Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
featured_image

İlişkilerde Sınır Koymak Bencillik mi?

11 Eylül 2025 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Çift Dinamikleri, İlişkiler ve Psikoloji, Sınırlar ve Öz-Şefkat 0 Yorum

“Bencillik mi yapıyorum?” sınır koymaya niyetlenen pek çok kişinin içinden geçen ilk cümle budur. Oysa psikolojide sınır, sevgiyi azaltan bir duvar değil; ilişkiyi daha güvenli ve saygılı kılan bir çerçevedir. Kendi ihtiyaçlarını, duygularını ve değerlerini koruyabilen kişi; ilişkide daha net, daha öngörülebilir ve daha şefkatli olur.

Bencillik algısının kökeninde çoğu zaman bağlanma örüntüleri (özellikle onay arayışı yüksek, kaygılı bağlanma) ve “fedakârlık = sevgi” diyen kültürel kalıplar yatar. Çocuklukta “hayır” dediğinde suçluluk hissetmeyi öğrenmiş biri, yetişkinlikte sınır koyduğunda da kendini kötü hissedebilir. Bu yazı, “ilişkilerde sınır koymak bencillik mi?” sorusunu; ilişkisel iyilik hali ve güvenli bağlanma perspektifiyle yanıtlıyor ve pratik cümle örnekleri veriyor.

ilişkilerde sınır koymak becillik mi?


Sınır Koymak Ne Demek?

Tanım: Sınır, nerede başlayıp nerede bittiğinizi belirleyen görünmez çizgidir; duygularınızı, zamanınızı, enerjinizi ve değerlerinizi korur. Sınır; “seni dışarıda bırakmak” değil, “ikimizi de güvende tutmak” demektir.

Sınır ≠ Duvar

  • Duvar: Katı, temas kesici, cezalandırıcıdır (“Bitti, bir daha konuşmayacağım.”).
  • Sağlıklı sınır: Esnek, iletişime açık ve ilişkiyi düzenleyicidir (“Konuyu şimdi değil, sakinleştiğimizde konuşmak istiyorum.”).

Sınır Türleri (ilişkiler bağlamında):

  • Duygusal sınır: “Alay edilmek istemiyorum. Böyle konuşulduğunda inciniyorum.”
  • Zaman/enerji sınırı: “Her akşam uzun mesajlaşamıyorum; haftada 2 akşam olur.”
  • Fiziksel sınır: “Kalabalıkta sarılmayı sevmiyorum; sakin bir yerde daha rahatım.”
  • Dijital sınır: “Gün içinde anlık yanıt veremeyebilirim; uygunsa akşam konuşalım.”
  • Değer sınırı: “Kıskançlık veya takip baskısı benim için kabul edilebilir değil.”

İş–aile–romantik örnekler:

  • İş: “Mesai sonrası aramalara yanıt veremiyorum; ertesi gün 10:00’da dönerim.”
  • Aile: “Özel ilişkim hakkında detay paylaşmak istemiyorum.”
  • Partner: “Tartışma yükseldiğinde 20 dakika mola verip sonra konuşalım.”

Pratik ‘sınır cümleleri’:

  • “Bunu yapmak istemiyorum; benim için uygun değil.”
  • “Şu an konuşmaya hazır değilim, akşam 9’da devam edelim.”
  • “Bu dil beni incitiyor; böyle konuşulduğunda kendimi geri çekiyorum.”
  • “Özel alanıma saygı duyulmasını istiyorum; telefonumu paylaşmıyorum.”

Kısa kontrol listesi:

▢ İhtiyacım ne? ▢ Ne beni incitiyor? ▢ Nasıl ifade edeceğim? ▢ Ne zaman/mekan uygun? ▢ Sınırım ihlal edilirse ne yapacağım?


Sınır Koyunca Neden Bencilmişiz Gibi Hissederiz?

Sınır koyarken çoğu kişi içinden şu cümleyi geçirir: “Ya onu kırarsam? Ya bana bencil derse?” Bu duygunun birkaç kökeni vardır:

Bağlanma Stilleri ve Onaylanma İhtiyacı

Özellikle kaygılı bağlanan kişiler, ilişkiyi kaybetmemek için sürekli “evet” deme eğilimindedir. Partneri memnun etmek, kendi ihtiyacının önüne geçer. “Hayır” dediğinde reddedileceğini veya terk edileceğini hissedebilir. Bu da sınır koymayı, sanki sevgiye ihanetmiş gibi algılatır.

Kültürel Kalıplar: Fedakârlık = Sevgi

Toplumumuzda sıkça karşılaşılan inanç: “Gerçek sevgi, kendinden vazgeçmektir.”
Oysa sağlıklı sevgi, karşılıklı saygı ve özgürlük içerir. Sürekli kendinden ödün vermek, zamanla hem kişiyi hem de ilişkiyi tüketir. Ama bu kültürel kalıp, sınır koyan kişiye “bencil” damgası vurabilir.

Çocukluk Deneyimleri: Hayır Demekten Suçluluk

Çocukken “hayır” dediğinde cezalandırılmış, eleştirilmiş veya suçluluk hissettirilmiş biri, yetişkinlikte de aynı duyguyu taşır. “Kendi ihtiyacımı dile getirirsem sevilmem” şeması devreye girer. Böylece basit bir sınır bile yoğun suçluluk yaratır.

İlişkide Sorumluluk Dengesi

Bazı kişiler ilişkide kendini “fazla sorumlu” hisseder: karşı taraf üzülmesin, kırılmasın, mutsuz olmasın diye sürekli kendini geri çeker. Bu da sınır koymayı sanki “sorumluluktan kaçmak” gibi gösterir. Oysa sorumluluk, sadece kendimizi yok saymak değildir.


Sınırların İlişkilerdeki Önemi

Sınırlar, ilişkide soğuk mesafe yaratmaz; tam tersine daha sağlıklı ve güvenli bir bağlanma zemini oluşturur. Çünkü sınır koyan kişi, hem kendi ihtiyaçlarını hem de partnerinin ihtiyaçlarını netleştirir.

Güvenli Bağlanmayı Destekler

Kendi alanını koruyabilen kişi, partnerine de alan tanır. Bu, ilişkide “birlikteyiz ama boğulmuyoruz” dengesi yaratır. Sağlıklı sınırlar, kaygılı bağlanmanın aşırı yapışıklığını ve kaçıngan bağlanmanın mesafesini dengelemeye yardımcı olur.

Daha Net İletişim Sağlar

Sınırlar, beklentileri açık hâle getirir. “Benim için önemli olan şey budur” dediğinizde, partneriniz sizi daha iyi anlar. Bu da çatışmaların daha kolay çözülmesine olanak tanır.

 Saygıyı ve Değeri Artırır

Kişisel sınırlar, hem kişinin kendine hem de partnerine duyduğu saygıyı gösterir. Partner, “hayır” diyebilen kişiye daha çok güvenir; çünkü onun neye evet, neye hayır dediğini bilir.

Çatışmaları Azaltır

Belirsizlik, ilişkide en çok tartışmaya yol açan faktördür. Sınırlar net olduğunda beklentiler daha gerçekçi olur, yanlış anlamalar azalır. Bu da kavga sıklığını düşürür.

Gottman Yaklaşımı ile Paralellik

Çift terapisi alanında en çok araştırılmış yöntem olan Gottman Çift Terapisi’ne göre, mutlu çiftler “biz” olmanın yanında “ben” olmayı da başarır. Yani bireyselliğin ve birlikteliğin dengesi, ilişkiyi en çok besleyen unsurdur.


Sınır Koymanın Yanlış Anlaşılması

Çoğu zaman sınır koyan kişiler, çevresinden “soğuk, ilgisiz, sevgisiz, mesafeli” gibi tepkiler alır. Oysa sağlıklı sınır, sevgisizliğin değil, saygının işaretidir. Yanlış anlaşılmaların kaynağı, sınır ile mesafe arasındaki farkın karıştırılmasıdır.

“Hayır” = Sevgisizlik Değildir

Birine “hayır” dediğinizde aslında “seni reddediyorum” demiyorsunuz; sadece “kendi kapasitemi, ihtiyacımı ve değerimi koruyorum” diyorsunuz.

Örnek:

  • Yanlış algı: “Bu akşam buluşmak istemiyorsam seni sevmiyorum.”
  • Gerçek: “Bu akşam dinlenmeye ihtiyacım var, yarın buluşmayı çok isterim.”

“Kendi Alanıma İhtiyacım Var” = Kaçış Değildir

Kendi alanınıza sahip çıkmak, ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez. Tam tersine, kişisel alanı olan birey daha güçlü bağ kurar.

Örnek:

  • Yanlış algı: “Telefonunu paylaşmıyorsan saklayacak bir şeyin var.”
  • Gerçek: “Kendi kişisel alanıma saygı gösterilmesini istiyorum, bu ilişkiye güvenimi artırır.”

Sınır = Ceza Değildir

Sınır koymak, partneri cezalandırmak ya da uzaklaştırmak için kullanılmaz. Eğer öyle yapılırsa duvar örmek olur. Sağlıklı sınır, iletişime kapı kapatmaz; iletişimi daha açık ve güvenli hâle getirir.

Örnek:

  • Yanlış algı: “Bunu bir daha yaparsan konuşmam!”
  • Gerçek: “Bu davranış beni incitiyor, böyle tekrarlandığında kendimi geri çekmek zorunda kalıyorum.”

Günlük Senaryolar

  • Mesajlaşma: “Her dakika cevap veremem → bu seni önemsemediğim anlamına gelmez.”
  • Aileyle ilişkiler: “Özel hayatımı paylaşmak istemiyorum → bu ailemi sevmediğim anlamına gelmez.”
  • İş–özel hayat dengesi: “Mesai sonrası iş telefonlarına bakmıyorum → bu işe değer vermediğim anlamına gelmez.”

✨ Özetle: Sınır koymak sevgiyi azaltmaz, sevgiyi daha görünür ve sürdürülebilir hâle getirir.


Sınır Koymak İlişkiyi Nasıl Güçlendirir?

Sınır koymak yalnızca bireyin kendini koruması için değil, ilişkinin daha sağlıklı bir zeminde devam etmesi için de önemlidir. Sağlıklı sınırları olan çiftler, uzun vadede daha doyumlu ve güvenli ilişkiler yaşar.

Daha Sağlıklı İletişim

Kendi ihtiyaçlarını açıkça ifade eden kişi, partnerini suçlamak yerine kendini anlatır. Bu da kavgaların azalmasına ve anlaşmazlıkların daha yapıcı bir şekilde çözülmesine yardımcı olur.

Örnek:

  • “Sen bana hiç zaman ayırmıyorsun!” yerine
  • “Beraber vakit geçirmeye ihtiyacım var, haftada bir akşamı birlikte planlamamız bana iyi gelir.”

Daha Fazla Saygı ve Güven

Sınır koymak, “ben buradayım” demektir. Kendi sınırlarına sahip çıkan kişi, partnerinin de sınırlarına daha kolay saygı duyar. Bu karşılıklılık ilişkide güveni artırır.


Kişisel Alanın Korunması → Daha Güçlü Bağ

Kişisel alanını koruyabilen birey, partneriyle ilişkisinde daha özgür hisseder. Bu özgürlük, bağı zayıflatmaz; aksine daha derin bir yakınlık kurmayı kolaylaştırır.

Gottman Çift Terapisi’nde de sıkça vurgulanan nokta: “Mutlu çiftler, hem birlikte hem de ayrı kalabilmeyi başarabilen çiftlerdir.”


Çatışmaların Daha Az Yıkıcı Olması

Sınırlar, tartışmalarda kırıcı sözlerin ve yıkıcı davranışların önüne geçer. Partnerler, birbirini kaybetme korkusuyla değil, çözüm arayışıyla konuşur.


✨ Özetle: Sınırlar, sevgiyi sınırlamaz; sevgiyi daha sürdürülebilir hâle getirir.


İlişkilerde sınır koymak, çoğu kişinin düşündüğü gibi bencillik değil; aksine hem kendini hem de partneri koruyan sağlıklı bir davranıştır. Sınır, sevgiyi azaltmaz; tam tersine sevginin daha net, saygılı ve sürdürülebilir şekilde yaşanmasına zemin hazırlar.

Unutmayın: “Hayır” demek, sevgisizliğin değil; özsaygının bir ifadesidir.
Kendi ihtiyaçlarınıza kulak verdiğinizde, partnerinize de daha dürüst, daha açık ve daha şefkatli bir şekilde yaklaşabilirsiniz.

Sağlıklı sınırları olan bireyler, hem kendileriyle hem de ilişkileriyle daha barışık olur. Çünkü gerçek yakınlık, sınırların yok sayılmasıyla değil; sınırların kabul edilip saygı duyulmasıyla mümkündür.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Kaygılı bağlanma Sınırlar
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri
Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri
19 Ocak 2023

Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Kriterleri DSM-5 Borderline  (Sınırda) Kişilik...

Devamı
Uyku Bozukluğu: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi
Uyku Bozukluğu: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi
15 Ocak 2024

Uyku Bozukluğu Nedir Uyku bozukluğu, uyku düzenini etkileyen ve genellikle...

Devamı
Depresyon ve Yaratıcılık Arasında Bir Bağlantı Var mı
Depresyon ve Yaratıcılık Arasında Bir Bağlantı Var mı
7 Eylül 2021

Depresyon ile Yaratıcılık arasındaki bağlantı sadece bir mit olabilir mi?...

Devamı
Çocuk – Ebeveyn Güç Çatışması
Çocuk – Ebeveyn Güç Çatışması
27 Mart 2022

Çocuk - Ebeveyn Güç Çatışması: Kazan kaybet yaklaşımı ebeveynlerin zaman zaman...

Devamı

Instagram

Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli b Paranoid kişilik yapısı, kişinin dünyayı sürekli bir tehdit olarak algıladığı, güven duygusunun yerini kalıcı şüpheye bıraktığı bir kişilik örgütlenmesidir. 

Bu yapıda şüphe, yeni bilgilerle esneyemez; kişi, kuşkularını sorgulamak yerine onları doğrulayan işaretler arar. 

İçsel korku, öfke ve kırılganlık duyguları çoğu zaman dışarıdan gelecek bir saldırı beklentisi şeklinde yaşanır. 

Tesadüflere yer yoktur; her davranışın ve sözün gizli bir anlamı olduğuna inanılır. Bu sürekli tetikte olma hali, ilişkileri zorlaştırır ve kişiyi yalnızlaştırabilir. 

Şüphecilik yaşamın merkezine yerleştiğinde, klinik bir değerlendirme gerekli hale gelir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com

📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma ar Obsesif kompulsif kişilik yapısı, kusursuz olma arzusundan çok hata yapınca suçlanma korkusuyla şekillenen bir karakter örgütlenmesidir.

Düzen, kontrol ve mükemmeliyetçilik; içsel huzuru sağlamak için değil, suçluluktan korunmak için devreye girer.

Bu yapıdaki kişiler için karar vermek, yalnızca bir seçenek seçmek değil; diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir. Yanlış yapma ihtimali ağır bir suçluluk duygusu yaratacağı için zihin bazen karar sürecini tamamen kilitler. 

Erteleme, çoğu zaman tembellik değil; “ya mükemmel olmazsa” korkusunun yarattığı bir felçtir.

Duygular kontrol edilemez ve kaotik algılandığında, zihin mantığa sığınır. Tartışmalarda “haklı çıkmaya” odaklanmak, aslında duyguların karmaşasından korunmak için inşa edilen bir kaledir.

Mükemmeliyetçilik ise bir başarı arzusu değil; eleştiriden ve suçlanmaktan koruyan bir zırh işlevi görür.

Dinlenirken bile zihinde yankılanan “üretken olmalıyım” sesleri, katı bir içsel yargıcın varlığına işaret eder. Bu yapıda özsaygı, ancak standartlara harfiyen uyulduğunda kazanılan kırılgan bir ödüle dönüşür.

📌 Kritik soru şu:
Hata yapmaktan mı korkuyorsunuz, yoksa hata yaptığınızda hissedeceğiniz o ağır suçluluktan mı?

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.

⭐️ Telegram’da Seans Odası Sakinleri kanalında PDF’ler, psikolojik araçlar ve seanslarda kullanılabilecek egzersizler paylaşıyorum.
İlgilenenler bio’daki bağlantıdan katılabilir.
Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • Narsisizm
  • İstismar ve Manipülasyon
  • Bağlanma Stilleri
  • Psikodinamik Terapi
  • EMDR
  • Şema Terapi
  • Gottman Çift Terapisi

Son Eklenenler

  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı
  • Sosyal Fobi Nedir?
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz