Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Depresyondaki Partnerime Nasıl Yardım Edebilirim?

22 Ocak 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Duygudurum Bozuklukları, İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Depresyondaki Partnerime Nasıl Yardım Edebilirim?

Depresyon, kişinin ruh halini, düşüncelerini ve davranışlarını derinden etkileyen ciddi bir ruh sağlığı problemidir. Bu durum sadece depresyon yaşayan kişiyi değil, onun çevresindeki insanları, özellikle de partnerini önemli ölçüde etkiler. Eğer romantik ilişkinizde partnerinizin depresyonda olduğunu düşünüyorsanız, ona destek olmak için atabileceğiniz doğru adımları bilmek önemlidir. Peki, depresyondaki partnerinize nasıl davranmalısınız?

Depresyon Nedir ve Partnerinizi Nasıl Etkiler

Depresyon, kişinin duygu durumunu, düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen karmaşık bir bozukluktur. Depresyonun belirtileri arasında enerji kaybı, ilgisizlik, düşük özgüven, aşırı ya da az uyuma, iştah değişiklikleri, kararsızlık ve hatta intihar düşünceleri yer alabilir. Partneriniz depresyondaysa, bu durum onun yaşam kalitesini düşürdüğü gibi romantik ilişkinizin dinamiklerini de değiştirebilir. İlk adım, depresyonun ne olduğunu ve partnerinizin yaşadıklarının iradesizlikten değil, biyolojik ve psikolojik faktörlerden kaynaklandığını anlamaktır.

Depresyondaki Partnerinize Nasıl Destek Olabilirsiniz

Partnerinizin Davranışlarını Doğru Anlayın

Depresyon sırasında kişiler sıklıkla içine kapanabilir, sosyal etkinliklerden uzak durabilir ve sevdikleri aktivitelerden keyif almaz hale gelebilir. Bu durumun kişisel bir reddedilme olmadığını anlamak önemlidir. Örneğin, “Dışarı çıkalım, sana iyi gelir” gibi tekliflerinize yanıt alamadığınızda bunu kişisel algılamak yerine, partnerinizin içinde bulunduğu durumun bir yansıması olduğunu unutmayın.

Empati Kurarak Dinleyin

Depresyondaki biriyle konuşurken empati kurmak ve yargılamadan dinlemek çok önemlidir. Ona destek olmak için şu ifadeleri kullanabilirsiniz:

  • “Böyle hissetmene üzüldüm. Bu konuda konuşmak ister misin?”
  • “Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
  • “Unutma, yalnız değilsin ve bu süreci birlikte aşacağız.”

Bu tür cümleler, partnerinizin kendini değerli hissetmesine yardımcı olur. Ancak, “Bunda üzülecek ne var?” veya “Kafanda büyütüyorsun” gibi ifadelerden kaçının. Bu tür sözler, kişinin kendini daha da yetersiz hissetmesine neden olabilir.

Fiziksel Aktiviteyi ve Günlük Rutinleri Teşvik Edin

Depresyon kişinin enerjisini ve motivasyonunu tüketebilir, bu da günlük aktiviteleri yapmayı zorlaştırır. Partnerinizi küçük adımlarla harekete geçmeye teşvik edin. Örneğin, kısa yürüyüşlere çıkmayı, birlikte bir film izlemeyi veya bir kahve içmek için dışarı çıkmayı teklif edebilirsiniz. Bilimsel araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Ancak bu süreçte sabırlı olun ve partnerinizi zorlamayın.

Tedavi Sürecine Eşlik Edin

Depresyondaki bir kişi genellikle yardım istemekte zorlanabilir. Partnerinize profesyonel destek alması gerektiğini nazikçe hatırlatabilir, hatta ona bu süreçte eşlik edebilirsiniz. Örneğin, bir psikolog veya psikiyatriste randevu almasına yardımcı olabilir, gerekirse onunla birlikte terapiye katılabilirsiniz. Tedavi sürecinin zaman alabileceğini ve iniş çıkışlarla dolu olabileceğini unutmayın.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

İntihar Riskine Karşı Dikkatli Olun

Depresyonun en ciddi sonuçlarından biri intihar riskidir. Partneriniz sık sık hayatın anlamsızlığından, umutsuzluktan veya tükenmişlikten bahsediyorsa, bu işaretleri ciddiye alın. “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” gibi bir soruyu doğrudan sormaktan çekinmeyin. Bu tür bir konuşma, partnerinizin kendini daha rahat ifade etmesine ve gerekli desteği almasına yardımcı olabilir.

Destek ve Sabır Gösterin, Ancak Kendi Sınırlarınızı Koruyun

Depresyondaki birine destek olmak duygusal olarak yorucu bir süreçtir. Partnerinize yardımcı olurken kendi ihtiyaçlarınızı da göz ardı etmeyin. İyi beslenmek, düzenli uyumak ve sevdiklerinizle zaman geçirmek gibi kendi sağlığınıza da dikkat edin. Unutmayın, siz iyi hissettiğiniz sürece partnerinize daha etkili bir şekilde yardımcı olabilirsiniz.

Küçük Ama Etkili Destekler Sunun

Depresyondaki partnerinizin günlük sorumluluklarını hafifletmek, ona büyük bir yardım sağlayabilir. Örneğin, ev işlerinde ona yardımcı olabilir, yemek hazırlayabilir veya market alışverişlerini yapabilirsiniz. Bu tür küçük destekler, partnerinizin yükünü hafifletirken ona değer verdiğinizi de hissettirecektir.

Romantik İlişkilerde Sabır ve Güven Önemlidir

Depresyon, romantik ilişkilerde iniş çıkışlara neden olabilir. Bu süreçte sabırlı olun ve ilişkinizin temellerini sağlam tutmaya çalışın. Partnerinizle açık bir iletişim kurarak bu sürecin birlikte üstesinden gelebileceğinizi sık sık hatırlatın.

Gerçekçi Beklentiler Belirleyin

Depresyonun bir gecede çözülmeyeceğini unutmayın. Partnerinizin küçük adımlarla ilerlediğini gördüğünüzde bu gelişmeleri takdir edin ve onu motive edin. Aynı zamanda, tedavi sürecinde geri dönüşler yaşanabileceğini kabul ederek beklentilerinizi gerçekçi tutun.

Etkili İletişim Teknikleri Kullanın

Depresyondaki birine destek olurken kullandığınız dil önemlidir. “Bu süreci birlikte aşacağız” gibi motive edici cümleler kullanmaya özen gösterin. Partnerinizi sürekli olarak suçlayan veya eleştiren bir dil kullanmak, iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir.

Sonuç

Depresyondaki birine destek olmak, sabır, anlayış ve sevgi gerektirir. Partnerinizle empati kurarak ve profesyonel destek almasını teşvik ederek bu sürecin üstesinden gelebilirsiniz. Ancak, bu süreçte kendi sınırlarınızı ve duygusal sağlığınızı korumayı unutmayın.

Depresyondaki Partnerime Nasıl Yardım Edebilirim?

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynakça:

  • Burns, D. (2005). İyi Hissetmek. PsikoNET Yayınları.
  • Türkçapar, M. H. (2018). Depresyon: Klinik Uygulamada Bilişsel Davranışçı Terapi. Epsilon Yayınevi.
  • HelpGuide.org, Helping Someone with Depression.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

depresyon Doğum Sonrası Depresyon Mevsimsel Depresyon Online terapi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri
Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Nedenleri
17 Ocak 2023

Borderline kişilik bozukluğu, kişinin duygularını düzenlemekte, ilişkilerde...

Devamı
Doğum Sırası Kişiliği Belirler mi?
Doğum Sırası Kişiliği Belirler mi?
22 Nisan 2026

Doğum sırasının kişiliği belirlediği yaygın bir inanıştır; ancak geniş örneklemli...

Devamı
Yetişkinlerde Travma: Belirtileri ve Etkileri
Yetişkinlerde Travma: Belirtileri ve Etkileri
15 Ocak 2024

Yetişkinlerde travma, kişinin baş etme kapasitesini aşan bir olayın ardından...

Devamı
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
16 Mayıs 2026

Aldatma sonrası güven, ihanetin ardından ilişkide yeniden kurulması gereken temel...

Devamı

Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cev Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cevaplanmak için sorulmuyor. Bazen merakla, bazen de hayattan kopunca soruluyor. Hangisi olduğunu soru değil, soranın hayatı gösteriyor.
Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını anlamakta zorlandığını görüyorum. Ve bunu genellikle ADHD’ye bağlıyorlar. Fakat her odaklanma güçlüğü ADHD değil. ADHD nörogelişimsel bir tablo; bambaşka bir şey. Benim gördüğüm şey daha çok bir alışkanlık meselesi: Sürekli hızlı, değişken ve yüksek uyarımlı içeriklere maruz kalmak, dikkatimizi kullanma biçimimizi değiştiriyor.
Bir de yapay zekâyla birlikte insanlar düşünmeye daha az ihtiyaç duymaya başladı. Üzerine çok düşünmeden her sorunun cevabını ondan alabiliyorsunuz.  Düşünsenize, sizin yerinize düşünen bir zekâ.
Ama esas kaybettiğimiz şeyin düşünme alışkanlığından çok “bilmeme halinde durabilmek” olduğunu düşünüyorum.
Eskiden metacognition, yani ne düşündüğünü düşünme kavramı benim çok hoşuma giderdi. İlişkisel psikanaliz üzerine aldığım eğitimlerde de seans odasında bunun nasıl işlediğini çok konuşurduk. Ne düşünüyorum? Neden böyle düşünüyorum? Bu düşünce nereden geliyor? Gördüğüm şey gerçekten orada mı, yoksa ben mi ona bir anlam yüklüyorum?
Ve ben bu kavramla etrafa baktığımda insanların bundan ne kadar uzaklaştığını görüyorum.
Biz düşünmezsek nasıl var olacağız? :)
Okumazsak nasıl neden-sonuç ilişkisi kuracağız? Bir fikrin nereden geldiğini, hangi düşünceye dayandığını, neyle çeliştiğini nasıl anlayacağız?
Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.