Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Sağlıklı İlişkide İletişim Nasıl Olmalı?

1 Ekim 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Sağlıklı ilişkide iletişim, yalnızca konuşmak ya da sorunları çözmek anlamına gelmez. İletişim; partnerlerin birbirini duyabilmesi, değişim dönemlerinde temasını koruyabilmesi, çatışma anlarında kopmadan kalabilmesi ve ilişkide güvenli bir bağ kurabilmesiyle ilgilidir.

Her ilişki zaman içinde değişir. Tıpkı doğadaki döngüler gibi ilişkiler de farklı evrelerden geçer. Bazen heyecan verici yeni başlangıçlar, bazen stresli geçişler, bazen zorlu çatışmalar, bazen de sakinleşme ve uyum dönemleri yaşanır.

Bu değişimler ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez. Aksine, ilişkinin canlı olduğunu gösterir. Önemli olan değişimi fark etmek, bu dönemlerde birbirine karşı kapanmak yerine ilişkiyi güçlendirecek yollar bulabilmektir.

Bu yazıda sağlıklı ilişkide iletişimi güçlendiren ritüelleri, çatışma yönetimini, onarım girişimlerini, ortak hayalleri ve çiftlerin değişim dönemlerinde bağlarını nasıl koruyabileceğini ele alacağız.

Sağlıklı İlişkide İletişim Neden Önemlidir?

Sağlıklı ilişkide iletişim, partnerlerin birbirinin iç dünyasına erişebilmesini sağlar. Bir ilişkide sevgi var olabilir; ancak duygu, ihtiyaç ve beklentiler konuşulmadığında taraflar zamanla birbirine yabancılaşabilir.

Birçok çift büyük krizlerden önce küçük kopuşlar yaşar. Bu kopuşlar bazen konuşulmayan kırgınlıklar, ertelenen ihtiyaçlar, duyulmayan cümleler ya da sürekli tekrar eden yanlış anlaşılmalarla oluşur.

İlişkide iletişim güçlü olduğunda çiftler şunları daha kolay yapabilir:

Duygularını suçlamadan ifade etmek.
Partnerinin ihtiyacını anlamaya çalışmak.
Değişim dönemlerinde birbirine uyum sağlamak.
Çatışmalardan sonra onarım yapabilmek.
Ortak kararlar alabilmek.
İlişkide güven ve yakınlığı koruyabilmek.

Bu nedenle iletişim, yalnızca sorun çıktığında başvurulan bir araç değildir. İlişkinin günlük bakımının bir parçasıdır.

İlişkiler Neden Zamanla Değişir?

İlişkiler durağan değildir. Mezuniyet, iş değişikliği, taşınma, evlilik, çocuk sahibi olma, kayıplar, sağlık sorunları, ekonomik zorluklar ya da çocukların evden ayrılması gibi yaşam olayları çiftin ritmini değiştirebilir.

Bu dönemlerde partnerlerden biri daha fazla güvenceye ihtiyaç duyarken, diğeri daha fazla alana ihtiyaç duyabilir. Biri konuşmak isterken, diğeri susarak düzenlenmeye çalışabilir. Biri değişimi fırsat gibi görürken, diğeri tehdit gibi hissedebilir.

Bu farklılıklar ilişkiyi zorlayabilir. Ancak doğru ele alındığında, değişim dönemleri çiftlerin birbirini yeniden tanıdığı, ihtiyaçlarını güncellediği ve bağını derinleştirdiği zamanlara da dönüşebilir.

İlişkide kritik soru şudur:

“Bu değişim bizi birbirimizden uzaklaştırıyor mu, yoksa birbirimizi yeniden anlamamız için bir alan mı açıyor?”

İlişkide Ritüeller Bağı Nasıl Güçlendirir?

Ritüeller, ilişkinin içinde süreklilik ve güven duygusu yaratan küçük ama etkili alışkanlıklardır. Her hafta birlikte kahve içmek, pazar kahvaltısı yapmak, gün sonunda kısa bir sohbet etmek, yıldönümlerini hatırlamak ya da haftalık yürüyüşe çıkmak birer ilişki ritüeli olabilir.

Ritüellerin gücü büyük olmalarından değil, tekrar etmelerinden gelir. Hayat değişirken, bu küçük tekrarlar ilişkiye sabit bir zemin sağlar.

Örneğin yoğun iş temposu, taşınma ya da çocuk sahibi olma gibi dönemlerde çiftin eski düzeni bozulabilir. Bu süreçte küçük ritüeller, “biz hâlâ buradayız” duygusunu canlı tutar.

İlişkide ritüeller şunlara yardımcı olabilir:

Güven ve süreklilik duygusunu artırmak.
Partnerlerin birbirine zaman ayırmasını sağlamak.
Günlük hayatın içinde ilişkiye özel bir alan açmak.
Değişim dönemlerinde bağı korumak.
Ortak anlam duygusunu güçlendirmek.

Ritüel her zaman büyük bir plan olmak zorunda değildir. Bazen her gece “bugünün en zor ve en iyi anı neydi?” diye sormak bile ilişkinin duygusal bağını güçlendirebilir.

Açık Uçlu Sorular Neden Yakınlık Kurar?

Sağlıklı ilişkide iletişimi güçlendiren en basit ama etkili yollardan biri açık uçlu sorular sormaktır. Açık uçlu sorular, “evet” ya da “hayır” ile bitmeyen; partnerin iç dünyasını daha fazla açmasına izin veren sorulardır.

Örneğin:

“Bu değişim seni nasıl etkiliyor?”
“Şu sıralar en çok neye ihtiyaç duyuyorsun?”
“Son zamanlarda seni en çok ne yoruyor?”
“Benden nasıl bir destek bekliyorsun?”
“Birlikte neyi değiştirmemiz iyi gelir?”

Bu tür sorular partneri sorguya çekmek için değil, onu daha derinden anlamak için sorulur. İlişkide yakınlık çoğu zaman büyük konuşmalardan değil, düzenli ve samimi meraktan doğar.

Aşk Haritası Nedir?

Aşk haritası, partnerinizin iç dünyasına dair sahip olduğunuz bilgidir. Partnerinizin nelerden hoşlandığını, nelerden korktuğunu, şu sıralar neyle uğraştığını, neyi hayal ettiğini, neye kırıldığını ve neye ihtiyaç duyduğunu bilmeyi içerir.

İlişkilerin başında insanlar birbirini tanımaya daha fazla merak duyar. Ancak zamanla “zaten biliyorum” yanılgısı oluşabilir. Oysa insanlar değişir. Partnerinizin beş yıl önceki hayaliyle bugünkü hayali aynı olmayabilir. Eskiden onu rahatlatan şey bugün işe yaramayabilir.

Bu nedenle aşk haritası bir kez oluşturulup bırakılan bir şey değildir; güncellenmesi gerekir.

Şu sorular ilişkiyi canlı tutmaya yardımcı olabilir:

“Şu an hayatında seni en çok ne heyecanlandırıyor?”
“Bu yıl senin için en önemli hedef ne?”
“Son zamanlarda seni en çok ne kırıyor?”
“Benden daha fazla neyi duymaya ihtiyacın var?”
“Birlikte nasıl bir yaşam kurmak istiyoruz?”

Partnerin iç dünyasını güncel tutmak, ilişkinin yalnızca birlikte yaşamaktan ibaret olmadığını; birbirini yeniden tanıma süreci olduğunu hatırlatır.

Sağlıklı İlişkide Çatışma Normal midir?

Evet. Çatışma, ilişkinin mutlaka kötü gittiği anlamına gelmez. Her yakın ilişkide farklı ihtiyaçlar, beklentiler, sınırlar ve hassasiyetler ortaya çıkar. Önemli olan çatışmanın varlığı değil, nasıl yönetildiğidir.

Bazı çiftler çatışmadan tamamen kaçınır. Ancak konuşulmayan konular zamanla birikir. Bazı çiftler ise her çatışmada birbirini suçlar, savunmaya geçer ya da kopma noktasına gelir. Bu durumda çatışma, çözüm alanı olmaktan çıkar ve ilişkiyi yıpratan bir döngüye dönüşür.

Sağlıklı ilişkide çatışma yönetimi iki temel beceriye dayanır:

Kendini suçlamadan ifade etmek.
Partnerin duygusunu savunmaya geçmeden duyabilmek.

Bu kolay değildir. Özellikle eski kırgınlıklar, güvensizlikler ya da bağlanma yaraları devreye girdiğinde küçük bir konu bile büyük bir tehdit gibi hissedilebilir.

İlişkide Ben Dili Nasıl Kullanılır?

Ben dili, kişinin yaşadığı duyguyu ve ihtiyacı suçlamadan ifade etmesini sağlar. “Sen hep böylesin” ya da “Beni hiç anlamıyorsun” gibi cümleler partneri savunmaya iter. Bunun yerine, kişinin kendi deneyimini anlatması iletişimi yumuşatır.

Örneğin:

“Sen beni hiç dinlemiyorsun” yerine,
“Konuşurken telefonuna baktığında kendimi önemsiz hissediyorum.”

“Sen zaten hep kaçıyorsun” yerine,
“Tartışma yarım kaldığında kendimi yalnız ve belirsizlikte hissediyorum.”

“Beni hiç düşünmüyorsun” yerine,
“Plan yaparken bana da danışıldığında kendimi daha dahil hissediyorum.”

Ben dili, partneri suçsuz ilan etmek değildir. Kişinin kendi duygusunu daha duyulabilir bir biçimde ifade etmesidir. Çünkü suçlama arttığında savunma artar; duygu ifade edildiğinde temas ihtimali artar.

Onarım Girişimleri İlişkiyi Nasıl Korur?

Her ilişkide tartışma yaşanabilir. Önemli olan tartışmanın hiç olmaması değil, çiftin tartışmadan sonra yeniden temas kurabilmesidir. Onarım girişimleri bu noktada devreye girer.

Onarım girişimi, tartışmanın daha fazla büyümesini engelleyen ya da ilişkiyi yeniden temas alanına çağıran küçük bir söz, jest veya davranıştır.

Örneğin:

“Biraz durup sakinleşelim.”
“Seni kırmak istemedim.”
“Bunu yeniden konuşabilir miyiz?”
“Şu an savunmaya geçtim, ama seni anlamak istiyorum.”
“Özür dilerim, sesim yükseldi.”
“Sana karşı değilim; bu konuyu birlikte çözmek istiyorum.”

Onarım girişimleri ilişkinin “mükemmel” olmasını gerektirmez. Tam tersine, çiftin hata yaptığında geri dönebilme kapasitesini güçlendirir.

Zor Dönemlerde İlişki Nasıl Korunur?

İşsizlik, maddi sıkıntılar, sağlık sorunları, ailevi krizler, yas, taşınma ya da yoğun stres dönemleri ilişkiyi zorlayabilir. Bu dönemlerde partnerler daha hassas, daha yorgun ya da daha savunmada olabilir.

Zor dönemlerde ilişkiyi korumak için büyük çözümlerden önce küçük güven davranışları önemlidir.

Verilen sözü tutmak.
Partnerin yanında olduğunu göstermek.
Suçlamak yerine birlikte düşünmek.
Günlük küçük destekler sunmak.
Belirsizliği birlikte konuşmak.
Gerektiğinde yardım istemek.
Birbirinin stresini küçümsememek.

Bu dönemlerde çiftin temel mesajı şu olmalıdır:

“Bu sorun bize karşı değil; biz bu soruna birlikte bakmaya çalışıyoruz.”

Bu bakış açısı, ilişkiyi bir mücadele alanı olmaktan çıkarıp dayanışma alanına dönüştürebilir.

Yeni Başlangıçlar İlişkiyi Nasıl Etkiler?

Her değişim zorlayıcı olmak zorunda değildir. Evlilik, birlikte eve çıkmak, çocuk sahibi olmak, yeni bir işe başlamak, şehir değiştirmek ya da ortak bir hedefe yönelmek ilişkiye heyecan katabilir.

Ancak olumlu değişimler bile uyum gerektirir. Yeni bir başlangıç, yeni sorumluluklar ve yeni roller getirir. Partnerlerden biri bu sürece heyecanla yaklaşırken, diğeri kaygı yaşayabilir. Bu farklılık konuşulmadığında yanlış anlaşılmalar oluşabilir.

Yeni başlangıçlarda şu sorular yardımcı olabilir:

“Bu yeni dönemden ne bekliyoruz?”
“Seni en çok ne heyecanlandırıyor?”
“Seni en çok ne kaygılandırıyor?”
“Sorumlulukları nasıl paylaşacağız?”
“Bu süreçte birbirimize nasıl destek olabiliriz?”

Yeni başlangıçları ilişki için güçlendirici yapan şey yalnızca olayın kendisi değil, çiftin bu olayı birlikte anlamlandırma biçimidir.

Sağlıklı İlişkide Destek Ne Anlama Gelir?

Destek yalnızca “yanındayım” demek değildir. Bazen partnerin duygusunu dinlemek, bazen sorumluluk paylaşmak, bazen ona alan açmak, bazen de birlikte çözüm üretmek gerekir.

Duygusal destek şu anlama gelebilir:

“Bunu yaşamanın zor olduğunu görüyorum.”
“Seni düzeltmeye çalışmadan dinlemek istiyorum.”
“Şu an neye ihtiyacın var?”
“Bunu birlikte düşünelim.”

Pratik destek ise şu şekilde olabilir:

Günlük işleri paylaşmak.
Plan yapmaya yardımcı olmak.
Partnerin dinlenmesi için alan açmak.
Ortak sorumlulukları adil biçimde düzenlemek.
Zor bir görüşme ya da karar öncesinde yanında olmak.

İlişkide destek, bir tarafın sürekli diğerini taşıması değildir. Sağlıklı destek, iki kişinin de zaman zaman dayanabildiği ve dayanılabildiği bir denge kurabilmesidir.

Ortak Hayaller İlişkiyi Neden Güçlendirir?

İlişkiler yalnızca sorun çözerek güçlenmez. Birlikte hayal kurmak, ortak hedefler belirlemek ve geleceğe dair anlam oluşturmak da bağı güçlendirir.

Çiftler bazen günlük sorumlulukların içinde yalnızca yapılacaklar listesine odaklanır. Faturalar, işler, çocuklar, ev düzeni, aile sorumlulukları derken ilişki yalnızca yönetilmesi gereken bir organizasyona dönüşebilir.

Oysa çiftin şu sorulara da ihtiyacı vardır:

“Birlikte nasıl bir hayat kurmak istiyoruz?”
“Bizi heyecanlandıran şeyler neler?”
“Gelecekte neleri birlikte deneyimlemek istiyoruz?”
“Bireysel hayallerimizi nasıl destekleyebiliriz?”
“Ortak anlamımız ne?”

Ortak hayaller, ilişkinin yön duygusunu güçlendirir. Çift yalnızca bugünün yükünü taşımakla kalmaz; birlikte bir gelecek inşa ettiğini de hisseder.

Oyun ve Eğlence İlişkide Neden Önemlidir?

İlişkiler yalnızca sorumluluk, sadakat ve iletişimden ibaret değildir. Oyun, mizah, hafiflik ve eğlence de ilişkinin canlı kalmasına yardım eder.

Birlikte gülmek, küçük maceralar planlamak, espri paylaşmak, spontane bir yürüyüşe çıkmak, yeni bir şey denemek ya da günlük rutinin içinde küçük keyif alanları yaratmak ilişkiye tazelik katar.

Yoğun yaşam temposunda eğlence çoğu zaman ilk gözden çıkarılan şey olur. Oysa oyun ve mizah, çiftin yalnızca sorun çözen iki insan değil, birbirinin yanında canlı ve rahat hisseden iki kişi olmasını sağlar.

Bazen ilişkinin ihtiyacı daha fazla konuşmak değil, birlikte yeniden keyif almayı hatırlamaktır.

İlişkide Değişimi Kabul Etmek Ne Demektir?

Değişimi kabul etmek, her şeye razı olmak anlamına gelmez. Daha çok, ilişkinin aynı kalmayacağını ve partnerlerin zaman içinde farklı ihtiyaçlar geliştirebileceğini kabul etmektir.

Bir ilişkinin canlı kalabilmesi için çiftlerin birbirini yalnızca geçmişteki haliyle değil, bugünkü haliyle de tanımaya istekli olması gerekir.

Partneriniz değişebilir. Siz değişebilirsiniz. İhtiyaçlarınız, sınırlarınız, hayalleriniz ve korkularınız zamanla farklılaşabilir. İlişkide önemli olan, bu değişimi tehdit gibi görmek yerine merakla karşılayabilmektir.

Şu soru bu noktada değerlidir:

“Partnerim artık kim oluyor ve ben onu bugün nasıl tanıyabilirim?”

Bu merak duygusu, ilişkiyi geçmişin kalıplarına hapsetmek yerine bugünün gerçekliğine taşır.

Sağlıklı İlişkide Bağı Güçlendirmek İçin Neler Yapılabilir?

Sağlıklı ilişkide bağı güçlendirmek büyük jestlerden çok, düzenli ve küçük temaslarla mümkündür. Çiftlerin ilişkiyi yalnızca kriz anlarında değil, gündelik yaşam içinde de beslemesi gerekir.

Yardımcı olabilecek bazı adımlar şunlardır:

Gün içinde kısa da olsa birbirini yoklamak.
Açık uçlu sorular sormak.
Küçük ritüeller oluşturmak.
Tartışmalarda ben dili kullanmak.
Onarım girişimlerini ertelememek.
Partnerin değişen ihtiyaçlarını merak etmek.
Ortak hayaller üzerine konuşmak.
Birlikte eğlenmeye alan açmak.
Zor dönemlerde aynı takımda kalmaya çalışmak.

İlişki yalnızca duyguyla değil, tekrar eden davranışlarla da kurulur. Güven, zaman içinde verilen küçük sözlerin tutulmasıyla oluşur.

Ne Zaman Çift Terapisi Düşünülmeli?

Her çift zaman zaman zorlanabilir. Ancak bazı döngüler tekrar ediyor ve çift kendi başına bu döngüden çıkmakta zorlanıyorsa profesyonel destek almak yararlı olabilir.

Çift terapisi şu durumlarda değerlendirilebilir:

Aynı tartışmalar tekrar tekrar yaşanıyorsa.
İletişim suçlama ve savunmaya dönüyorsa.
Duygusal uzaklık artıyorsa.
Güven zedelenmişse.
Kırgınlıklar onarılamıyorsa.
Cinsellik, yakınlık veya sınırlar sürekli çatışma konusu oluyorsa.
Partnerlerden biri sürekli yalnız, duyulmamış ya da değersiz hissediyorsa.
İlişkide kopma düşüncesi sık gündeme geliyorsa.

Çift terapisi, kimin haklı olduğunu belirlemek için değil; ilişkinin içinde tekrar eden döngüleri anlamak ve daha güvenli bir iletişim alanı kurmak için kullanılır.

Sağlıklı İlişkiler Değişime Uyum Sağlayabilir

İlişkiler zamanla değişir. Bu değişim bazen yeni başlangıçlarla, bazen krizlerle, bazen sorumluluklarla, bazen de kişisel büyümeyle gelir. Güçlü ilişkiler değişmeyen ilişkiler değildir; değişim içinde bağını yeniden kurabilen ilişkilerdir.

Sağlıklı ilişkide iletişim, ritüeller, onarım girişimleri, ortak hayaller, destek ve oyun duygusu bu bağı canlı tutar. Çiftler yaşamın farklı evrelerinde birbirini yeniden tanımaya devam ettikçe ilişki daha esnek, daha derin ve daha dayanıklı hale gelebilir.

Sevgi durağan bir duygu değildir. Değişimle birlikte sınanan, yeniden kurulan ve olgunlaşan bir süreçtir.

Okuyucu İçin Not

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. İlişkinizde yoğun çatışma, güvensizlik, şiddet, kontrol, tehdit, duygusal ihmal ya da kopma döngüleri yaşıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız önemlidir. Şiddet veya güvenlik riski varsa öncelik çift iletişimini geliştirmek değil, güvenliği sağlamaktır.

Kaynak: Gottman Institute. (2025). Seasons of Life. Love Notes Newsletter, October 2025.

Çift Terapisi Evlilik Sağlıklı ilişkiler
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Spiritüel Bypass
Spiritüel Bypass
13 Ocak 2024

"Spiritüel Bypass" terimi, insanların manevi fikir ve uygulamaları kullanarak...

Devamı
Öfke Nasıl Yönetilir
Öfke Nasıl Yönetilir
2 Mayıs 2023

Öfke, insanların hissettiği en temel duygulardan biridir. Bu duygu genellikle...

Devamı
Gaslighting: Kökleri ve Psikolojik Manipülasyonun Anatomisi
Gaslighting: Kökleri ve Psikolojik Manipülasyonun Anatomisi
15 Haziran 2024

Gaslighting terimi, ilk olarak İngiliz oyun yazarı Patrick Hamilton'ın 1938...

Devamı
Duygudurum Bozukluğu Nedir
Duygudurum Bozukluğu Nedir
5 Kasım 2024

Duygudurum bozukluğu, kişinin duygu durumunda sürekli veya tekrarlayan...

Devamı

Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçl Sevilmek için neden bazen sesimizi kısar, ihtiyaçlarımızı geri çeker, kendimizden vazgeçeriz?
Bu bölümde Küçük Deniz Kızı masalını; İngiliz Psikanalist Winnicott’ın gerçek/sahte benlik ayrımı ve Klinik Psikolog Dana Crowley Jack’in kendini susturma kavramı üzerinden ele alıyoruz. 
Çünkü bazen mesele aşk için fedakârlık değil; sevilmek uğruna kendi sesini kaybetmektir.
Yeni bölüm Spotify ve Apple Podcasts’te.
Yeni bölümlerden haberdar olmak için Seans Odası Sakinleri podcastini takip edebilirsiniz ❤️
#podcast #psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.