Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
    • Narsisizm
    • Aldatma ve Sadakatsizlik
    • İstismar ve Manipülasyon
    • İlişkiler ve Çift Dinamikleri
    • İlişkiler ve Psikoloji
    • Bağlanma Stilleri
    • Travma ve Çocukluk İzleri
    • Terapi Yaklaşımları
      • Psikodinamik Terapi
      • EMDR
      • Şema Terapi
      • Gottman Çift Terapisi
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Kitap Önerileri
  • İletişim
featured_image

Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri

7 Eylül 2021 Yazar: Tuğçe Turanlar Travma ve Çocukluk İzleri 0 Yorum

Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri 

Çocukluk çağı travmaları kişilerin ruhsal ve fiziksel sağlığını olumsuz etkilemekte ve dünyanın güvenilmez, adaletsiz, anlamı olmayan bir yer olarak görmelerine neden olmaktadır.

Çocuklar, ergenler, engelliler ve yaşlılar travmatik yaşam olayları karşısında daha hassas grupta yer alırlar.

“ABD Ulusal Sıklık Çalışmasına (National Incidence Study-4) göre;

2005-2006 yıllarında her 58 çocuktan biri istismar veya ihmale uğramıştır (%44’ü istismara %56’sı  ihmale maruz kalmıştır.) Kayıtlı olan toplam olgu sayısının 2.905.800 olarak belirtildiği raporda 2.400 çocuğun bu yüzden öldüğü varsayılmaktadır.

SHÇEK ve UNICEF’in işbirliğiyle gerçekleştirilen bir çalışmada; çocukların %25’inin ihmale, %3’ünin cinsel istismara, %45’inin ise fiziksel istismara uğradığı bulunmuştur.

Ayrıca, 7-18 yaş grubundaki her iki çocuktan birinin duygusal istismar kurbanı olduğu bulunmuştur.

Farklı ülkelerde yapılan çalışmaların bulgularına bakılınca tüm dünyada çocuğa yönelik kötü muamelenin yaygın olduğunu görülmektedir.

Travmanın olumsuz etkileri kişilerin sağlığını etkilediği gibi toplumlara da zarar verebilmektedir.

Travmalar sağlıklı kişilik yapısı ve psikopatolojinin gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

Çocukluk Çağı Travmalarının Bireylerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), Depresyon belirtileri,

Okul ile ilgili olan veya olmayan sosyal sorunlar yaşama,

Evden kaçma ve çocuk suçları işleme,

Kaygı, korku, cinsel rahatsızlıkların oluşması

İntihara eğilim,

Dissosiyatif belirtiler,

Obsesif kompulsif bozukluk belirtileri

Panik bozukluğu belirtileri

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan derleme çalışmasında çocukluk çağı istismarlarının bireylerin ruhsal ve fizyolojik sağlığı açısından ciddi etkilerinin olduğu ortaya konulmuştur.

Kaynaklar

Güloğlu, B., Karaırmak, Ö., & Emiral, E. (2016). Çocukluk çağı travmalarının tinsellik ve affetme üzerindeki rolü. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 17(4), 309-316.

ABD Ulusal Görülme Sıklığı Çalışması (Natio-nal Incidence Study-4), 2010. http://www.acf.hhs.gov/sites/default/files/opre/nis4_report_congress_full_pdf_jan2010.pdf.

UNICEF Türkiye Çocuk İstismarı ve Aile İçi Şiddet Araştırması, 2010. http://www.unicef.org.tr/files/bilgimerkezi/doc/cocuk-istismari-raporu-tr.pdf.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

“Çocukluk Çağı Travmalarının Bireyler Üzerindeki Olumsuz Etkileri”

 

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri
Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri
7 Eylül 2021

ÇOCUK İSTİSMARI: Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuk istismarı, çocuğun sağlığını,...

Devamı
Kuşaklararası Travma Aktarımı
Kuşaklararası Travma Aktarımı
31 Mayıs 2025

Kuşaklararası travma kavramı, ilk kez 20. yüzyıl ortalarında psikiyatri ve...

Devamı
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri
7 Eylül 2021

Çocukluk Çağı Travmalarının Olumsuz Etkileri  Çocukluk çağı travmaları...

Devamı
Yetişkinlerde Travma
Yetişkinlerde Travma
15 Ocak 2024

Yetişkinlerde travma, çocukluk çağında yaşanmış olaylardan, ani şiddet içeren...

Devamı

Instagram

Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmay Modern dünya bizi sürekli sosyalleşmeye, paylaşmaya ve dışa dönük olmaya çağırıyor.
Ancak bazı insanlar için bu dünya çekici değil; yorucu, istilacı ve anlamsız hissedilir.

Şizoid kişilik yapısında, insanlardan uzak durmak çoğu zaman bir korkunun değil, kendini koruma ihtiyacının sonucudur.

Yalnızlık bir eksiklik değil; aksine rahatlama ve özgürlük alanıdır.

Bu yapı sosyal fobiyle karıştırılsa da temel fark şudur:
Şizoid kişiler insanlardan korkmaz; insanlarla olmanın kendisini yorduğunu hisseder.

Şizoid yapının merkezinde güçlü bir içsel çatışma vardır:

✨ Yakınlık ve anlaşılma ihtiyacı
✨ “İstila edilme” ve kendini kaybetme korkusu
Bu nedenle temas kurulduğunda geri çekilme görülür.

Hayat çoğu zaman içeriden izlenir; kişi kendini bir camın arkasından dünyayı gözlemleyen biri gibi hissedebilir.

Bu geri çekilme sadece bir kaçış değildir.
Birçok şizoid yapı, bu mesafeyi yaratıcılığa, düşünmeye ve derinliğe dönüştürür.

Şizoid olmak bir eksiklik değil;
dünyanın gürültüsüne karşı geliştirilmiş hassas bir savunma biçimidir.

📖 Yazının tamamı için: www.tugceturanlar.com
📝 Bu içerik farkındalık amaçlıdır; klinik değerlendirme bireysel görüşmeyle yapılır.
Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin il Seans Odası Sakinleri: Rüya Analizi podcastinin ilk bölümü 26 Kasım Çarşamba günü yayında. Artık her Çarşamba birlikteyiz 🫠🩵💤🌙🎙️

#podcast #psikoloji
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.

🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.

✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 

🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
	1.	Kendine Bakışın
	2.	Duyguların Haritası
	3.	İç Sesini Resmet
	4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
	5.	“Hayır” Günlüğü
	6.	Küçük Çocuğa Mektup
	7.	Gelecek Benliğe Niyet

🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ni profilimdeki linkten veya www.tugceturanlar.com’dan ücretsiz indirebilirsin.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dı Travmatik ya da yıkıcı aile ortamlarında çocuk, dış koşulları değiştiremeyeceği için hayatta kalma stratejisi olarak çoğu zaman suçu kendine yükler. Bu durum, “kontrol yanılsaması” yaratarak çaresizlik duygusunu hafifletir. Ancak çocuklukta geliştirilen bu mekanizma, yetişkinlikte de ilişkilerde kendini gösterir: partneri yüceltmek, sürekli özür dilemek ya da terk edilme korkusu yaşamak gibi örüntüler bu geçmiş stratejinin izleridir.

Bu durum özellikle kaygılı bağlanma eğiliminde ve narsisistik ilişkilerde çok görülür ❤️‍🩹

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
İlişkilerde sınır koymak çoğu zaman “bencillik” ol İlişkilerde sınır koymak çoğu zaman “bencillik” olarak algılansa da, aslında hem kişinin hem de ilişkinin sağlığını koruyan bir adımdır. 

Sınır, duyguları, zamanı, enerjiyi ve değerleri koruyan görünmez bir çizgidir; sevgiyi azaltan bir duvar değil, ilişkiyi daha güvenli ve saygılı kılan bir çerçevedir. Sağlıklı sınırlar duygusal, fiziksel, dijital ya da değer temelli olabilir ve iletişime kapıyı kapatmaz; tam tersine beklentileri netleştirerek çatışmaları azaltır, iletişimi güçlendirir ve güvenli bağlanmayı destekler.

Bencillik algısının kökeninde genellikle kaygılı bağlanma örüntüleri, “fedakârlık = sevgi” gibi kültürel kalıplar ve çocuklukta “hayır” demeyle ilişkilenen suçluluk duyguları vardır. Oysa sınır koyabilen kişi, partnerine de alan tanır; bu da saygıyı ve güveni artırır. 

Gottman Çift Terapisi’nde de vurgulandığı gibi, mutlu çiftler hem “biz” olmayı hem de “ben” kalabilmeyi başarır ❤️

Kısacası, sınır koymak sevgisizliğin değil özsaygının göstergesidir; gerçek yakınlık ise sınırların yok sayılmasıyla değil, kabul edilip saygı duyulmasıyla mümkündür.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Günümüzde ayrılıklar artık sadece yüz yüze yaşanan Günümüzde ayrılıklar artık sadece yüz yüze yaşanan bir deneyim değil; sosyal medya da bu sürecin önemli bir parçası haline geldi 💔

Eski partnerin paylaşımlarını görmek, hikâyelerini takip etmek ya da ortak fotoğraflarla karşılaşmak, duygusal toparlanmayı zorlaştırabilir. 

Kaygılı bağlanan kişiler ayrılık sonrası sosyal medyada daha yoğun “takip” davranışı gösterirken; kaçınan bağlanan kişiler genellikle tüm dijital izleri silmeyi tercih eder. 

Modern ilişki dinamikleri arasında yer alan “ghosting” (aniden ortadan kaybolma) ve “breadcrumbing” (ufak mesajlarla umut verip ilişkiyi sürüncemede bırakma) gibi davranışlar ise bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir.

🔗 Yazının tamamını www.tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz 🩵

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • Narsisizm
  • İstismar ve Manipülasyon
  • Bağlanma Stilleri
  • Psikodinamik Terapi
  • EMDR
  • Şema Terapi
  • Gottman Çift Terapisi

Son Eklenenler

  • Sosyal Fobi Nedir?
  • Şizoid Kişilik: Neden İnsanlardan Kaçıyorum?
  • Obsesif Kompulsif Kişilik Yapısı Nedir?
  • Aşırı düşünmeyi (overthinking) nasıl durdurabilirim?
  • Rüya Çalışması, Freud ve Bilinçdışının Dilsel Yapısı
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir? Sürekli Endişelenmek Normal mi?

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz