Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

İlişkilerde Sınır Koymak Bencillik mi?

11 Eylül 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

İlişkilerde sınır koymak, çoğu kişinin sandığı gibi sevgiyi azaltan ya da ilişkiyi uzaklaştıran bir davranış değildir. Tam tersine, sağlıklı sınırlar kişinin kendi ihtiyaçlarını, duygularını, zamanını ve değerlerini koruyabilmesini sağlar.

Birçok kişi sınır koymaya niyetlendiğinde içinden şu soru geçer: “Bencillik mi yapıyorum?” Özellikle ilişkilerde karşı tarafı kırmamak, reddedilmemek ya da sevilmeye devam etmek isteyen kişiler için “hayır” demek yoğun suçluluk yaratabilir.

Oysa sınır, sevgiyi kesen bir duvar değil; ilişkiyi daha güvenli, saygılı ve öngörülebilir kılan bir çerçevedir. Kendi sınırlarını tanıyan kişi, ilişkide daha net, daha dürüst ve daha şefkatli olabilir.

Sağlıklı ilişkiler karşılıklı saygı, iletişim ve düzenli temasla güçlenir. American Psychological Association da sağlıklı ilişkilerde iletişimin ve birbirini düzenli olarak yoklamanın önemini vurgular.

Bu yazıda “ilişkilerde sınır koymak bencillik mi?” sorusunu güvenli bağlanma, iletişim, suçluluk duygusu ve pratik sınır cümleleri üzerinden ele alacağız.

İlişkilerde Sınır Koymak Ne Demektir?

İlişkilerde sınır koymak, kişinin nerede başlayıp nerede bittiğini fark etmesi ve bunu karşı tarafa açık, saygılı ve tutarlı biçimde ifade edebilmesidir.

Sınır; duyguları, zamanı, bedeni, kişisel alanı, dijital mahremiyeti, değerleri ve enerjiyi koruyan görünmez bir çizgi gibidir.

Sınır koymak şu anlama gelebilir:

“Şu an konuşmaya hazır değilim.”
“Bu şekilde konuşulduğunda inciniyorum.”
“Her mesaja hemen cevap veremem.”
“Özel alanıma saygı duyulmasını istiyorum.”
“Bu konu benim için kabul edilebilir değil.”

Sınır koymak, karşı tarafı cezalandırmak ya da sevgiyi geri çekmek değildir. Daha çok, “Benim için güvenli ve sürdürülebilir olan alan burası” diyebilmektir.

Sınır ile Duvar Arasındaki Fark Nedir?

Sınır ve duvar çoğu zaman karıştırılır. Oysa aralarında önemli bir fark vardır.

Duvar katıdır, teması keser ve çoğu zaman cezalandırıcıdır. Örneğin: “Bitti, bir daha seninle konuşmayacağım.”

Sağlıklı sınır ise ilişkiyi tamamen kapatmaz; iletişimi daha güvenli hale getirir. Örneğin: “Şu an çok öfkeliyim. Bu konuyu sakinleştiğimizde konuşmak istiyorum.”

Duvar uzaklaştırır.
Sınır düzenler.

Duvar cezalandırır.
Sınır korur.

Duvar ilişkiyi keser.
Sınır ilişkiyi daha güvenli hale getirir.

Bu nedenle ilişkilerde sınır koymak, mesafe yaratmak değil; ilişkinin içinde daha sağlıklı bir temas kurabilmek anlamına gelir.

İlişkilerde Hangi Sınırlar Olabilir?

İlişkilerde sınırlar tek bir alanda ortaya çıkmaz. Kişinin duygusal, fiziksel, zamansal, dijital ve değer temelli sınırları olabilir.

Duygusal sınır:
“Benimle alay edilmesini istemiyorum. Böyle konuşulduğunda inciniyorum.”

Zaman ve enerji sınırı:
“Her akşam uzun uzun mesajlaşamıyorum. Haftada birkaç akşam daha uygun olur.”

Fiziksel sınır:
“Kalabalık içinde sarılmak bana iyi gelmiyor. Daha sakin bir ortamda daha rahat hissediyorum.”

Dijital sınır:
“Telefonumun özel alanım olarak kalmasını istiyorum.”

Değer sınırı:
“Kıskançlık adı altında takip edilmek benim için kabul edilebilir değil.”

Sınırlar yalnızca romantik ilişkilerde değil; aile, arkadaşlık, iş ve sosyal ilişkilerde de önemlidir.

Sınır Koyunca Neden Bencilmişiz Gibi Hissederiz?

İlişkilerde sınır koymak bazı kişiler için yoğun suçluluk yaratabilir. Kişi “Ya kırılırsa?”, “Ya beni terk ederse?”, “Ya bana bencil derse?” diye düşünebilir.

Bu duygunun birkaç nedeni olabilir.

Bazı kişiler çocuklukta “hayır” dediğinde eleştirilmiş, cezalandırılmış ya da suçlu hissettirilmiş olabilir. Böyle bir geçmişte kişi, yetişkinlikte de kendi ihtiyacını dile getirdiğinde yanlış bir şey yapıyormuş gibi hissedebilir.

Bazı ilişkilerde ise fedakârlık sevgiyle eş tutulur. “Seviyorsan katlanırsın”, “Gerçek sevgi kendinden vazgeçmektir” gibi inançlar, sınır koymayı bencillik gibi gösterebilir.

Oysa sağlıklı sevgi, kişinin kendisini tamamen yok sayması üzerine kurulmaz. Sevgi, karşılıklı saygı ve özgürlük alanı da gerektirir.

Bağlanma Stilleri Sınır Koymayı Nasıl Etkiler?

Bağlanma örüntüleri, kişinin sınır koyma biçimini etkileyebilir. Özellikle kaygılı bağlanma eğilimi olan kişiler, ilişkiyi kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilir.

Kaygılı bağlanan kişi için “hayır” demek, bazen terk edilme riski gibi hissedilebilir. Bu nedenle sürekli uyum sağlamak, karşı tarafı memnun etmek veya kendi ihtiyacını ertelemek güvenliği korumanın bir yolu haline gelebilir.

Kaçınmacı bağlanma eğilimi olan kişilerde ise sınır bazen duvara dönüşebilir. Kişi zorlandığında konuşmak yerine tamamen kapanabilir, uzaklaşabilir ya da ilişkiyi kesebilir.

Güvenli ilişkilerde ise sınırlar hem yakınlığı hem de bireysel alanı korur. Kişi hem bağ kurabilir hem de “Benim için bu uygun değil” diyebilir.

“Hayır” Demek Sevgisizlik midir?

Hayır. “Hayır” demek sevgisizlik değildir. Birine hayır dediğinizde, onu tümüyle reddetmiş olmazsınız. Yalnızca kendi kapasitenizi, ihtiyacınızı ya da sınırınızı ifade etmiş olursunuz.

Örneğin:

“Bu akşam buluşmak istemiyorum” demek, “Seni sevmiyorum” anlamına gelmez.
“Bu akşam dinlenmeye ihtiyacım var, yarın görüşmek isterim” anlamına gelebilir.

“Her mesajına anında cevap veremem” demek, “Seni önemsemiyorum” anlamına gelmez.
“Gün içinde yoğun olabiliyorum, ama uygun olduğumda döneceğim” anlamına gelebilir.

“Telefonumu paylaşmak istemiyorum” demek, “Saklayacak bir şeyim var” anlamına gelmez.
“Kişisel alanımın korunmasına ihtiyacım var” anlamına gelebilir.

Sağlıklı sınırlar sevgiyi azaltmaz; sevginin daha dürüst ve sürdürülebilir yaşanmasına yardımcı olur.

İlişkilerde Sınır Koymak İlişkiyi Nasıl Güçlendirir?

İlişkilerde sınır koymak yalnızca bireyin kendini koruması için değil, ilişkinin daha güvenli bir zeminde devam etmesi için de önemlidir.

Sınırlar ilişkide şu alanları güçlendirebilir:

Daha net iletişim.
Daha gerçekçi beklentiler.
Karşılıklı saygı.
Kişisel alanın korunması.
Güven duygusunun artması.
Çatışmaların daha az yıkıcı hale gelmesi.
Yakınlık ile bireysellik arasında daha sağlıklı denge.

Sınırlarını açıkça ifade edebilen kişi, partnerini tahmin yürütmeye zorlamaz. Bu da ilişkide belirsizliği azaltır. Partner neyin iyi geldiğini, neyin zorladığını ve hangi davranışın incitici olduğunu daha net görebilir.

Sağlıklı Sınırlar Çatışmayı Azaltır mı?

Evet, çoğu zaman azaltabilir. Çünkü ilişkilerde birçok çatışma sınırların hiç konuşulmamasından ya da belirsiz kalmasından doğar.

Bir kişi sürekli kendi ihtiyacını bastırıyorsa, zamanla kırgınlık birikebilir. Bu kırgınlık doğrudan ifade edilmediğinde öfke, pasif agresif davranışlar, geri çekilme ya da ani patlamalar şeklinde ortaya çıkabilir.

Sınır koymak ise ihtiyacı erken ve açık biçimde ifade etmeyi sağlar.

Örneğin:

“Sen bana hiç zaman ayırmıyorsun” yerine:
“Birlikte vakit geçirmeye ihtiyacım var. Haftada bir akşamı birlikte planlamak bana iyi gelir.”

“Beni boğuyorsun” yerine:
“Gün içinde biraz kişisel alana ihtiyacım oluyor. Akşam konuşmak bana daha uygun.”

Bu tür ifadeler suçlamayı azaltır ve çözüm alanı açar.

Sınır Koymak Nasıl Söylenir?

Sınır koyarken en önemli nokta, cümlenin açık, sakin ve uygulanabilir olmasıdır. Uzun açıklamalar yapmak, özür diler gibi konuşmak ya da karşı tarafı ikna etmeye çalışmak çoğu zaman sınırı belirsizleştirir.

Kullanılabilecek bazı sınır cümleleri:

“Bunu yapmak istemiyorum; benim için uygun değil.”
“Şu an konuşmaya hazır değilim. Akşam devam edebiliriz.”
“Bu dil beni incitiyor. Böyle konuşulduğunda kendimi geri çekiyorum.”
“Özel alanıma saygı duyulmasını istiyorum.”
“Bu konuda karar vermeden önce düşünmeye ihtiyacım var.”
“Bunu konuşabiliriz ama bağırarak değil.”
“Hayır, bunu kabul edemem.”

Sınır cümlesi ne kadar net ve sade olursa, karşı tarafın anlaması da o kadar kolay olur.

İlişkilerde Sınır Koymak İçin Kısa Kontrol Listesi

Sınır koymadan önce şu sorular yardımcı olabilir:

Benim ihtiyacım ne?
Bu durumda beni ne incitiyor veya zorluyor?
Neyi kabul edebilirim, neyi kabul edemem?
Bunu hangi zamanda ve hangi cümleyle ifade edebilirim?
Sınırım ihlal edilirse ne yapacağım?
Bu sınır ilişkiyi cezalandırmak için mi, yoksa korumak için mi?

Bu sorular, sınırın öfke anında değil, daha bilinçli bir yerden kurulmasına yardımcı olur.

Sınır İhlal Edilirse Ne Yapılmalı?

Sınır koymak yalnızca “hayır” demekle bitmez. Sınırın sürdürülebilmesi için kişinin kendi söylediği sınıra uygun davranması gerekir.

Örneğin kişi “Bağırıldığında konuşmaya devam etmeyeceğim” diyorsa, bağırma devam ettiğinde gerçekten konuşmayı durdurabilmelidir. Aksi halde sınır yalnızca bir istek olarak kalır.

Sınır ihlal edildiğinde şu adımlar izlenebilir:

Sınırı sakin biçimde tekrar etmek.
Davranışın etkisini açıklamak.
Gerekirse konuşmaya ara vermek.
Tutarlı davranmak.
Aynı ihlal tekrar ediyorsa ilişkinin güvenliğini değerlendirmek.

Sınır, karşı tarafı kontrol etme aracı değildir. Kişinin kendi davranışını ve kendi güvenli alanını düzenlemesidir.

Sınır Koymak Ne Zaman Zorlaşır?

Sınır koymak bazı durumlarda daha zor olabilir. Özellikle kişi reddedilmekten, terk edilmekten, öfkelenilmekten ya da suçlanmaktan korkuyorsa sınır koymak büyük bir içsel mücadeleye dönüşebilir.

Şu durumlarda sınır koymak zorlaşabilir:

Kişi sürekli onay arıyorsa.
Çocuklukta hayır demek cezalandırıldıysa.
İlişkide duygusal manipülasyon varsa.
Karşı taraf sınırları sürekli ihlal ediyorsa.
Kişi kendi ihtiyacını önemsiz görüyorsa.
Suçluluk duygusu çok yoğunsa.
İlişkide şiddet, tehdit veya kontrol varsa.

Özellikle şiddet, tehdit, baskı ya da kontrol içeren ilişkilerde sınır koymak tek başına yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda öncelik iletişimi düzeltmek değil, güvenliği sağlamak ve profesyonel destek almaktır.

Sınır Koymak Bencillik Değil, Özsaygıdır

İlişkilerde sınır koymak bencillik değil; özsaygının ve ilişkiyi koruma isteğinin bir parçasıdır. Kişi kendi ihtiyaçlarını yok saydığında, ilişkide bir süre uyum varmış gibi görünebilir. Ancak uzun vadede bu durum tükenmeye, kırgınlığa ve uzaklaşmaya yol açabilir.

Sağlıklı sınırlar ise kişinin ilişkide hem kendisi kalabilmesine hem de karşı tarafla daha dürüst bir bağ kurabilmesine yardımcı olur.

Unutmamak gerekir:

“Hayır” demek sevgisizlik değildir.
Kişisel alan istemek kaçış değildir.
Sınır koymak cezalandırmak değildir.
Kendi ihtiyacını fark etmek bencillik değildir.
Sınırlar, yakınlığı yok etmez; güvenli hale getirir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Sınır koymak sürekli yoğun suçluluk, kaygı, öfke ya da ilişki krizlerine yol açıyorsa profesyonel destek almak yararlı olabilir.

Özellikle şu durumlarda bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek önemlidir:

Hayır demek yoğun suçluluk yaratıyorsa.
Kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanıyorsan.
İlişkilerde sürekli kendinden ödün veriyorsan.
Sınır koyduğunda terk edilme korkusu çok yükseliyorsa.
Karşı taraf sınırlarını sürekli ihlal ediyorsa.
İlişkide kontrol, baskı, tehdit veya şiddet varsa.
Aynı ilişki döngülerini tekrar tekrar yaşıyorsan.

Terapi süreci, kişinin sınır koymasını yalnızca teknik cümlelerle değil; suçluluk, bağlanma, özdeğer ve geçmiş deneyimler üzerinden anlamasına yardımcı olabilir.

Sınırlar Sevgiyi Azaltmaz, Güvenli Hale Getirir

İlişkilerde sınır koymak, sevgiyi azaltan bir davranış değildir. Aksine, sevginin daha net, daha saygılı ve daha sürdürülebilir yaşanmasına yardımcı olabilir.

Sınır koymak, “ben senden uzaklaşmak istiyorum” demek değildir. Daha çok, “Bu ilişkide kendimi de kaybetmeden var olmak istiyorum” diyebilmektir.

Gerçek yakınlık, sınırların yok sayılmasıyla değil; sınırların fark edilip saygı görmesiyle güçlenir.

Okuyucu İçin Not

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı, tedavi ya da terapi önerisi yerine geçmez. İlişkilerinizde şiddet, tehdit, baskı, kontrol, yoğun korku ya da güvenlik riski varsa öncelik sınır cümlesi kurmak değil, güvenliği sağlamaktır. Böyle bir durumda güvendiğiniz kişilerden, ilgili destek hatlarından veya bir ruh sağlığı uzmanından yardım almanız önemlidir.

Ek kaynak: Sağlıklı ilişkilerde iletişim, saygı ve karşılıklı temas hakkında daha fazla bilgi için American Psychological Association – Happy couples: How to keep your relationship healthy sayfasına bakılabilir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Kaygılı bağlanma Sınırlar
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
Spiritüel Bypass Nedir? Maneviyatın Savunmaya Dönüşmesi
13 Ocak 2024

Spiritüel bypass, kişinin manevi inanç ve uygulamaları; çözülmemiş duygusal...

Devamı
Partneri Terapist Gibi Görmek | Modern İlişkiler ve Beklenti
Partneri Terapist Gibi Görmek | Modern İlişkiler ve Beklenti
31 Mayıs 2026

Partneri terapist gibi görmek, modern ilişkilerde sık karşılaşılan bir...

Devamı
Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?
Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?
8 Mayıs 2026

Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur? Çift terapisine genellikle aynı...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.