Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Freud Okuma Listesi

9 Şubat 2022 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Psikanalitik Düşünce 0 Yorum

Sigmund Freud’un devasa külliyatı, hem psikoloji meraklıları hem de uzmanlar için temel bir kaynaktır. Ancak bu zengin mirasa nereden başlayacağını bilmek göz korkutucu olabilir. Bu okuma listesi, bir bibliyografyadan ziyade, Freud’un düşünce dünyasında adım adım ilerlemeniz için tasarlanmış bir yol haritasıdır. Listeyi, temel ve görece daha kolay anlaşılır metinlerden başlayıp, vaka incelemeleri, toplum eleştirileri ve ileri düzey teknik metinlere doğru ilerleyecek şekilde yapılandırdık. Ayrıca, Freud’un dünyasına daha yakından bakmak için Londra’daki müzesini sanal olarak gezebilirsiniz: Freud Museum London

Freud Okuma Listesi Bölüm 1: Başlangıç İçin Temel Eserler

Freud’un düşünce yapısını, bilinçdışı kavramını ve psikanalizin temel mantığını anlamak için en ideal giriş kitaplarıdır.

  • Günlük Yaşamın Psikopatolojisi: “Freud sürçmesi” olarak da bilinen dil sürçmeleri, unutkanlıklar gibi gündelik “hataların” ardındaki bilinçdışı motivasyonları inceler. Okuması en keyifli ve erişilebilir metinlerden biridir.
  • Rüyaların Yorumu: Freud’un “kral yolu” olarak tanımladığı rüyaların, bilinçdışı arzulara nasıl kapı araladığını anlattığı başyapıtıdır. (Daha kısa bir versiyonu için “Rüyalar Üzerine” kitabına bakılabilir.)
  • Psikanalize Giriş Dersleri: Freud’un kendi teorisini yapılandırılmış bir ders serisi olarak sunduğu eseridir.
  • Espriler ve Bilinçdışıyla İlişkileri: Gündelik esprilerin bile nasıl bastırılmış düşünce ve arzularla bağlantılı olabileceğini gösteren ilginç bir analizdir.

Bölüm 2: Toplum ve Kültür Eleştirileri

Freud, psikanalizi bireyin zihninden çıkarıp bütün bir kültürü ve toplumu analiz etmek için de kullanmıştır. Bu eserler, sosyal bilimler ve felsefeyle ilgilenenler için özellikle önemlidir.

  • Uygarlığın Huzursuzluğu: Bireyin içgüdüsel arzuları ile toplumsal kurallar (uygarlık) arasındaki kaçınılmaz çatışmayı ve bunun yarattığı “huzursuzluğu” inceler.
  • Kitle Psikolojisi: Bireyin bir kalabalık veya “kitle” içindeyken nasıl farklı davrandığını, lider ile kitle arasındaki dinamikleri analiz eder.
  • Totem ve Tabu: Psikanalitik teorileri antropolojiye uygulayarak ilkel topluluklardaki tabuların ve totemizmin kökenlerini araştırır.
  • Musa ve Tektanrıcılık: Freud’un son ve en tartışmalı eserlerinden biridir; dinin kökenlerini psikanalitik bir bakış açısıyla inceler.

Freud Okuma Listesi Bölüm 3: Önemli Vaka İncelemeleri

Freud’un teorilerini nasıl pratiğe döktüğünü görmek için vaka analizleri paha biçilmezdir. “Olgu Hikayeleri” (I-II) başlığı altında toplanan bu metinler, psikanalizin doğuşuna tanıklık etmenizi sağlar.

  • Dora (Bir Histeri Vakasının Analizinden Parçalar): Histeri, travma ve aktarım kavramları üzerine kuruludur.
  • Küçük Hans: Çocukluk çağı fobileri ve Oidipus kompleksini inceler.
  • Fare Adam: Obsesif nevroz ve bastırılmış düşünceler üzerine yoğunlaşır.
  • Kurt Adam: Çocukluk travmaları, nevroz ve rüya analizinin iç içe geçtiği en ünlü vakalardan biridir.
  • Schreber (Bir Paranoya Vakası): Paranoya ve psikozun dinamiklerini anlamaya yönelik otobiyografik bir analizdir.
  • Bir Kadın Eşcinsellik Vakası: Döneminin çok ilerisinde bir bakış açısıyla cinsel yönelimi ele almaya çalışır.

Bölüm 4: İleri Düzey ve Teknik Metinler

Bu eserler, Freud’un teorisinin “motor odasıdır”. Zihnin yapısı, içgüdüler ve psikanalitik tekniğin ayrıntılarıyla ilgilenen okuyucular içindir.

  • Cinsellik Üzerine: Cinsel içgüdünün gelişimini ve “libido” kavramını tanıttığı temel metinlerdendir.
  • Metapsikoloji: Freud’un zihinsel aygıtı (bilinç, bilinç öncesi, bilinçdışı) tanımlama girişimleridir.
  • Narsisizme Giriş: Narsisizm kavramını psikanalitik teoriye dahil eder.
  • Haz İlkesinin Ötesinde: “Yaşam içgüdüsü” yanına “ölüm içgüdüsü” (Thanatos) kavramını eklediği, teorisinde önemli bir dönemeçtir.
  • Benlik ve Alt Benlik (Ego ve İd): Zihnin “İd, Ego, Süperego” olarak bilinen yapısal modelini sunduğu eseridir.
  • Ketlenme, Belirti ve Kaygı: Kaygı (anksiyete) kavramını yeniden ele aldığı ve savunma mekanizmalarını detaylandırdığı önemli bir teknik metindir.
  • Histeri Üzerine Çalışmalar (Josef Breuer ile birlikte)
  • Biten Analiz, Bitmeyen Analiz: Psikanalitik terapinin sınırları ve hedefleri üzerine bir denemedir.
  • Psikanalizin Özeti: Freud’un kendi teorisini özetlediği, tamamlanmamış son metnidir.

Bonus: Freud’u ve Sonrasını Anlamak İçin

Freud’un kendi metinlerinin yanı sıra, onun düşüncesini ve psikanalizin sonraki gelişimini anlamak için bu iki kaynak harika birer tamamlayıcıdır:

  • Jean-Michel Quinodoz – Freud’u Okumak: Freud’un tüm eserlerini kronolojik olarak inceleyen mükemmel bir rehberdir.
  • S. A. Mitchel & M. J. Black – Freud ve Sonrası: Freud ile başlayan psikanalitik düşüncenin ondan sonra nasıl dallanıp budaklandığını, farklı ekollerin (Klein, Winnicott, Kohut vb.) nasıl geliştiğini anlatan kapsamlı bir kitaptır.

Freud’u okumak, sadece psikolojiyi değil, 20. yüzyıl düşüncesini, sanatı, edebiyatı ve en önemlisi kendimizi anlama biçimimizi değiştiren bir teorinin köklerine inmektir. Bu liste, bu keşif yolculuğunuzda size yardımcı olacak bir başlangıç noktasıdır.

İyi okumalar.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Freud Kitap listesi Psikanaliz Psikodinamik terapi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Arketipler: Modern Psikolojideki Etkisi
Arketipler: Modern Psikolojideki Etkisi
18 Ocak 2024

Arketiplerin modern psikolojideki etkisi, özellikle Carl Jung'un çalışmaları...

Devamı
Arketip Nedir
Arketip Nedir
31 Ekim 2023

Arketip, insanların kolektif bilinçdışında yer alan evrensel semboller ve...

Devamı
Psikodinamik Psikoterapi Nedir?
Psikodinamik Psikoterapi Nedir?
25 Ağustos 2024

Psikodinamik psikoterapi, kişinin bugünkü duygu, düşünce, ilişki ve davranış...

Devamı
Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?
Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?
21 Eylül 2025

Hangi terapi yöntemi bana uygun? Terapiye başlamayı düşünen birçok kişi ilk...

Devamı

Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
“Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zam “Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zaman çocuklukta duygusal olarak yeterince görülmemiş olmanın izlerini taşır. Duygusal olarak yeterince ulaşılabilir olmayan ebeveynlerle büyüyen çocuk, sorunu kendinde arar. Daha uyumlu, daha başarılı, daha sessiz ya da daha az talepkar olursa sevileceğine inanır. Bu strateji çocuklukta ilişkiyi koruyarak hayatta kalmayı sağlar; ancak yetişkinlikte kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırmasına, ilişkilerde fazla sorumluluk almasına ve sürekli onay aramasına yol açabilir.
İyileşme, geçmişte hayatta kalmanızı sağlayan bu eski örüntüyü fark etmekle başlar. Yetişkinlikte sağlıklı ve güvenli bağlar kurmak; kusursuz bir rol yapmayı değil, kendi sınırlarınız ve ihtiyaçlarınızla sahici bir şekilde var olabilmeyi gerektirir. Unutmayın, sevgi kazanılması gereken bir ödül değildir. Değeriniz, ne kadar faydalı olduğunuzla değil; var olmanızla ilgilidir. 🩵
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.