Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Love Bombing Nedir? Aşırı İlginin Ardındaki Örüntü

17 Haziran 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum
Love bombing, bir ilişkinin başında olağandışı yoğunlukta ilgi, iltifat ve yakınlık gösterilerek karşı tarafın hızla bağlanmasının sağlandığı bir etkileşim örüntüsüdür. Yoğun ilgi tek başına love bombing değildir; belirleyici olan bu yoğunluğun ilişkiyi olağan hızından kopararak kişinin kendi temposunu ve sınırlarını değerlendirmesine alan bırakmamasıdır.

Bir ilişkinin başlangıcının yoğun geçmesi olağandır. Yeni tanışan iki kişi birbirine ilgi gösterir, sık konuşur, birlikte olmak ister. Ancak bazı başlangıçlarda bu yoğunluk farklı bir yerde durur: kişi ilişkinin hızına yetişmeye çalışırken kendi ölçüsünü kaybeder. Sonradan geriye bakıldığında sık sorulan soru şudur: “Her şey neden bu kadar çabuk ve bu kadar büyük başladı?”

Love Bombing Nedir?

Love bombing, ilişkinin ilk döneminde gösterilen yoğun ilginin, karşı tarafta hızlı ve güçlü bir bağlanma yaratacak biçimde işlemesidir. Sık mesajlar, büyük jestler, erken gelecek planları ve “seni hep aradığım kişi buldum” temalı ifadeler bu tabloda sık görülür.

Buradaki mesele jestlerin kendisi değil, ritimdir. Sağlıklı yakınlık zamanla ve karşılıklı olarak kurulur; kişinin tanıma, tartma ve geri çekilme alanı vardır. Love bombing örüntüsünde ise ilişki, kişinin bu değerlendirmeyi yapmasına fırsat vermeyecek hızda ilerler.

Neden Etkili Olur?

Yoğun ilgi, çoğu insan için karşı konulması güç bir deneyimdir; çünkü görülmek ve değerli bulunmak temel bir ihtiyaçtır. Özellikle uzun süre görülmediğini hisseden ya da kendini kanıtlamak zorunda kalmış biri için bu ilgi, tanıdık bir eksiğin doldurulması gibi yaşanabilir.

Bu nedenle love bombing’e açık olmak bir zayıflık değildir. İlgiye ihtiyaç duymak insanidir; örüntüyü sorunlu kılan, ilginin zamanla bir ölçü aracına dönüşmesidir: kişi ilgi gördüğünde değerli, görmediğinde eksik hisseder hale gelir.

Yoğun Başlangıç ile Love Bombing Arasındaki Fark

Her tutkulu başlangıç manipülasyon değildir. Ayrımı yapan şey, ilişkinin zaman içindeki seyri ve sınırlara verilen tepkidir.

Sağlıklı yoğun başlangıç Love bombing örüntüsü
Tempo Karşılıklı ve ayarlanabilir Tek taraflı belirlenir, hızlanır
Sınır konduğunda Saygı gösterilir Kırgınlık, suçlama ya da baskı gelir
Süreklilik İlgi zamanla dengelenir Yoğunluk ani biçimde geri çekilebilir
Kişinin hissi Güven ve rahatlık artar Yetişme ve hak etme kaygısı belirir

Bu tablo bir tanı aracı değildir. Bir ilişkide zaman zaman bu maddelerden birinin görülmesi tek başına bir sonuca işaret etmez.

İlgi Geri Çekildiğinde Ne Olur?

Love bombing örüntüsünde en zorlayıcı kısım çoğu zaman başlangıç değil, sonrasıdır. Yoğun ilgi bir noktada azaldığında kişi bunu ilişkinin doğal seyri olarak değil, kendi yaptığı bir hatanın sonucu olarak okuyabilir. Böylece başlangıçtaki ilgiyi geri kazanmaya yönelik bir çaba başlar.

Bu iniş çıkışların tekrarlanması, ilişkide öngörülemezliğe dayalı güçlü bir bağ oluşturabilir. Benzer bir dinamiği travma bağı yazısında ele aldık.

Fark Eden Kişi Ne Yapabilir?

İlk adım genellikle tempoyu yavaşlatmaktır. İlişkinin hızını sınamak, karşı tarafın sınıra nasıl tepki verdiğini görünür kılar; bu tepki çoğu zaman tablonun en açık göstergesidir. Kişinin kendi ritmine dönmesi, güvendiği biriyle konuşması ve sınır koymayı denemesi bu süreçte işlevlidir.

Tekrar eden ilişki örüntüleri söz konusuysa, mesele yalnızca karşı taraf değil, kişinin nelere tanıdık geldiğiyle de ilgilidir. Terapi süreci, bu tanıdıklığın nereden geldiğini anlamak için bir alan açabilir.

Sık Sorulan Sorular

Love bombing bir tanı mıdır?

Hayır. Love bombing bir ruhsal bozukluk tanısı değil, ilişkilerde görülen bir etkileşim örüntüsünü adlandıran bir kavramdır.

Yoğun ilgi gösteren herkes love bombing mi yapıyor?

Hayır. Pek çok ilişki yoğun ve heyecanlı başlar. Ayırt edici olan, sınır konduğunda ne olduğu ve ilginin zamanla dengelenip dengelenmediğidir.

Love bombing yapan kişi bunun farkında mıdır?

Her zaman değil. Kimi kişi bilinçli olarak bağ kurmayı hızlandırmak ister; kimi ise terk edilme kaygısıyla, farkında olmadan aynı yoğunluğu üretir.

Bu örüntüyü yaşadıysam ilişkiyi bitirmem mi gerekir?

Bu, tek bir doğru cevabı olan bir soru değildir. Bazı ilişkilerde tempo konuşulabilir ve dengelenebilir; bazılarında sınırlara verilen tepki tabloyu netleştirir. Karar kişinin kendi değerlendirmesiyle şekillenir.

Kaynaklar

Love bombing davranışlarını bağlanma stilleri ve narsisizmle ilişkilendiren ilk deneysel çalışma (Strutzenberg ve ark., 2017).

İlgili Yazılar

Gaslighting, Travma Bağı ve Bağlanma Stilleri.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Narsist partner
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Madde Bağımlılığı ve İlişkiler: Güven, Sınırlar ve İletişim
Madde Bağımlılığı ve İlişkiler: Güven, Sınırlar ve İletişim
11 Haziran 2022

Madde bağımlılığı yalnızca kullanan kişiyi değil, yakın ilişkilerini ve aile...

Devamı
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
13 Ocak 2024

Spiritüel bypass, kişinin manevi inanç ve uygulamaları; çözülmemiş duygusal...

Devamı
Grup Terapisi Nedir? Nasıl İşler, Kimler İçin Uygundur?
Grup Terapisi Nedir? Nasıl İşler, Kimler İçin Uygundur?
11 Ocak 2024

Grup terapisi, bir ruh sağlığı uzmanının yürüttüğü, birden çok katılımcının aynı...

Devamı
Yetişkinlerde Travma: Belirtileri ve Etkileri
Yetişkinlerde Travma: Belirtileri ve Etkileri
15 Ocak 2024

Yetişkinlerde travma, kişinin baş etme kapasitesini aşan bir olayın ardından...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.