Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Grup Terapisi Nedir? Nasıl İşler, Kimler İçin Uygundur?

11 Ocak 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum
Grup terapisi, bir ruh sağlığı uzmanının yürüttüğü, birden çok katılımcının aynı süreçte yer aldığı bir psikoterapi biçimidir. Bireysel terapiden farkı, çalışmanın yalnızca terapistle değil, grup içindeki ilişkiler aracılığıyla da yürütülmesidir. Kişinin ilişki kurma biçimi grubun içinde canlı olarak görünür hale gelir.

İnsan çoğu zorlanmayı ilişkiler içinde yaşar; yalnızlık, dışlanma korkusu, öfkeyi ifade edememek ya da sürekli uyum sağlamak gibi. Grup terapisi bu örüntülerin yalnızca anlatıldığı değil, aynı zamanda o an yaşandığı bir alan sunar.

Grup Terapisi Nedir?

Grup terapisi, genellikle beş ila on kişilik bir grubun bir ya da iki terapist eşliğinde düzenli olarak bir araya geldiği bir çalışma biçimidir. Görüşmeler belirli bir sıklıkta ve önceden konuşulmuş bir çerçeve içinde yürütülür: gizlilik, düzenli katılım ve grup içinde konuşulanların dışarı taşınmaması bu çerçevenin temel unsurlarıdır.

Gruplar, çalışılan konuya göre farklılaşabilir. Kimi gruplar belirli bir başlık etrafında kurulur; kimi gruplar ise katılımcıların gündemiyle ilerleyen daha açık uçlu bir yapıdadır.

Nasıl İşler?

Grup terapisinin ayırt edici yanı, kişinin ilişkisel örüntülerinin grup içinde tekrar etmesidir. Dışarıda susan biri grupta da susabilir; sürekli aracılık eden biri burada da aynı rolü üstlenebilir. Bu tekrar bir sorun değil, çalışmanın malzemesidir: örüntü anlatılmakla kalmaz, yaşandığı anda birlikte incelenir.

Terapistin işlevi, grubun güvenli bir çerçevede kalmasını sağlamak ve bu etkileşimlerin üzerine düşünülebilecek bir alan açmaktır.

Bireysel Terapiden Farkı Nedir?

Bireysel terapi Grup terapisi
Çalışma alanı Terapist ile kurulan ilişki Terapist ve grup üyeleriyle kurulan ilişkiler
Geri bildirim Tek bir bakış açısı Farklı deneyimlerden gelen çoklu bakış
Odak Kişinin kendi anlatısı derinleşir Anlatı ile o anki etkileşim birlikte ele alınır
Mahremiyet İkili çerçeve Paylaşımın sınırını kişi belirler

İki biçim birbirinin alternatifi olmak zorunda değildir; bazı süreçlerde birlikte de yürütülebilir.

Kimler İçin Uygun Olabilir?

İlişkilerde tekrar eden zorlanmalar yaşayan, yalnızlık hissi taşıyan ya da kendini başkalarının yanında nasıl konumlandırdığını anlamak isteyen kişiler için grup çalışması anlamlı olabilir. Öte yandan akut kriz dönemlerinde, yoğun güvenlik ihtiyacının olduğu durumlarda ya da grup ortamının şu an taşınamayacağı hallerde önce bireysel çalışma tercih edilebilir. Bu değerlendirme ön görüşmede birlikte yapılır.

Sık Sorulan Sorular

Grupta her şeyi anlatmak zorunda mıyım?

Hayır. Ne kadar paylaşacağınıza siz karar verirsiniz. Dinlemek de sürecin bir parçasıdır ve çoğu kişi için başlangıçta daha kolaydır.

Gizlilik nasıl korunur?

Grup içinde konuşulanların dışarı taşınmaması, çalışmanın temel kuralıdır. Bu çerçeve grubun başında açıkça konuşulur ve süreç boyunca korunur.

Grup terapisi bireysel terapiden daha mı az etkilidir?

Böyle bir hiyerarşi yoktur. İki biçim farklı çalışma alanları sunar; hangisinin uygun olduğu kişinin ihtiyacına ve o dönemki durumuna göre değişir.

Tanımadığım insanların yanında konuşmak zor gelmez mi?

Başlangıçta çoğu kişi için zorlayıcıdır. Bu tedirginlik de grupta üzerine konuşulabilecek bir malzemedir; zamanla tanıdıklık ve güven oluştukça değişir.

Kaynaklar

Grup psikoterapisi araştırmalarını derleyen bir kaynak.

İlgili Yazılar

Terapiye Başlamak Neden Zor Gelir? ve Hangi Terapi Yöntemi Bana Uygun?

Grup İçinde Ne Olur?

Grup terapisinde çalışmanın büyük bölümü “burada ve şimdi” olanla ilerler. Bir üyenin sözünü kesmesi, bir başkasının sürekli aracılık etmeye çalışması ya da birinin hep en sona kalması; bunların hepsi grupta canlı olarak görülebilen ilişkisel malzemedir.

Terapistin işlevi bu etkileşimleri yorumlamak kadar, grubun güvenli kalmasını sağlamaktır: kimsenin susturulmadığı, alay edilmediği ve paylaşılanın dışarı taşınmadığı bir çerçeve.

Grup Terapisinin Sunduğu Özgün İmkânlar

Grup çalışmasının bireysel terapide zor bulunan birkaç imkânı vardır: kişinin yalnız olmadığını doğrudan deneyimlemesi, birden fazla bakış açısından geri bildirim alması ve kendini başkalarının yanında nasıl konumlandırdığını gerçek zamanlı görebilmesi. Ayrıca başka birine destek olabilmek, kişinin kendi değer duygusunu da güçlendirir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Aşk Bağımlılığı Nedir?
Aşk Bağımlılığı Nedir?
4 Şubat 2022

Aşk bağımlılığı, kişinin âşık olma hâlinin yarattığı yoğunluğa bağlanması ve bu...

Devamı
Duygusal Yeme
Duygusal Yeme
6 Ağustos 2022

Duygusal yeme: Stres, öfke, korku, can sıkıntısı, üzüntü ve yalnızlık gibi...

Devamı
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
Kuşkuculuk Şeması Nedir? Güvensizlik ve Suistimal Şeması
19 Haziran 2024

Kuşkuculuk (güvensizlik/suistimal) şeması, kişinin başkalarının kendisini...

Devamı
Şizoid Kişilik Bozukluğu Nedir?
Şizoid Kişilik Bozukluğu Nedir?
11 Ocak 2026

Şizoid kişilik bozukluğu, kişinin yakın ilişkilerden belirgin biçimde uzak...

Devamı

Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cev Yani, “Yaşamın anlamı nedir?” sorusu her zaman cevaplanmak için sorulmuyor. Bazen merakla, bazen de hayattan kopunca soruluyor. Hangisi olduğunu soru değil, soranın hayatı gösteriyor.
Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını Son zamanlarda insanların okumakta ve okuduklarını anlamakta zorlandığını görüyorum. Ve bunu genellikle ADHD’ye bağlıyorlar. Fakat her odaklanma güçlüğü ADHD değil. ADHD nörogelişimsel bir tablo; bambaşka bir şey. Benim gördüğüm şey daha çok bir alışkanlık meselesi: Sürekli hızlı, değişken ve yüksek uyarımlı içeriklere maruz kalmak, dikkatimizi kullanma biçimimizi değiştiriyor.
Bir de yapay zekâyla birlikte insanlar düşünmeye daha az ihtiyaç duymaya başladı. Üzerine çok düşünmeden her sorunun cevabını ondan alabiliyorsunuz.  Düşünsenize, sizin yerinize düşünen bir zekâ.
Ama esas kaybettiğimiz şeyin düşünme alışkanlığından çok “bilmeme halinde durabilmek” olduğunu düşünüyorum.
Eskiden metacognition, yani ne düşündüğünü düşünme kavramı benim çok hoşuma giderdi. İlişkisel psikanaliz üzerine aldığım eğitimlerde de seans odasında bunun nasıl işlediğini çok konuşurduk. Ne düşünüyorum? Neden böyle düşünüyorum? Bu düşünce nereden geliyor? Gördüğüm şey gerçekten orada mı, yoksa ben mi ona bir anlam yüklüyorum?
Ve ben bu kavramla etrafa baktığımda insanların bundan ne kadar uzaklaştığını görüyorum.
Biz düşünmezsek nasıl var olacağız? :)
Okumazsak nasıl neden-sonuç ilişkisi kuracağız? Bir fikrin nereden geldiğini, hangi düşünceye dayandığını, neyle çeliştiğini nasıl anlayacağız?
Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.