Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Rüyalar
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Rüyalar
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Bilinçdışı Süreçler
    • Rüyalar
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Bireysel Terapi Nedir? Hangi Durumlarda Destek Sağlar?

19 Nisan 2026 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Bireysel terapi; kaygı, depresif duygu durumu, tekrar eden ilişki örüntüleri, yaşam geçişleri ve kendini tanıma ihtiyacı gibi alanlarda destek sunan birebir bir psikoterapi sürecidir. Klinik psikolog eşliğinde yürütülen bu süreç, yalnızca belirtileri azaltmayı değil; kişinin yaşadığı zorlanmaların kökenini, tetikleyicilerini ve yaşam öyküsüyle ilişkisini anlamayı da amaçlar.

Bireysel Terapi Nedir?

Bireysel terapi, kişinin duygusal zorluklarını, içsel çatışmalarını, düşünce örüntülerini ve tekrar eden ilişki biçimlerini anlamaya çalıştığı birebir bir psikoterapi sürecidir. Bu süreç, kişinin yaşadığı sıkıntıyı yalnızca yüzeydeki belirtiler üzerinden değil, daha geniş bir psikolojik çerçeve içinde ele alır.

Terapi seansları, kişinin kendini yargılanmadan ifade edebildiği, gizlilik esasına dayanan ve yapılandırılmış bir alan sunar. Amaç; kişinin duygularını daha iyi tanıması, tepkilerini anlamlandırması ve yaşamında daha bilinçli, daha esnek seçimler yapabilmesine destek olmaktır.


Bireysel Terapiye Ne Zaman Başvurulur?

Bireysel terapiye başvurmak için mutlaka büyük bir kriz yaşamak gerekmez. Birçok kişi terapiye yalnızca yoğun sıkıntı dönemlerinde değil; kendini daha iyi tanımak, yaşamındaki tekrar eden örüntüleri fark etmek ve duygusal olarak daha sağlam bir iç denge kurmak amacıyla da başvurur.

Terapiye başvurmayı düşündüren bazı durumlar şunlar olabilir:

  • Kaygı, panik ya da sürekli iç huzursuzluk
  • Depresif duygu durumu, isteksizlik ve çökkünlük
  • Tekrar eden ilişki sorunları
  • Özgüven eksikliği ve kendilik değeriyle ilgili zorlanmalar
  • Geçmiş yaşantıların bugünkü yaşamı etkilemeye devam etmesi
  • Ayrılık, yas, iş değişikliği ya da taşınma gibi yaşam geçişleri
  • Duyguları anlamakta, ifade etmekte ya da düzenlemekte güçlük
  • Kendini daha iyi tanıma ve iç dünyasını anlamlandırma isteği

Her kişinin terapiye başvurma nedeni kendine özgüdür. Bu nedenle bireysel terapi süreci, kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenir.


Psikodinamik Yaklaşım Nedir?

Psikodinamik yaklaşım, bugünkü duygusal zorlanmaların yalnızca bugüne ait olmadığını; erken dönem ilişki deneyimlerinin, bağlanma örüntülerinin ve bilinçdışı süreçlerin bugünkü tepkiler üzerinde etkili olabileceğini kabul eder.

Bazen kişi neden benzer ilişkilerin içine tekrar tekrar girdiğini, neden bazı durumlarda kendine yabancı gelen tepkiler verdiğini ya da neden belli duyguların aynı yoğunlukla tekrarlandığını anlamakta zorlanabilir. Psikodinamik terapi, bu tekrarların ve içsel çatışmaların anlamını birlikte keşfetmeye odaklanır.

Bu yönüyle terapi, yalnızca belirtileri hafifletmeyi değil; kişinin kendisini daha derinden anlamasını da hedefler.


İlk Terapi Seansında Ne Konuşulur?

İlk terapi seansı genellikle tanışma ve değerlendirme görüşmesi niteliğindedir. Bu görüşmede kişinin terapiye başvurma nedeni, yaşadığı zorlanmalar, beklentileri ve sürece dair soruları ele alınır.

İlk seanstan önce özel bir hazırlık yapmak ya da her şeyi en baştan anlatmak gerekmez. Seansın doğal akışı içinde kişinin ihtiyaçları, çalışma çerçevesi, gizlilik ilkesi ve sürecin genel işleyişi konuşulur.


Bireysel Terapi Süreci Nasıl İlerler?

Bireysel terapi süreci, kişinin getirdiği konuya, ihtiyaçlarına ve hedeflerine göre ilerler. Bazı kişiler belirli bir yaşam dönemine ya da sınırlı bir meseleye odaklanmak isterken, bazıları daha köklü örüntüler üzerinde çalışmak isteyebilir.

Terapi sürecinde ilişkiler, duygular, geçmiş deneyimler, güncel sıkıntılar, çatışmalar, korkular ve tekrar eden düşünceler ele alınabilir. Klinik psikolog bu süreçte yalnızca dinleyen bir konumda değildir; kişinin tekrar eden örüntülerini, duygusal anlamlarını ve ilişki biçimlerini fark etmesine eşlik eder.


Bireysel Terapi Ne Kadar Sürer?

Bireysel terapi süresi kişiden kişiye değişir. Ele alınan konuların niteliği, kişinin ihtiyaçları, yaşam koşulları ve terapide çalışmak istediği alanlar bu süreyi etkiler.

Bazı kişiler daha kısa süreli ve odaklı bir destek ararken, bazı kişiler daha uzun soluklu bir psikoterapi sürecine ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle terapi süresi kişiye özel olarak değerlendirilir.


Seanslar Ne Sıklıkta Yapılır?

Bireysel terapi çoğunlukla haftada bir seans olacak şekilde planlanır. Her seans yaklaşık 50 dakika sürer. Gerektiğinde seans sıklığı, sürecin ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilebilir.


Online Terapi mi, Yüz Yüze Terapi mi?

Hem online terapi hem de yüz yüze terapi, uygun koşullar sağlandığında işlevsel olabilir. Hangi seçeneğin daha uygun olduğu; kişinin yaşam koşullarına, ihtiyaçlarına ve terapi için ayırabildiği alana göre değişir.

Yüz yüze terapi, aynı fiziksel ortamda olmanın sağladığı doğrudan bir ilişki alanı sunar. Online terapi ise farklı şehirlerde ya da yurt dışında yaşayan kişiler için terapiye erişimi kolaylaştırabilir.

Online terapi sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için dikkat dağıtmayan özel bir alan seçilmesi, mahremiyetin korunması ve seans saatlerine düzenli biçimde uyulması önemlidir.


Terapide Söylediklerim Gizli Kalır mı?

Gizlilik, terapi ilişkisinin temel ilkelerinden biridir. Seanslarda paylaşılan bilgiler, yasal ve etik çerçeve içinde değerlendirilir ve istisnai durumlar dışında gizli tutulur. Bu çerçeve ilk görüşmede ayrıca konuşulur.


Psikiyatrist, Psikolog ve Klinik Psikolog Arasındaki Fark Nedir?

Psikiyatristler tıp fakültesi mezunudur. Ruhsal bozuklukların tıbbi değerlendirmesini yapabilir ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi düzenleyebilirler.

Psikologlar psikoloji lisans eğitimi almış uzmanlardır. Klinik psikologlar ise psikoloji eğitiminin ardından klinik psikoloji alanında ileri uzmanlık eğitimi alırlar ve psikolojik değerlendirme ile psikoterapi süreçleri üzerine çalışırlar.

Gerektiğinde psikiyatrist ve klinik psikolog iş birliği içinde çalışabilir.


Sıkça Sorulan Sorular

Bireysel terapi nedir?

Bireysel terapi, kişinin duygusal zorluklarını, ilişki örüntülerini, düşüncelerini ve içsel çatışmalarını anlamaya çalıştığı birebir psikoterapi sürecidir. Klinik psikolog eşliğinde yürütülür.

Bireysel terapi kimler için uygundur?

Kaygı, çökkünlük, ilişki sorunları, yaşam geçişleri, geçmiş deneyimlerin etkileri ya da kendini daha iyi tanıma ihtiyacı yaşayan kişiler bireysel terapiye başvurabilir.

Terapiye başlamak için büyük bir sorun yaşamak gerekir mi?

Hayır. Terapi yalnızca kriz anlarında değil, kişinin kendini anlamak ve yaşam kalitesini artırmak istediği dönemlerde de destek sağlayabilir.

İlk terapi seansında ne konuşulur?

İlk seansta genellikle terapiye başvurma nedeni, mevcut zorlanmalar, beklentiler ve sürece dair sorular konuşulur. Gizlilik, seans çerçevesi ve genel işleyiş de bu görüşmede ele alınır.

Bireysel terapi ne kadar sürer?

Terapi süresi kişiye ve çalışılan konulara göre değişir. Kısa süreli de olabilir, daha uzun soluklu da ilerleyebilir.

Online terapi işe yarar mı?

Uygun koşullar sağlandığında online terapi de etkili ve işlevsel olabilir. Özellikle farklı şehirde ya da yurt dışında yaşayan kişiler için erişilebilir bir seçenek sunar.

Terapide konuşulanlar gizli kalır mı?

Evet. Seanslarda paylaşılan bilgiler yasal ve etik sınırlar içinde korunur. İstisnai durumlar ilk görüşmede açıklanır.

Klinik psikolog ne yapar?

Klinik psikolog; psikolojik değerlendirme, psikoterapi ve duygusal zorlanmaların anlaşılması alanında çalışan uzmandır. Bireysel terapi sürecine eşlik eder ve kişinin iç dünyasını daha iyi anlamasına destek olur.


Not: Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi önerisi yerine geçmez.

Önceki

İlgili Makaleler

Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
Love Bombing: İlişkilerde Sevgi Görünümlü Manipülasyon
17 Haziran 2024

İlişkinizin ilk günlerini hatırlıyor musunuz? Her şey harikaydı, değil mi? Size...

Devamı
Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir? Sürekli Endişelenmek Normal mi?
Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir? Sürekli Endişelenmek Normal mi?
7 Kasım 2025

Hepimiz zaman zaman kaygılanırız. Sağlığımız, paramız, işimiz, okulumuz veya...

Devamı
Dopamin ve Serotonin İlişkisi
Dopamin ve Serotonin İlişkisi
18 Haziran 2024

Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterler, beynimizin ve vücudumuzun düzgün...

Devamı
Ayrılık ve Bağlanma Stilleri: Hangi Tepkiler Sizi Bekliyor?
Ayrılık ve Bağlanma Stilleri: Hangi Tepkiler Sizi Bekliyor?
25 Ağustos 2025

Farklı bağlanma stillerinin ayrılık sonrası duygusal tepkilere etkisi Romantik...

Devamı

Instagram

Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.
Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.
Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 
Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.
Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.
🌷
#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.
İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.
Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.
Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.
Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹
Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 
Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.
#psikoloji
“Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da he “Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da her şeyi akışına bırakmak değildir. Asıl mesele, kontrol edemediğiniz kişilerle, tepkilerle ve durumlarla sürekli zihinsel mücadele etmek yerine enerjinizi gerçekten etkileyebildiğiniz alana yöneltebilmektir 🌷
Yani odağı, başkalarının ne yaptığına değil; kendi tutumunuza, sınırlarınıza ve seçimlerinize çevirmektir.
Bu bakış açısı, dışarıyı kontrol etmeye çalışırken yaşadığınız yorgunluğu ve güçsüzlük hissini azaltmaya yardımcı olabilir. 
Başkalarının davranışlarını değiştirmeye çalışmak yerine, kendi tepkinizi düzenlemeniz, değerlerinize uygun hareket etmeniz ve gerçekliği olduğu gibi görebilmeniz daha işlevsel bir zemin sağlar. Böylece zihninizdeki gereksiz yük azalabilir, daha net düşünmek ve daha sağlıklı kararlar almak kolaylaşabilir.
Günlük yaşamda bu yaklaşım; mesajınıza dönmeyen bir arkadaş, eleştirel bir iş ortamı ya da hayal kırıklığı yaratan bir ilişki dinamiği karşısında hemen savunmaya geçmemenizi destekler. 
Bunun yerine durup olanı fark etmek, kısa bir içsel mesafe oluşturmak ve ardından “Ben şimdi ne yapacağım?” sorusuna dönmek mümkün hâle gelir. 
Ancak bunun, şiddet, tehdit ya da hak ihlali içeren durumlarda pasif kalmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. Böyle durumlarda öncelik, kendinizi korumak ve destek almaktır.
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
Kaynak: Bırak Yapsınlar Teorisi - Mel Robbins 
Mutluluk Tuzağı - Russ Harris
Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.
Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.
Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.
#psikoloji 
Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 
**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 
Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 
Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.
Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?
Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.
“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 
Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.
Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?
Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 
Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 
Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.
Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?
Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 
Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.
Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:
* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama
**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**
#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹
Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.
🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:
* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.
* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.
* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.
🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻
Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.
#psikoloji #psikoterapi
Instagram'da takip et

Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Hızlı Erişim

  • Hakkımda
  • S.O.S Podcast
  • Spotify'da Dinle
  • Apple Podcasts'te Dinle
  • Bireysel Danışmanlık
  • Çift Danışmanlığı
  • İletişim

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz.