
İlişkilerde Narsisistik Örüntüler ve İlişkisel Dinamikler
İlişkilerde Narsisistik Örüntüler ve İlişkisel Dinamikler
İnsan ilişkileri, karşılıklı tanınma, onaylanma ve güvenli bir bağ kurma ihtiyacı üzerine temellenir. Sağlıklı bir ilişkide iki taraf da hem “ben” olabilme kapasitesini korur hem de “biz” olabilmenin getirdiği duygusal yakınlığı deneyimler. Ancak bazı ilişkisel dinamiklerde bu denge, bir tarafın lehine olacak şekilde bozulur; diğer tarafın duygusal alanı giderek daralır ve ilişkide tek yönlü bir düzen oluşur.
Klinik psikoloji literatüründe narsisistik örüntüler olarak ele alınan bu süreçler, çoğu zaman dışarıdan görüldüğünden çok daha karmaşık bir iç yapıya sahiptir. Görünürdeki kendine güvenli, güçlü ya da mesafeli tutumların ardında; kırılgan bir benlik algısı ve yoğun savunma mekanizmaları yer alabilir. Bu yazıda amaç, bireyleri etiketlemek ya da yargılamak değil; ilişkilerin duygusal atmosferini derinden etkileyen bu örüntülerin nasıl işlediğini ve ilişkisel bağlamda nasıl deneyimlendiğini anlamaya çalışmaktır.
Narsisistik Örüntülerin Kavramsal Çerçevesi: Savunma ve İhtiyaç
Gündelik dilde narsisizm çoğu zaman “kendini beğenmişlik” ya da “bencillik” ile eş anlamlı kullanılır. Oysa klinik açıdan narsisizm, insan gelişiminin doğal bir parçası olan ve kişinin kendine değer verebilmesini sağlayan bir yapıyı da içerir. Psikanalitik yaklaşımlar, bireyin kendilik değerini koruyabilmesi, sınırlarını hissedebilmesi ve yaşamın zorluklarıyla baş edebilmesi için belirli bir düzeyde sağlıklı narsisizme ihtiyaç duyduğunu vurgular.
İlişkisel düzlemde ortaya çıkan narsisistik örüntüler ise genellikle bu yapının zedelendiği noktalarda belirginleşir. Kişi, iç dünyasında taşıdığı değersizlik ya da boşluk hissini telafi edebilmek için ilişkiye aşırı anlam yükleyebilir. Bu noktada partner, ayrı bir birey olmaktan ziyade bir kendilik nesnesi (self-object) olarak algılanabilir; yani öteki, kişinin benlik dengesini sürdürebilmesi için onaylayan, aynalayan ya da hayranlık duyan bir işlev üstlenir. Bu durum çoğu zaman bilinçli bir zarar verme niyetinden değil, kırılgan benliği ayakta tutma çabasından kaynaklanır.
İdealizasyon ve Değersizleştirme Döngüsü
Narsisistik örüntülerin baskın olduğu ilişkilerde etkileşimler sıklıkla yoğun ve dalgalı bir duygusal zeminde ilerler. İlişkinin başlangıcında “idealizasyon” olarak adlandırılan bir evre görülür. Bu dönemde partner kusursuz, eşsiz ve özel olarak algılanır; kişi kendini son derece değerli ve görülmüş hissedebilir. Ancak bu yoğun yakınlık, çoğu zaman gerçek bir tanışmaya değil, zihinde yaratılan ideal bir imgenin karşı tarafa yansıtılmasına dayanır.
Zaman içinde partnerin hata yapması, sınır koyması ya da farklı bir ihtiyaç ifade etmesiyle birlikte bu ideal imge sarsılır. Bu noktada “değersizleştirme” süreci devreye girebilir. Bir gün önce yüceltilen partner, kısa süre içinde eleştirilen ya da yetersiz hissettiren bir konuma itilebilir. İlişkinin diğer tarafı için bu döngü oldukça kafa karıştırıcıdır; kişi neyin değiştiğini anlamakta zorlanır ve sürekli olarak kendi davranışlarını sorgulamaya başlar. Empatik temas zayıflar, ilişkide duygusal güven giderek azalır.
Gerçeklik Algısının Aşınması: Gaslighting ve Sınır İhlalleri
Bu ilişkisel dinamiklerin en zorlayıcı yönlerinden biri, iletişimde ortaya çıkan gerçeklik çarpıtmalarıdır. Gaslighting olarak adlandırılan bu etkileşim biçiminde, bireyin yaşadığı deneyimler inkâr edilebilir, küçümsenebilir ya da çarpıtılabilir. “Ben öyle bir şey demedim”, “Sen çok abartıyorsun” ya da “Bunu yanlış hatırlıyorsun” gibi ifadeler, karşı tarafın kendi algısından şüphe etmesine yol açabilir.
Bu tür etkileşimler her zaman bilinçli bir manipülasyon olarak gelişmez. Çoğu zaman kişi, hata yapmış ya da kusurlu görünme ihtimalinin yarattığı yoğun utanç ve kaygıdan kaçınmak için bu savunma yoluna başvurur. Ancak sonuçta, ilişki içindeki diğer taraf kendi duygularına yabancılaşabilir, karar verme becerisine olan güvenini kaybedebilir ve sürekli kendini açıklama ihtiyacı hissedebilir. Sağlıklı sınırların bulanıklaştığı bu tür ilişkilerde, duygusal sorumluluk sıklıkla tek taraflı hale gelir.
Değerlendirme
İlişkilerde narsisistik örüntüleri anlamak, yaşanan duygusal karmaşayı daha net bir çerçevede değerlendirebilmek açısından önemlidir. Bu örüntüler, çoğu zaman erken dönem bağlanma deneyimlerinin ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların yetişkinlikteki yansımaları olarak ortaya çıkar. İlişkinin besleyici ve onarıcı olabilmesi; karşılıklı empati kapasitesinin korunmasına, sınırların netliğine ve her iki tarafın da ötekinin varlığını kabul edebilmesine bağlıdır.
Bu dinamikleri fark etmek, kişileri suçlamak ya da sınıflandırmak için değil; ilişkide ortaya çıkan etkileşim biçimlerini daha sağlıklı bir perspektiften ele alabilmek için anlamlı bir zemin sunar.
Bilgilendirme Notu:
Bu metin, narsisistik örüntülerin ilişkisel bağlamdaki yansımalarına dair genel bir psikoeğitim amacı taşımaktadır. Tanı koyma, kişileri etiketleme ya da yönlendirme amacı içermez.
Kaynaklar
Erdoğan, B., & Öztürk, E. (2018). RUHSAL TRAVMANIN AKTARIMINDA NARSİSİZM. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 3(3), 11-20.
Karaaziz, M., & Atak, İ. E. (2013). NARSİSİZM VE NARSİSİZMLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ÜZERİNE BİR GÖZDEN GEÇİRME. Nesne Psikoloji Dergisi, 1(2), 44-59.
American Psychiatric Association, A. P., & American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders: DSM-5.
İlgili Makaleler
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
İlişkinizin ilk günlerini hatırlıyor musunuz? Her şey harikaydı, değil mi? Size...
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
İnsanların gerçekten değişip değişemeyeceği, psikoloji alanında uzun süredir...
Dişi ve Erkek Narsisizmi: İlişkilerde İki Farklı Yüz
Narsisizm, son yıllarda psikoloji gündeminin zirvesine oturdu. Toksik...
İlişkilerde Şiddet Türleri ve Gottman Çalışmaları
John Gottman’ın çift laboratuvarında şiddet içeren ilişkilerle yapılan...



