Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Psikanalitik Psikoterapi Nedir? Nasıl Çalışır?

27 Mart 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Psikanalitik Düşünce 0 Yorum
Psikanalitik psikoterapi, kişinin bugünkü zorlanmalarını bilinçdışı süreçler, erken ilişki deneyimleri ve tekrar eden örüntüler üzerinden anlamayı hedefleyen bir psikoterapi yaklaşımıdır. Belirtiyi hızla ortadan kaldırmaktan çok, belirtinin neye işaret ettiğini ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamaya yönelir.

Bazı zorlanmalar açıklanabilir görünür: bir kayıp, bir ayrılık, bir iş değişikliği. Bazılarıysa nedeni belli olmayan bir tekrar biçiminde gelir. Aynı tür ilişkiler, aynı çıkmazlar, aynı içsel ses. Psikanalitik psikoterapi tam da bu tekrarın nereden beslendiğini anlamaya çalışır.

Psikanalitik Psikoterapi Nedir?

Psikanalitik psikoterapi, Freud’un çalışmalarından doğan ve sonraki kuramcılarla gelişen bir gelenek içinde yer alır. Temel varsayımı, davranışlarımızın ve duygularımızın yalnızca bilinçli tercihlerle değil, farkında olmadığımız süreçlerle de şekillendiğidir.

Çalışma, kişinin aklına geleni olabildiğince serbestçe dile getirmesi üzerine kurulur. Konuşmanın nereye gittiği kadar nerede takıldığı da anlam taşır; söylenmeyenler, atlanan yerler ve tekrar eden temalar sürecin parçasıdır.

Süreçte Ne Üzerine Çalışılır?

Sıklıkla ele alınan başlıklar şunlardır: tekrar eden ilişki örüntüleri, erken dönem deneyimlerinin bugüne uzanan izleri, kişinin kendine yönelttiği eleştirel ses, çatışmalı duygular ve rüyalar. Terapist ile kurulan ilişki de bu çalışmanın içindedir; kişinin dışarıdaki ilişkilerinde yaşadığı şey çoğu zaman terapi odasında da belirir ve orada birlikte incelenebilir.

Diğer Yaklaşımlardan Farkı

Psikanalitik psikoterapi Belirti odaklı yaklaşımlar
Odak Belirtinin anlamı ve kökeni Belirtinin azaltılması ve baş etme becerileri
Süre Genellikle daha uzun soluklu Çoğunlukla daha kısa ve yapılandırılmış
Yöntem Serbest konuşma, birlikte düşünme Teknik, ödev ve alıştırmalar
İlişkinin yeri Terapötik ilişki doğrudan çalışılır İlişki zemin oluşturur

Bu tablo bir üstünlük sıralaması değildir. Hangi yaklaşımın uygun olduğu kişiye, çalışılacak konuya ve o dönemdeki ihtiyaca göre değişir.

Psikanaliz ile Aynı Şey mi?

Aynı gelenekten gelseler de aynı değildir. Klasik psikanaliz genellikle haftada birden fazla görüşme ve divan kullanımıyla yürütülür. Psikanalitik psikoterapi ise çoğunlukla haftada bir ya da iki görüşme biçiminde, yüz yüze sürdürülür. Kuramsal zemin ortaktır; yoğunluk ve çerçeve farklıdır.

Kimler İçin Uygun Olabilir?

Tekrar eden ilişki zorlukları yaşayan, belirtisinin nedenini anlamak isteyen, kendini daha derinlemesine tanımak isteyen ya da daha önce kısa süreli çalışmalardan sonuç almakta zorlanmış kişiler için anlamlı olabilir. Acil ve yoğun belirtilerin öne çıktığı dönemlerde ise önce farklı bir destek biçimi gerekebilir; bu değerlendirme ilk görüşmelerde birlikte yapılır.

Sık Sorulan Sorular

Psikanalitik psikoterapi ne kadar sürer?

Sabit bir süresi yoktur. Kimi süreçler birkaç ay sürerken kimi çalışmalar yıllara yayılabilir. Süre, çalışılan konuya ve kişinin hedefine göre şekillenir.

Divana yatmak gerekir mi?

Psikanalitik psikoterapide görüşmeler genellikle yüz yüze yapılır. Divan kullanımı daha çok klasik psikanalize özgüdür.

Sadece çocukluk mu konuşulur?

Hayır. Bugünkü yaşam, ilişkiler ve güncel zorlanmalar sürecin merkezindedir. Erken deneyimler, bugünü anlamaya katkı sağladığı ölçüde ele alınır.

Rüyalar bu süreçte kullanılır mı?

Kullanılabilir. Rüyalar, kişinin iç dünyasına dair dolaylı ama değerli bir malzeme sunar. Ayrıntılı olarak Freud’a Göre Rüya Yorumu yazısında ele aldık.

Kaynaklar

Psikodinamik psikoterapinin etkililiğini derleyen çalışma (Shedler, 2010, American Psychologist).

İlgili Yazılar

Psikodinamik Psikoterapi Nedir?, Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun? ve Terapiye Başlamak Neden Zor Gelir?

Aktarım Ne Demektir?

Psikanalitik psikoterapinin ayırt edici kavramlarından biri aktarımdır: kişinin geçmiş ilişkilerinden taşıdığı beklenti, duygu ve örüntülerin terapistle olan ilişkide de belirmesi. Danışan terapistin onu yargılayacağını hissedebilir, onaylanmak isteyebilir ya da mesafeli davranabilir.

Bu bir hata ya da yanlış anlama değildir; tam tersine çalışmanın en değerli malzemesidir. Çünkü kişinin dışarıda anlattığı ilişki örüntüsü, odada canlı olarak incelenebilir hâle gelir.

Direnç ve Yavaşlama Anları

Süreç boyunca konuşmanın tıkandığı, seansların anlamsız geldiği ya da gelmek istememe hâlinin belirdiği dönemler olur. Psikanalitik çerçevede bunlar sürecin aksaması değil, önemli bir yere yaklaşıldığının işareti olarak ele alınır ve üzerine birlikte düşünülür.

Süreç Nasıl Sonlanır?

Sonlandırma da çalışmanın bir parçasıdır. Aniden kesmek yerine, bitişin önceden konuşulması ve birkaç seansa yayılması tercih edilir; çünkü ayrılık, kişinin geçmiş ayrılıklarıyla ilgili çok şey açığa çıkarabilir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Freud Jung Psikanaliz
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Psikolog Tuğçe Turanlar | Çalışma Alanları
Psikolog Tuğçe Turanlar | Çalışma Alanları
5 Eylül 2021

Bu sayfada Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar’ın çalışma alanları, terapi yaklaşımı...

Devamı
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
Serbest Çağrışım Nedir? Freud’un Tekniği Nasıl Uygulanır?
27 Mart 2024

Serbest çağrışım, psikanalizin en temel ve en çok bilinen tekniklerinden biridir....

Devamı
Gölge Arketipi Nedir?
Gölge Arketipi Nedir?
16 Aralık 2024

Gölge arketipi, Carl Gustav Jung’un analitik psikoloji kuramında insanın bilinçli...

Devamı
İlkel Savunma Mekanizmaları
İlkel Savunma Mekanizmaları
4 Haziran 2024

İlkel savunma mekanizmaları, kişiliğin gelişiminin erken aşamalarında ortaya...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.