizliği bir düzenleme aracı olarak kullanır. Bu sessizlik pasif bir geri çekilme değil; çoğu zaman kendiliğin sınırlarını koruma çabasıdır.

Bu açıdan sosyal kaygı, kişinin ilişkiyle bağını tamamen kopardığı bir durumdan ziyade, ilişki içinde kalmaya çalışırken kendini korumaya aldığı bir ara konum olarak da düşünülebilir.


Not

Bu metin, sosyal kaygıyı psikanalitik ve analitik kuramsal çerçeve içinde bilgilendirici bir okuma olarak ele almaktadır. Tanı koyma, tedavi önerme ya da yönlendirme amacı taşımaz.

Daha fazla kaynak için buradaki (sosyal fobi nedir) ingilizce makaleye göz atabilirsiniz.

 

Sosyal Anksiyete Sosyal Fobi
1 Like
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Çocuklar için Ölüm ve Kaybı Anlama
Çocuklar için Ölüm ve Kaybı Anlama
7 Eylül 2021

Çocuklar için Ölüm Kavramı Çocuğun ölümün anlamını kavraması; yaşına, gelişim...

Devamı
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
27 Mart 2024

Serbest çağrışım, psikanalizin en temel ve en çok bilinen tekniklerinden biridir....

Devamı
Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap
Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap
5 Eylül 2023

Travma ile ilgili size dolaylı yoldan destek olabilecek 8 Kitap önerisini...

Devamı
Göç ve göçün psikolojik etkileri
Göç ve göçün psikolojik etkileri
7 Eylül 2021

Göç Göç, birçok nedenden ötürü insanların kendi yaşam yerlerinden kopup...

Devamı

Instagram

Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • Narsisizm
  • İstismar ve Manipülasyon
  • Bağlanma Stilleri
  • Psikodinamik Terapi
  • EMDR
  • Şema Terapi
  • Gottman Çift Terapisi

Son Eklenenler

  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz