Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

İlişkide Psikolojik Şiddet Nasıl Anlaşılır?

21 Kasım 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

İlişkide psikolojik şiddet, her zaman açık bir tehdit ya da fiziksel saldırı ile başlamaz. Bazen kontrol, suçlama, küçümseme, sessizlikle cezalandırma, kıskançlık adı altında denetleme ya da kişinin sosyal çevresinden uzaklaşmasıyla yavaş yavaş görünür hale gelir.

Bu tür ilişkilerde sorun yalnızca “iletişim eksikliği” değildir. Asıl mesele, ilişkide bir tarafın diğer taraf üzerinde güç ve kontrol kurmaya çalışmasıdır. Kişi zamanla ne söylediğine, nasıl davrandığına, kiminle görüştüğüne ve hangi durumda tepki göreceğine sürekli dikkat etmeye başlar. İlişki, güvenli bir bağ olmaktan çıkar; tetikte yaşanan bir alana dönüşür.

İlişkide Psikolojik Şiddet Belirtileri

Psikolojik şiddet çoğu zaman tekrarlayan davranışlarla anlaşılır. Partnerin sürekli nerede olduğunuzu sorması, kimlerle görüştüğünüzü denetlemesi, sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmesi ya da arkadaşlarınızla görüşmenizi engellemesi kontrolcü davranışlara örnektir.

Küçümseme, alay etme, aşağılayıcı şakalar yapma, duygularınızı “abartıyorsun” diyerek geçersizleştirme, suçluluk hissettirme ve tehdit etme de psikolojik şiddetin parçaları arasında yer alır. Bazen partner açıkça bağırmaz ya da tehdit etmez; ama sessiz kalarak, geri çekilerek, cezalandırarak ya da sevgisini koşula bağlayarak ilişki üzerinde baskı kurar.

Bu davranışlar tekrar ettiğinde kişi kendi algısından şüphe etmeye başlayabilir. “Ben mi abartıyorum?”, “Acaba gerçekten hata bende mi?”, “Onu kızdırmamak için ne yapmalıyım?” gibi sorular giderek daha sık hale gelir. Bu durum, kişinin kendine güvenini, sosyal ilişkilerini ve karar alma kapasitesini zayıflatır.

Kontrolcü Davranışlar Ne Zaman Şiddete Dönüşür?

Her ilişkide zaman zaman kıskançlık, tartışma ya da anlaşmazlık yaşanabilir. Ancak kontrolcü davranışlar kişinin özgürlüğünü, güvenliğini ve karar alma hakkını kısıtlamaya başladığında bu durum ciddiye alınmalıdır.

Partnerin kıyafete karışması, kimlerle görüşüleceğine karar vermesi, para kullanımını denetlemesi, kişinin ailesiyle veya arkadaşlarıyla bağını zayıflatması, telefonunu kontrol etmesi ya da ayrılık ihtimalinde tehditkâr davranması sağlıklı bir ilişki dinamiği değildir.

Sağlıklı ilişkilerde yakınlık, ilgi ve bağlılık vardır; fakat bu bağlılık kişinin bireyselliğini ortadan kaldırmaz. Sevgi, kontrol etme hakkı vermez. Güvenli ilişkilerde taraflar birbirinin sınırlarını, sosyal çevresini ve kararlarını tanır.

Şiddet Olan İlişkide Çift Terapisi Uygun mudur?

Psikolojik şiddet, tehdit, korkutma, fiziksel şiddet, takip, cinsel zorlama, ekonomik kontrol ya da sosyal izolasyon varsa çift terapisi uygun bir ilk seçenek olmayabilir. Çünkü çift terapisi karşılıklı sorumluluk ve güvenli iletişim zemini varsayar. Şiddet içeren ilişkilerde ise öncelik ilişkiyi onarmak değil, güvenliği sağlamaktır.

Bu nedenle ilişkide şiddet ya da güvenlik riski varsa süreci yalnızca “ilişki sorunu” gibi değerlendirmemek gerekir. Zarar gören kişinin güvenli bir plan yapması, güvendiği kişilerle bağlantı kurması ve uygun kurumsal desteklere ulaşması önemlidir. Acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.

İlişkide Psikolojik Şiddeti Fark Etmek Neden Önemlidir?

Psikolojik şiddeti fark etmek her zaman kolay değildir. Çünkü bu tür ilişkilerde kontrol çoğu zaman sevgi, kıskançlık, merak ya da koruma gibi sunulur. Ancak kişi ilişkide sürekli korku, suçluluk, değersizlik, yalnızlık ya da tetikte olma hali yaşıyorsa bu durum ciddiye alınmalıdır.

İlişkide psikolojik şiddeti anlamak, kişinin kendisini suçlamadan içinde bulunduğu dinamiği daha net görmesine yardımcı olur. Sağlıklı bir ilişkide anlaşmazlıklar olabilir; ancak korkutma, aşağılama, kontrol etme ve yalnızlaştırma ilişkinin doğal bir parçası değildir.

Ek Kaynak: Yakın partner şiddetinde psikolojik şiddet, baskı ve kontrol örüntülerinin riskle ilişkisini incelemek için Dichter ve arkadaşlarının Coercive Control in Intimate Partner Violence başlıklı makalesini inceleyebilirsiniz.

Güvenlik Önce Gelir

Fiziksel şiddet, tehdit ya da can güvenliği riski söz konusuysa öncelik ilişkiyi anlamak değil, güvenliği sağlamaktır. Türkiye’de 183 Sosyal Destek Hattı (ücretsiz, 7/24) danışmanlık ve yönlendirme sağlar; acil durumlarda 155 Polis İmdat ve 112 aranabilir. Güvenilen bir yakına durumu bildirmek ve gerektiğinde gidilebilecek bir yer belirlemek de koruyucu adımlardandır.

Neden Fark Etmek Zorlaşır?

Psikolojik şiddet çoğu zaman tek bir olayla değil, kademeli olarak yerleşir. Her davranış tek başına “büyütülecek bir şey” gibi görünmeyebilir; toplamı ise kişinin kendi algısına güvenini aşındırır. Araya giren iyi dönemler de tabloyu bulanıklaştırır: kişi kötü olanı istisna, iyi olanı asıl sanmaya başlayabilir.

Bu iniş çıkışların yarattığı güçlü bağı travma bağı yazısında ele aldık. Gerçeklik algısının hedef alındığı biçimini ise gaslighting yazısında inceledik.

Sık Sorulan Sorular

Karşı taraf bilerek mi yapıyor?

Niyet her zaman net değildir ve tabloyu değiştirmez. Değerlendirmede belirleyici olan niyet değil, ilişkide oluşan kontrol ve korku örüntüsüdür.

Ben mi abartıyorum?

Bu soru bu tür ilişkilerde çok sık sorulur. Kendi algısından kuşku duymaya başlamak, tablonun bir parçası olabilir. Dışarıdan bir bakış (güvenilen biri ya da bir uzman) burada işlevlidir.

İlgili Yazılar

İlişkilerde Şiddet Türleri ve İlişkilerde Sınır Koymak.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Bireysel psikoterapi Duygusal Manipülasyon Gottman Çift Terapisi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
19 Ocak 2025

DEHB’li biriyle ilişki yaşamak, dikkat, düzen ve dürtü kontrolüyle ilgili...

Devamı
Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?
Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?
30 Ocak 2025

Oversharing (aşırı paylaşım), kişinin duygusal ya da özel bilgilerini, ilişkinin...

Devamı
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
16 Mayıs 2026

Aldatma sonrası güven, ihanetin ardından ilişkide yeniden kurulması gereken temel...

Devamı
Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
24 Eylül 2025

Kendini tanıma rehberi, duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve iç sesini daha...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.