Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Beyoğlu Klinik Psikolog ve Bireysel Terapi

Beyoğlu ve çevresinden bireysel terapi için başvuran yetişkinlerle, Cihangir’deki ofisimde yüz yüze ve online görüşmeler sürdürüyorum. Klinik psikolog olarak kaygı, travmatik yaşantılar, ilişkilerde tekrar eden örüntüler, bağlanma sorunları, yaşam geçişleri ve kişinin kendini daha yakından anlama ihtiyacı üzerine çalışıyorum.

Bir kişinin terapiye başvurması için psikiyatrik bir tanıya sahip olması gerekmez. Bazen belirgin bir sorun yaşanır; bazen de kişi nedenini açıkça tarif edemediği bir huzursuzluk, boşluk ya da sıkışmışlık hisseder. Bireysel terapi, yaşananları yalnızca ortadan kaldırılması gereken belirtiler olarak değil, kişinin yaşam öyküsü ve ilişkileri içinde anlamaya çalıştığımız bir süreçtir.

Bireysel terapide hangi konular ele alınabilir?

Bireysel terapiye başvurma nedenleri kişiden kişiye değişir. Görüşmelerde şu konular üzerinde çalışılabilir:

  • Kaygı, yoğun stres, huzursuzluk ve zihinsel yorgunluk
  • Depresif duygudurum, isteksizlik, boşluk veya tükenmişlik hissi
  • Tekrar eden ilişki örüntüleri ve yakınlık kurmakta zorlanma
  • İlişkilerde sınır koyamama, suçluluk ve yetersizlik duyguları
  • Geçmiş yaşantıların ve bağlanma deneyimlerinin bugünkü ilişkilere etkisi
  • Travmatik yaşantılar ve bu deneyimlerin duygu, düşünce ve beden üzerindeki izleri
  • Duygusal ihmal, çocukluk yaşantıları ve aile ilişkileri
  • Yas, kayıp, ayrılık ve yaşam geçişleri
  • Kendilik değeri, kimlik ve yaşamda yön bulma sorunları
  • Kendini ve ilişkilerini daha derinlemesine anlama isteği

Bu başlıkların aynı kişide bulunması gerekmez. Terapi süreci, başvuru nedeni, yaşam öyküsü, mevcut ihtiyaçlar ve klinik değerlendirme doğrultusunda kişiye özgü olarak şekillenir.

Terapiye yaklaşımım

Çalışmalarımın kuramsal zeminini psikodinamik terapi oluşturur. Çağdaş psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımların yanı sıra analitik psikoloji, bağlanma kuramı ve travma çalışmalarından da yararlanırım.

Psikodinamik terapide yalnızca bugün yaşanan güçlüğe değil, bu güçlüğün kişinin yaşam öyküsü, ilişkileri, duygusal ihtiyaçları ve kendini koruma biçimleriyle nasıl bağlantılı olduğuna da bakılır. Örneğin kaygının yalnızca nasıl azaltılacağı değil, hangi durumlarda ortaya çıktığı, hangi ilişkilerde yoğunlaştığı ve kişinin hayatında neyi ifade ettiği üzerinde durulur.

Terapi, hazır cevapların verildiği ya da kişinin belirli bir tanı üzerinden değerlendirildiği bir süreç değildir. Kişinin duygularını, tekrar eden ilişki örüntülerini ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha yakından anlayabilmesi için birlikte düşünmeye dayanır. Terapist ile danışan arasında kurulan ilişki de bu çalışmanın önemli bir parçasıdır. Kişinin ilişkilerinde yaşadığı bazı güçlükler terapi ilişkisi içinde de görünür hâle gelebilir ve burada birlikte ele alınabilir.

Rüyalar da kişinin terapiye getirdiği ölçüde çalışmanın bir parçası olabilir. Rüyaları sabit sembollerle açıklamak yerine, kişinin çağrışımları, yaşamı ve içinde bulunduğu dönemle birlikte ele alırım.

Travmatik yaşantıların bugünkü etkileri ön plandaysa EMDR’den; yerleşik duygusal ve ilişkisel örüntülerle çalışırken şema terapiden yararlanabilirim. Hangi yaklaşımın kullanılacağı, kişinin başvuru nedeni ve klinik ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Her başvuruya aynı yöntem uygulanmaz.

İlk görüşme nasıl ilerler?

İlk görüşme bir tanışma ve değerlendirme görüşmesidir. Bu görüşmede sizi terapiye getiren konuya, ne zamandır devam ettiğine, yaşamınızı ve ilişkilerinizi nasıl etkilediğine birlikte bakarız. Yaşam öykünüz, daha önce aldığınız psikolojik veya psikiyatrik destekler ve terapiden beklentileriniz de ihtiyaç duyulduğu ölçüde konuşulabilir.

Amaç ilk görüşmede hızlı bir çözüm üretmek veya yaşadıklarınızı hemen belirli bir tanı altında toplamak değildir. Öncelikle ihtiyacınızı anlamaya ve nasıl bir çalışma yürütülebileceğine dair bir çerçeve oluşturmaya çalışırım.

Görüşmenin sonunda terapi sürecinin nasıl ilerleyebileceği, görüşme sıklığı ve çalışma biçimi konuşulur. Görüşmeler 50 dakikadır ve genellikle haftada bir, aynı gün ve saatte sürdürülür. Bu düzenlilik yalnızca görüşmelerin planlanmasını değil, terapötik sürecin sürekliliğini de destekler.

Cihangir’de yüz yüze ve online görüşme

Yüz yüze görüşmeler Beyoğlu’nun Cihangir semtinde, Kuloğlu Mahallesi’ndeki ofisimde yapılmaktadır. Ofis; Cihangir, Taksim, Çukurcuma, Galata, Karaköy, Tünel ve Şişhane çevresinden ulaşılabilir bir konumdadır. Taksim ve Şişhane metro istasyonları yürüme mesafesindedir.

Şehir dışında yaşayan veya ofise düzenli olarak gelme olanağı bulunmayan kişilerle online görüşmeler de sürdürülebilir. Online görüşmeler yüz yüze görüşmelerle aynı mesleki ve etik çerçevede yürütülür. Bununla birlikte online çalışmanın uygunluğu, kişinin başvuru nedeni, ihtiyaçları ve görüşme koşulları değerlendirilerek belirlenir.

Bireysel terapi sürecinin kapsamı hakkında daha ayrıntılı bilgi için Bireysel Terapi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Eğitim ve mesleki arka plan

Psikoloji lisans eğitimimi Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü’nde burslu olarak tamamladım ve onur derecesiyle bir yıl erken mezun oldum. Klinik Psikoloji yüksek lisansımı 2020 yılında İstanbul Kent Üniversitesi’nde tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’ndaki ikinci uzmanlık eğitimime devam ediyorum.

Yüksek lisans tezimde çocukluk çağı travmatik yaşantılarının affedicilik ve yaşamda anlam arayışıyla ilişkisini inceledim. Bu çalışmadan üretilen makale 2024 yılında uluslararası hakemli psikiyatri dergisi Psychiatria Danubina’da yayımlandı.

Psikoloji alanında on yılı aşkın mesleki deneyimim bulunuyor. Yetişkinlerle bireysel terapi ve çift terapisi alanlarında çalışıyorum.

Psikodinamik alandaki formasyonumu Prof. Dr. Doğan Şahin’in Kişilik, Kişilik Bozuklukları ve Dinamik Psikoterapi programı ile Psikodinamik Terapiler Merkezi’nin teori ve uygulama eğitimleriyle sürdürdüm. Psike İstanbul ve İstanbul Psikanaliz Derneği’nin psikanaliz seminerlerine katıldım; bu alandaki kuramsal çalışmalarımı sürdürüyorum. Rorschach ve TAT eğitimlerini Rorschach ve Projektif Testler Derneği’nde iki yıllık program kapsamında aldım.

EMDR birinci ve ikinci düzey eğitimlerini ve süpervizyonlarını tamamladım. Bunların yanı sıra yetişkinlerde bağlanma sorunları, EMDR R-TEP, disosiyasyon ve zor vakalarla çalışma üzerine ileri eğitimler aldım. Şema terapi eğitimimi Alp Karaosmanoğlu’ndan; Gottman Çift Terapisi birinci ve ikinci düzey eğitimlerimi Psikoloji İstanbul’dan aldım.

Eğitimlerim, akademik çalışmalarım ve mesleki üyeliklerim hakkında ayrıntılı bilgiye Hakkımda sayfasından ulaşabilirsiniz.

Psikoterapi sürecini daha yakından tanımak için

Terapiye başlamayı düşünüyor ancak sürecin nasıl ilerlediğini merak ediyorsanız, hazırladığım Farkındalık Rehberleri arasında yer alan “Terapiye Hazırlık Rehberi” ile “Psikodinamik Terapi Nedir?” rehberlerini inceleyebilirsiniz. Bu rehberler psikoterapinin yerini tutmaz; terapi sürecini ve çalışma biçimimi daha yakından tanımanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.

Sık sorulan sorular

Beyoğlu’nda görüşmeler nerede yapılıyor?

Ofisim Beyoğlu’nun Cihangir semtinde, Kuloğlu Mahallesi’nde bulunmaktadır. Taksim ve Şişhane metro istasyonlarından yürüyerek ulaşılabilir. Görüşmeler burada yüz yüze veya uygun olduğunda online olarak sürdürülebilir.

Terapiye başvurmak için psikiyatrik bir tanı gerekir mi?

Hayır. Bireysel terapi yalnızca psikiyatrik tanısı bulunan kişiler için değildir. Yaşadığı duyguları, ilişkilerini, geçmiş deneyimlerinin bugünkü etkilerini veya tekrar eden yaşam örüntülerini anlamak isteyen yetişkinler de terapiye başvurabilir.

Görüşmeler ne sıklıkla yapılır?

Görüşmeler genellikle haftada bir, aynı gün ve saatte yapılır. Her görüşme 50 dakika sürer. Görüşme sıklığı, kişinin ihtiyacı ve terapi sürecinin çerçevesi doğrultusunda değerlendirilir.

Bireysel terapi ne kadar sürer?

Bireysel terapi için herkes açısından geçerli sabit bir süre bulunmaz. Süre; başvuru nedeni, çalışılan konular, yaşam öyküsü ve sürecin ihtiyaçlarına göre değişir. Terapinin ilerleyişi ve ihtiyaçlar süreç içinde birlikte değerlendirilir.

Online bireysel terapi mümkün mü?

Evet. Online bireysel terapi, şehir dışında yaşayan veya ofise düzenli gelme olanağı bulunmayan kişiler için bir seçenek olabilir. Online çalışmanın uygunluğu, başvuru nedeni ve görüşme koşulları dikkate alınarak değerlendirilir.

Randevu ve iletişim

Bireysel terapi süreci hakkında bilgi almak veya randevu almak için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; kişisel klinik değerlendirme, tanı veya acil destek yerine geçmez.

Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cev Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cevaplanmak için sorulmuyor. Bazen merakla, bazen de hayattan kopunca soruluyor. Hangisi olduğunu soru değil, soranın hayatı gösteriyor.
Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını anlamakta zorlandığını görüyorum. Ve bunu genellikle ADHD’ye bağlıyorlar. Fakat her odaklanma güçlüğü ADHD değil. ADHD nörogelişimsel bir tablo; bambaşka bir şey. Benim gördüğüm şey daha çok bir alışkanlık meselesi: Sürekli hızlı, değişken ve yüksek uyarımlı içeriklere maruz kalmak, dikkatimizi kullanma biçimimizi değiştiriyor.
Bir de yapay zekâyla birlikte insanlar düşünmeye daha az ihtiyaç duymaya başladı. Üzerine çok düşünmeden her sorunun cevabını ondan alabiliyorsunuz.  Düşünsenize, sizin yerinize düşünen bir zekâ.
Ama esas kaybettiğimiz şeyin düşünme alışkanlığından çok “bilmeme halinde durabilmek” olduğunu düşünüyorum.
Eskiden metacognition, yani ne düşündüğünü düşünme kavramı benim çok hoşuma giderdi. İlişkisel psikanaliz üzerine aldığım eğitimlerde de seans odasında bunun nasıl işlediğini çok konuşurduk. Ne düşünüyorum? Neden böyle düşünüyorum? Bu düşünce nereden geliyor? Gördüğüm şey gerçekten orada mı, yoksa ben mi ona bir anlam yüklüyorum?
Ve ben bu kavramla etrafa baktığımda insanların bundan ne kadar uzaklaştığını görüyorum.
Biz düşünmezsek nasıl var olacağız? :)
Okumazsak nasıl neden-sonuç ilişkisi kuracağız? Bir fikrin nereden geldiğini, hangi düşünceye dayandığını, neyle çeliştiğini nasıl anlayacağız?
Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.