Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Üst Düzey Savunma Mekanizmaları

5 Haziran 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Psikanalitik Düşünce 0 Yorum

Üst düzey savunma mekanizmaları, daha olgun ve adaptif yollarla içsel çatışmaları yöneterek bireyin gerçeklikle sağlıklı bir şekilde başa çıkmasını sağlar. Bu mekanizmalar, bireyin çevresiyle uyumlu ilişkiler kurmasına ve duygusal dengelerini korumasına yardımcı olur. Bu yazıda, üst düzey savunma mekanizmalarını ele alacağız ve bunların tanımlarını, nedenlerini, örneklerini ve ilgili araştırmaları inceleyeceğiz.

Bastırma (Repression)

Acı verici veya kabul edilemez düşünce ve duyguları bilinçdışına itme sürecidir. Bu mekanizmanın nedenleri arasında içsel çatışmalar ve duygusal acıdan kaçma ihtiyacı bulunmaktadır. Örneğin, çocuklukta yaşanan bir travmayı hatırlayamamak, bastırmanın bir sonucudur. Freud, bastırmanın nevrozların temelinde yattığını belirtmiştir (Freud, 1915).

Gerileme (Regression)

Stres altında daha erken gelişimsel evrelere geri dönme eğilimidir. Aşırı stres ve güvensizlik, bu mekanizmanın nedenleri arasındadır. Örneğin, erişkin bir bireyin zor bir durum karşısında çocuk gibi davranması, gerileme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, stresli dönemlerde geçici olarak ortaya çıkabilir (Freud, 1905).

Yalıtma (Isolation)

Duygusal olarak yüklü bir durumu, bu durumun duygusal içeriğinden soyutlayarak ele almaktır. Travmatik olayların duygusal etkisinden kaçma ihtiyacı, yalıtmanın nedenleri arasında yer alır. Bir trafik kazasının detaylarını duygusuz bir şekilde anlatmak, yalıtma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, obsesif-kompulsif bozuklukta sık görülür (Freud, 1926).

Düşünselleştirme (Intellectualization)

Duygusal olarak yüklü bir durumu soyut düşünce süreçleriyle ele alma sürecidir. Duygusal acıdan kaçma ve kontrol ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Sevdiği birini kaybettiğinde, duygularını bastırarak ölüm hakkında entelektüel bir tartışmaya girmek, düşünselleştirme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, obsesif-kompulsif bozukluk ve anksiyete bozukluklarında görülür (Vaillant, 1992).

Akılcılaştırma (Rationalization)

Kabul edilemez düşünce veya davranışları mantıklı ve kabul edilebilir nedenlerle açıklama sürecidir. İçsel çatışmalar ve suçluluk duygusundan kaçma ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenleri arasındadır. Kopya çekerken yakalanan bir öğrencinin, sınavın haksız olduğunu söylemesi, akılcılaştırma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, sıklıkla suçluluk ve utanç duygularıyla başa çıkmada kullanılır (Vaillant, 1992).

Ahlâksallaştırma (Moralization)

Kendi kabul edilemez davranışlarını veya başkalarının davranışlarını ahlaki gerekçelerle haklı çıkarma sürecidir. İçsel çatışma ve suçluluk duygusundan kaçma ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Şiddetli bir cezayı, adaletin sağlanması gerektiği için savunmak, ahlâksallaştırma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, özellikle katı ahlaki ve dini inançlara sahip bireylerde görülür (Vaillant, 1992).

Bölmeleme (Compartmentalization)

Çelişkili düşünce ve duyguları birbirinden ayrı tutarak ele alma sürecidir. İçsel çatışmalardan kaçma ve zihinsel dengeyi koruma ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. İşte acımasız bir yönetici, evde şefkatli bir ebeveyn olmak, bölmeleme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, stresli durumlarla başa çıkmada etkili olabilir ancak uzun vadede içsel tutarsızlıklara yol açabilir (Shapiro, 1965).

Yapıp-Bozma (Undoing)

Kabul edilemez bir düşünce veya davranışı iptal etmeye çalışarak telafi etme sürecidir. Suçluluk ve pişmanlık duygularını hafifletme ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenleri arasındadır. Sevdiği birine karşı kaba davrandıktan sonra ona pahalı hediyeler almak, yapıp-bozma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, obsesif-kompulsif bozuklukta yaygındır (Freud, 1926).

Kendine-Karşı-Döndürme (Turning Against the Self)

Kişinin kabul edilemez duygularını veya öfkesini kendi üzerine yönlendirmesi sürecidir. Dışa vurulamayan öfke ve suçluluk duyguları, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Başkalarına karşı hissettiği öfkeyi kendini cezalandırarak gösteren bir birey, kendine-karşı-döndürme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, depresyon ve düşük benlik saygısıyla ilişkilidir (Freud, 1917).

Yer-Değiştirme (Displacement)

Kişinin kabul edilemez duygularını veya dürtülerini daha güvenli bir hedefe yönlendirmesi sürecidir. Güçsüzlük ve korku, bu mekanizmanın nedenleri arasındadır. Patronuna kızgınlık duyan bir kişinin bu öfkesini ailesine yansıtması, yer-değiştirme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, anksiyete bozukluklarında sık görülür (Freud, 1895).

Karşıt-Tepki Oluşturma (Reaction Formation)

Kişinin kabul edilemez düşünce ve duygularının tam zıddı şekilde davranmasıdır. İçsel çatışmalar ve kabul edilemez dürtüler, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Eşcinsel eğilimleri olan bir kişinin aşırı homofobik davranması, karşıt-tepki oluşturma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, yoğun suçluluk ve utanç duygularıyla ilişkilidir (Freud, 1926).

Tersine-Çevirme (Reversal)

Kişinin kabul edilemez dürtülerini veya duygularını, zıt bir davranış veya tutum sergileyerek ifade etmesidir. İçsel çatışma ve duygusal acıdan kaçma ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Bir kişiye karşı duyulan yoğun nefretin aşırı sevgi gösterileriyle örtbas edilmesi, tersine-çevirme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, savunma olarak özellikle borderline kişilik bozukluğunda görülür (Kernberg, 1967).

Özdeşim (Identification)

Kişinin başkalarının özelliklerini, davranışlarını veya tutumlarını benimsemesidir. Aidiyet hissi ve güvensizlik, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Sevilen bir idolün giyim tarzını ve davranışlarını kopyalamak, özdeşim mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, özellikle ergenlik döneminde kimlik oluşumunda önemli bir rol oynar (Erikson, 1968).

Eyleme-Koyma (Acting Out)

İçsel çatışmaları veya duyguları düşünmeden eyleme dökmektir. İçsel gerginlik ve duygusal ifade ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Kızgınlık veya hayal kırıklığı hissettiğinde kavga etmek veya maddi zarar vermek, eyleme-koyma mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, dürtü kontrol bozuklukları ve sınır kişilik bozukluğunda yaygındır (Kernberg, 1975).

Cinselleştirme (Sexualization)

Duygusal veya stresli durumları cinsel terimlerle ifade etme veya bu durumlara cinsel anlam yüklemedir. İçsel çatışmalar ve duygusal acıdan kaçma ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Yoğun stres altındayken aşırı cinsel davranışlar sergilemek, cinselleştirme mekanizmasının bir örneğidir. Bu mekanizma, travma sonrası stres bozukluğu ve cinsel taciz mağdurlarında görülebilir (Freud, 1905).

Yüceltme (Sublimation)

Kabul edilemez dürtüleri veya duyguları sosyal olarak kabul edilebilir faaliyetlere yönlendirmedir. İçsel çatışmalar ve dürtüleri kontrol etme ihtiyacı, bu mekanizmanın nedenlerindendir. Agresif dürtüleri spor veya sanat yoluyla ifade etmek, yüceltme mekanizmasının bir örneğidir. Freud, yüceltmeyi olgun bir savunma mekanizması olarak tanımlamış ve sağlıklı kişilik gelişiminde önemli olduğunu belirtmiştir (Freud, 1914).

Sonuç olarak, savunma mekanizmaları bireylerin içsel çatışmalarla başa çıkmalarını sağlayan önemli psikolojik süreçlerdir. Üst düzey savunma mekanizmaları, bireyin daha olgun ve adaptif yollarla bu çatışmaları yönetmesine yardımcı olur. Freud ve diğer uzmanların araştırmaları, bu mekanizmaların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamamıza önemli katkılarda bulunmuştur. Bu mekanizmaların anlaşılması, bireylerin kendi duygusal süreçlerini tanımalarına ve daha sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmelerine yardımcı olur.

Üst Düzey (İkincil) Savunma Mekanizmaları

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Referanslar

Freud, S. (1915). Repression. In The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume XIV (1914-1916): On the History of the Psycho-Analytic Movement, Papers on Metapsychology and Other Works, 141-158.

Vaillant, G. E. (1992). Ego Mechanisms of Defense: A Guide for Clinicians and Researchers. American Psychiatric Pub.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Freud İlkel Savunma Mekanizmaları
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Freud Okuma Listesi
Freud Okuma Listesi
9 Şubat 2022

Bu okuma listesi, Freud okumaya nereden başlanacağını bilemeyenler için...

Devamı
İlkel Savunma Mekanizmaları
İlkel Savunma Mekanizmaları
4 Haziran 2024

İlkel savunma mekanizmaları, kişiliğin gelişiminin erken aşamalarında ortaya...

Devamı
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
27 Mart 2024

Serbest çağrışım, psikanalizin en temel ve en çok bilinen tekniklerinden biridir....

Devamı
Melankoli Nedir? Anlamı, Tarihçesi ve Psikolojik Kökeni
Melankoli Nedir? Anlamı, Tarihçesi ve Psikolojik Kökeni
25 Temmuz 2026

Melankoli, derin ve süreğen bir hüzün, dünyaya ilgi kaybı ve içe kapanmayla...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.