Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Madde Bağımlılığı ve İlişkiler: Güven, Sınırlar ve İletişim

11 Haziran 2022 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum
Madde bağımlılığı yalnızca kullanan kişiyi değil, yakın ilişkilerini ve aile sistemini de etkileyen bir ruh sağlığı sorunudur. Süreç ilerledikçe kişinin zamanı, dikkati ve duygusal enerjisi kullanıma yönelir; ilişkide güven, iletişim ve sorumluluk alanları zorlanır. Partnerin yaşadığı kaygı, öfke ve tükenmişlik de bu tablonun bir parçasıdır ve kendi başına ele alınmayı hak eder.

Bağımlılığın ilişkilerde en çok yıprattığı şey çoğu zaman maddenin kendisi değil, öngörülemezliktir. Verilen sözlerin tutulmaması, ani duygu değişimleri ve tekrar eden krizler, ilişkiyi “bugün nasıl olacak?” sorusu etrafında döner hâle getirir.

İlişkide Neler Değişir?

  • Güven: Saklama, küçültme ve tutulmayan sözler birikerek güveni aşındırır.
  • Roller: Partner zamanla denetleyen, düzelten ya da örtbas eden bir role kayabilir.
  • İletişim: Konuşmalar tek konuya sıkışır; başka her şey ertelenir.
  • Duygusal yakınlık: Paylaşım yerini gerginliğe ve tetikte olma hâline bırakır.
  • Maddi ve pratik yük: Sorumluluklar tek tarafta toplanabilir.

Yardım Etmek ile Sürdürmek Arasındaki İnce Çizgi

Sevdiği kişiyi korumak isteyen partner çoğu zaman farkında olmadan sürecin devamına katkıda bulunabilir: borçları kapatmak, işe gitmediğinde mazeret üretmek, sonuçları üstlenmek. Bu davranışlar iyi niyetlidir; ancak kişinin kendi kullanımının sonuçlarıyla karşılaşmasını engelleyebilir.

Buradaki ayrım suçlamak değildir. Sevgiyle yapılan bir şeyin, istemeden koruyucu olmaktan çıkıp sürdürücü hâle gelebileceğini görmek, partnerin kendi sınırlarını yeniden düşünmesine yardımcı olur.

Sınır Koymak Ne Anlama Gelir?

Sınır, karşı tarafı cezalandırmak değil; kişinin kendi taşıyabileceği yeri belirtmesidir. “Kullandığın gecelerde bu konuşmayı yapmıyorum” ya da “bu borcu bu kez kapatmayacağım” gibi ifadeler, ilişkiyi bitirme tehdidi değil, kişinin kendini koruma biçimidir.

Sınırların işe yaraması için ikisi gereklidir: açık biçimde söylenmesi ve tutarlı biçimde sürdürülmesi.

Partnerin Kendi İhtiyacı

Bağımlılık sürecinde partner çoğu zaman kendini geri plana atar; tüm dikkat kullanan kişiye yönelir. Oysa süregen tetikte olma hâli, uyku sorunları, öfke ve suçluluk arasında gidip gelme ve tükenmişlik yaygındır. Partnerin de kendi süreci için destek alması, ilişkiye ihanet değil; taşıyabilmesinin koşuludur.

Ne Zaman Profesyonel Destek Gerekir?

Kullanım kişinin işini, sağlığını ya da ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyorsa, bırakma denemeleri tekrar tekrar sonuçsuz kalıyorsa ya da yoksunluk belirtileri görülüyorsa profesyonel değerlendirme gerekir. Bazı maddelerde bırakma süreci tıbbi gözetim gerektirir; bu nedenle kişinin tek başına ve ani biçimde bırakması her zaman güvenli değildir.

Şiddet, kendine ya da bir başkasına zarar verme riski söz konusuysa beklemeden acil yardım alınmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Kişi istemiyorsa yardım edilebilir mi?

Kullanan kişi süreci kendisi üstlenmeden değişim zordur. Ancak partnerin kendi sınırlarını netleştirmesi ve destek alması, ilişkideki dengeyi ve çoğu zaman kişinin karşılaştığı sonuçları da değiştirir.

Bağımlılık bir irade sorunu mudur?

Hayır. Bağımlılık, beynin ödül ve dürtü kontrol sistemlerini etkileyen bir ruh sağlığı sorunu olarak ele alınır. “Yeterince istemek” tek başına yeterli olmaz.

Çift terapisi bu süreçte uygun mudur?

Aktif ve ağır kullanım varken çoğu zaman önce bireysel ve bağımlılığa özgü destek önceliklidir. İlişki çalışması genellikle bu zemin kurulduktan sonra daha işlevli olur.

İlgili Yazılar

İlişkilerde Sınır Koymak ve Travma Bağı.

Aile Sisteminde Roller

Bağımlılık uzun sürdüğünde aile içinde belirli roller yerleşebilir: sürekli düzelten ve idare eden bir kişi, sorunu görmezden gelen bir diğeri, dikkati üzerine çeken ya da tümüyle geri çekilen çocuklar. Bu roller kimse tarafından seçilmez; sistem dengede kalmaya çalışırken kendiliğinden oluşur.

Rollerin fark edilmesi önemlidir, çünkü kullanan kişi değişmeye başladığında bile bu roller sürebilir ve ilişki eski dengesine geri çekilebilir.

Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Evde bağımlılık varsa çocuklar çoğu zaman öngörülemezlik içinde büyür: aynı davranışın bugün gülümsemeyle, yarın öfkeyle karşılanabileceğini öğrenirler. Bu ortam, tetikte olmayı ve erken sorumluluk almayı besleyebilir. Çocuğa yaşına uygun, suçlayıcı olmayan bir açıklama yapılması (“bu bir hastalık ve senin yüzünden değil”) koruyucu etki gösterir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
19 Ocak 2025

DEHB’li biriyle ilişki yaşamak, dikkat, düzen ve dürtü kontrolüyle ilgili...

Devamı
Sağlıklı İlişkide İletişim Nasıl Olmalı?
Sağlıklı İlişkide İletişim Nasıl Olmalı?
1 Ekim 2025

Sağlıklı ilişkide iletişim, yalnızca konuşmak ya da sorunları çözmek anlamına...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
13 Ocak 2024

Spiritüel bypass, kişinin manevi inanç ve uygulamaları; çözülmemiş duygusal...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.