Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş

24 Eylül 2025 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Kendini tanıma rehberi, duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve iç sesini daha yakından fark etmek isteyenler için hazırlanmış 7 günlük bir farkındalık çalışmasıdır. Bu rehber, günlük yaşamın yoğunluğu içinde kendine kısa bir alan açmak, iç dünyanı daha şefkatli bir yerden dinlemek ve küçük egzersizlerle kendinle yeniden temas kurmak için hazırlandı.

Hayatın temposu içinde çoğu zaman kendimizi gerçekten duymadan ilerliyoruz. Yapılacaklar listeleri, ilişkiler, sorumluluklar, beklentiler ve gündelik koşuşturma arasında “Ben aslında nasılım?” sorusu geri planda kalabiliyor.

Oysa insanın zaman zaman kendine dönmeye ihtiyacı vardır. Kendine dönüş; dışarıdaki beklentilerden bir anlığına uzaklaşıp iç dünyaya bakmak, duyguları fark etmek, bedeni dinlemek ve kişinin kendi ihtiyaçlarıyla yeniden temas kurması anlamına gelir.

Bu nedenle 7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberini hazırladım. Amacım, herkesin günlük hayatına kolayca uyarlayabileceği kısa ama etkili egzersizlerle kendine biraz daha yaklaşabilmesine destek olmak.

Bu rehber bir terapi değildir ve terapi yerine geçmez. Ancak psikolojik farkındalığı artıran, yazma ve düşünme egzersizleriyle kişinin kendi iç dünyasına daha şefkatli bir yerden bakmasına yardımcı olan bir başlangıç alanı sunar.

Kendini tanıma rehberi, bu nedenle kısa ama düzenli bir içe bakış alanı oluşturmak isteyenler için sade ve uygulanabilir bir yol arkadaşı olarak düşünülebilir.

Kendini Tanıma Rehberi Neden Önemlidir?

Kendine dönüş, kişinin yalnızca ne yaptığını değil, nasıl hissettiğini de fark etmesidir. Günlük yaşamda çoğu zaman otomatik pilotta hareket ederiz. İşlerimizi yapar, mesajlara cevap verir, sorumluluklarımızı yerine getiririz. Fakat bu sırada iç dünyamızda neler olup bittiğini fark etmeyebiliriz.

Bazen yorgun olduğumuzu geç anlarız. Bazen kırıldığımızı bastırırız. Bazen sınırlarımızın aşıldığını fark etsek bile bunu dile getirmekte zorlanırız. Bazen de içimizdeki eleştirel ses o kadar güçlü konuşur ki kendi ihtiyaçlarımızı duymakta zorlanırız.

Bu rehber, bu otomatik gidişi kısa bir süreliğine durdurur ve şu sorulara alan açar:

“Şu an gerçekten ne hissediyorum?”
“Bedenim bana ne anlatıyor?”
“Neye ihtiyacım var?”
“Kendime nasıl davranıyorum?”
“Hangi sınırlarımı korumam gerekiyor?”
“İçimdeki küçük, kırılgan ya da yorgun yan ne duymaya ihtiyaç duyuyor?”

Bu sorular basit görünebilir. Ancak düzenli sorulduğunda kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi derinleştirebilir.

Kendine Dönüş Rehberi Nedir?

7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi, her gün için kısa bir açıklama, uygulanabilir bir egzersiz ve yönlendirici sorulardan oluşan bir farkındalık rehberidir.

Rehberin amacı, kişinin kendini analiz etmek için saatler ayırması değil; günde yalnızca 10–15 dakika içinde kendi iç dünyasına daha dikkatli bakabilmesidir.

Rehber şu alanlara odaklanır:

Duyguları fark etmek.
Bedensel duyumları dinlemek.
İç eleştirmeni tanımak.
Güçlü yanları hatırlamak.
Sınır koyma deneyimini anlamak.
İçindeki kırılgan çocuk yanına şefkatle yaklaşmak.
Gelecek benliğe niyet belirlemek.

Bu yönüyle kendini tanıma rehberi, kişinin duygularını düzenlemesine, ihtiyaçlarını fark etmesine ve kendisiyle daha yumuşak bir ilişki kurmasına yardımcı olacak küçük adımlar sunar.

Bu Farkındalık Rehberinde Seni Neler Bekliyor?

Bu rehberi bir yol arkadaşı gibi düşünebilirsin. Her gün yalnızca tek bir tema üzerinde durur. Böylece kendini zorlamadan, sindire sindire ilerleyebilirsin.

Rehberin içinde şunlar yer alır:

Günlük küçük adımlar: Her gün için tek bir tema ve kısa bir uygulama bulunur. Amaç yoğun ve yorucu bir çalışma yapmak değil, küçük ama düzenli farkındalık alanları açmaktır.

Yazma egzersizleri: Rehberdeki çalışmaların önemli bir kısmı yazmaya dayanır. Yazmak, zihinde dağınık duran düşünceleri görünür hale getirir ve kişinin kendi iç sesini daha net duymasına yardımcı olabilir.

Duygu ve beden farkındalığı: Bazı egzersizler duyguların bedendeki izlerine odaklanır. Çünkü duygular yalnızca zihinsel değil, bedensel olarak da deneyimlenir.

Kişisel not alanları: Rehberde kendine ait cümleleri, sembolleri, çizimleri ya da farkındalıkları yazabileceğin alanlar bulunur. Böylece çalışma sana özel hale gelir.

Terapötik yaklaşımlardan ilham alan yapı: Rehber; şema terapi, EMDR, farkındalık temelli yaklaşımlar ve pozitif psikolojiden ilham alınarak hazırlanmıştır.

Bu nedenle kendini tanıma rehberi, yoğun ve yorucu bir çalışma değil; küçük adımlarla ilerleyen sade bir farkındalık süreci olarak tasarlandı.

7 Günlük Kendini Tanıma Yolculuğu

Bu rehber 7 gün boyunca her gün farklı bir içsel temaya odaklanır. Her günün amacı, kendine biraz daha dikkatli, şefkatli ve meraklı bir yerden bakabilmektir.

1. Gün: Kendine Bakışın

İlk günün teması kendine bakmak. Günlük yaşamda çoğu zaman kendimizi dışarıdan görmeden, yalnızca görevleri tamamlamaya çalışarak ilerleriz. Bu nedenle ilk adım, kendini yargılamadan gözlemlemektir.

Bugünün temel sorusu şudur:

“Bugün ben nasılım?”

Bu soru basit görünse de güçlüdür. Çünkü kişinin kendi ruh halini, bedenini, yorgunluğunu, ihtiyaçlarını ve içsel tonunu fark etmesine alan açar.

Bu egzersiz, gözlemci yanını harekete geçirir. Şema terapi diliyle söylersek, kişinin sağlıklı yetişkin yanını güçlendirmeye yardımcı olabilir. Sağlıklı yetişkin yan, iç dünyaya daha sakin, düzenleyici ve şefkatli bir yerden bakabilen tarafımızdır.

2. Gün: Duyguların Haritası

İkinci gün, duyguların bedendeki izlerine odaklanır. Çünkü duygular yalnızca zihnimizde değil, bedenimizde de yaşanır.

Kaygı midede sıkışma gibi hissedilebilir.
Öfke göğüste basınç ya da çenede gerginlik yaratabilir.
Üzüntü boğazda düğüm gibi hissedilebilir.
Huzur daha geniş bir nefesle kendini gösterebilir.

Bu günün egzersizi, duygularına isim vermeni ve onları bedeninde nerede hissettiğini fark etmeni sağlar.

Amaç duyguyu hemen çözmek ya da değiştirmek değildir. İlk adım yalnızca fark etmektir:

“Bu duygu bedenimde nerede?”
“Bana ne anlatmaya çalışıyor?”
“Bu duyguyu bastırmadan fark edebilir miyim?”

Duyguların haritasını çıkarmak, kişinin kendisiyle daha fazla temas kurmasına yardımcı olur.

3. Gün: İç Sesini Resmet

Üçüncü gün, iç sesine odaklanır. Hepimizin içinde zaman zaman eleştiren, suçlayan, zorlayan ya da yeterli olmadığımızı söyleyen bir ses olabilir.

Bu ses bazen şöyle konuşur:

“Yeterince iyi değilsin.”
“Daha fazlasını yapmalısın.”
“Bunu da beceremedin.”
“Hayır dersen bencil olursun.”
“Duygusal davranıyorsun.”

Şema terapide bu tür içsel sesler, eleştiren ya da cezalandırıcı ebeveyn modlarıyla ilişkilendirilebilir. Bu seslerin farkına varmak, onlarla özdeşleşmeden mesafe kurmanın ilk adımıdır.

Bugünkü çalışmada, bu iç sesi yazıya döker ve ardından sağlıklı yetişkin yanından ona cevap vermeyi denersin.

Amaç iç sesi tamamen yok etmek değildir. Amaç, onun hayatını yönetmesine izin vermeden daha şefkatli, gerçekçi ve destekleyici bir iç ses geliştirmektir.

4. Gün: Güçlü Yanlarının Kolajı

Dördüncü gün, güçlü yanlarını hatırlamaya ayrılır. İnsan zihni çoğu zaman eksiklere, hatalara ve yapılmamış şeylere odaklanır. Oysa herkesin yaşamında onu ayakta tutan, dirençli kılan ve güçlendiren yanlar vardır.

Bu bölümde kendine şu soruları sorarsın:

“Zor zamanlarda beni ne ayakta tuttu?”
“Hangi özelliklerimle bugüne geldim?”
“Kendimde takdir edebileceğim ne var?”
“Hangi anılar bana gücümü hatırlatıyor?”

Güçlü yanları fark etmek, sorunları yok saymak anlamına gelmez. Daha çok, kişinin kendini yalnızca eksikleri üzerinden değil, kaynakları üzerinden de görebilmesidir.

Bu egzersizde güçlü anılarını, kelimelerle, sembollerle ya da küçük çizimlerle temsil edebilirsin. Böylece zihninde bir güç kolajı oluşturursun.

5. Gün: “Hayır” Günlüğü

Beşinci günün teması sınır koymak. Sınır koymak, ilişkilerde güvenli ve sağlıklı bir alan yaratmanın temel parçalarından biridir. Ancak birçok kişi “hayır” dediğinde suçluluk, kaygı ya da reddedilme korkusu yaşayabilir.

Bu nedenle hayır demek bazen yalnızca bir kelime söylemekten çok daha fazlasıdır. Kişinin kendi ihtiyacını fark etmesi, karşı tarafın tepkisine dayanabilmesi ve ilişkiyi kaybetmeden sınır koyabileceğine inanması gerekir.

Bugünkü egzersizde bir “hayır” deneyimini yazarsın.

Şu sorulara bakabilirsin:

“Neye hayır demek istedim?”
“Neden zorlandım?”
“Hayır dersem ne olacağından korktum?”
“Kendi sınırımı korusaydım ne değişirdi?”
“Daha sağlıklı bir sınır cümlesi nasıl kurulabilirdi?”

Sınır koymak bencillik değildir. Sağlıklı sınırlar, hem kişinin kendisini hem de ilişkilerini korur.

6. Gün: Küçük Çocuğa Mektup

Altıncı gün, içindeki kırılgan çocuk yanına şefkatle yaklaşmaya ayrılır. Hepimizin içinde geçmişten gelen, görülmek, duyulmak, korunmak ya da sevilmek isteyen yanlar olabilir.

Bazen bugünkü kırgınlıklarımız, geçmişte yeterince duyulmamış bir yanımızı tetikler. Bazen küçük bir eleştiri, eski bir değersizlik hissini canlandırır. Bazen terk edilme korkusu, bugünkü ilişkiden çok daha eski bir yalnızlıkla ilişkilidir.

Şema terapi bu kırılgan yanları “çocuk modları” üzerinden açıklar. Bu rehberdeki çalışma, o küçük yanına yetişkin halinden bir mektup yazmanı önerir.

Bu mektupta şu cümlelere alan açabilirsin:

“Seni görüyorum.”
“O zaman yalnız kalmış olabilirsin.”
“Bugün seni daha iyi duyabilirim.”
“Senin suçun değildi.”
“Artık yanında daha güçlü bir yetişkin yan var.”

Bu egzersizin amacı geçmişi değiştirmek değil, geçmişten gelen kırılgan yanla bugün daha şefkatli bir bağ kurmaktır.

7. Gün: Gelecek Benliğe Niyet

Yedinci gün, yolculuğu geleceğe taşır. Kendini tanıma yalnızca geçmişe bakmak değildir; aynı zamanda gelecekte nasıl yaşamak istediğini fark etmektir.

Bu bölümde, rehber boyunca fark ettiğin duygu, ihtiyaç, sınır, güçlü yan ve iç sesleri düşünerek gelecek benliğine bir niyet yazarsın.

Şu sorular yardımcı olabilir:

“Bu 7 gün bana ne gösterdi?”
“Kendimle ilişkimde neyi değiştirmek istiyorum?”
“Hangi ihtiyacımı daha fazla duymak istiyorum?”
“Hangi sınırı korumaya niyet ediyorum?”
“Gelecek benliğime ne söylemek isterim?”

Niyet belirlemek, mükemmel bir değişim planı yapmak değildir. Daha çok kendine küçük ama anlamlı bir yön vermektir.

Kendini Tanıma Rehberi Kimler İçin Uygun?

Bu rehber, kendine zaman ayırmak ve iç dünyasını daha yakından tanımak isteyen herkes için hazırlanmıştır. Ancak özellikle şu durumlarda daha anlamlı olabilir:

Kendini sık sık eleştirenler.
İç sesini yumuşatmak isteyenler.
Duygularını tanımakta zorlananlar.
Sınır koymakta güçlük çekenler.
“Hayır” dediğinde suçluluk duyanlar.
Geçmişten gelen kırılgan yanlarıyla daha şefkatli ilişki kurmak isteyenler.
Kendine şefkat göstermeyi öğrenmek isteyenler.
Günlük hayatında kısa farkındalık alanları açmak isteyenler.
Yazma egzersizleriyle kendini keşfetmek isteyenler.

Kendini tanıma rehberi, özellikle kendini sık eleştiren, sınır koymakta zorlanan ve duygularını daha iyi tanımak isteyen kişiler için destekleyici olabilir.

Bu maddelerden biri bile sana tanıdık geliyorsa, rehber 7 gün boyunca kendinle daha sakin, daha meraklı ve daha şefkatli bir ilişki kurmana eşlik edebilir.

Kendine Dönüş Rehberinden Nasıl Yararlanabilirsin?

Bu rehberin amacı seni zorlamak değil, küçük ve uygulanabilir adımlarla farkındalık kazandırmaktır. Yine de egzersizlerden daha fazla yararlanmak için bazı öneriler yardımcı olabilir.

Sessiz bir alan yarat: Her gün 10–15 dakikalık kısa bir zaman ayırman yeterlidir. Telefonu bir süreliğine uzaklaştırmak ve kendine küçük bir alan açmak çalışmayı derinleştirebilir.

Egzersizleri yazılı yap: Yazmak, zihindeki düşünceleri somutlaştırır. Duyguları yazıya dökmek, kişinin iç dünyasını daha görünür hale getirebilir.

Yargısız kalmaya çalış: Burada doğru ya da yanlış cevap yoktur. Amaç kendini değerlendirmek değil, kendini anlamaktır.

Not alanlarını kişiselleştir: Çizimler, semboller, renkler ya da kısa kelimeler kullanabilirsin. Rehberin sana ait bir defter gibi olması önemlidir.

7 gün bittikten sonra geriye dön: Yazdıklarını tekrar oku. Hangi temaların tekrar ettiğini, hangi ihtiyaçların öne çıktığını ve hangi cümlelerin sana iyi geldiğini fark et.

Kendine Dönüş Rehberi, kendini tanıma sürecini günlük hayata uyarlanabilir küçük egzersizlerle destekler.

Küçük adımlar, düzenli tekrarlandığında kişinin kendisiyle ilişkisini dönüştürebilir.

Kendine Dönüş Rehberinin Arkasındaki Psikolojik Yaklaşım

Bu rehber, psikolojide kullanılan bazı terapi ve farkındalık yaklaşımlarından ilham alınarak hazırlanmıştır.

Şema terapi, kişinin içindeki farklı yanları fark etmesine yardımcı olur. Kırılgan çocuk, eleştiren ebeveyn ve sağlıklı yetişkin gibi kavramlar, kişinin kendi iç dünyasını daha anlaşılır hale getirebilir.

EMDR, duyguların yalnızca zihinde değil, bedende de izler taşıyabileceğini vurgulayan travma odaklı bir yaklaşımdır. Rehberdeki duygu ve beden farkındalığı çalışmaları bu anlayıştan ilham alır.

Farkındalık temelli yaklaşımlar, kişinin şimdiki ana daha açık, yargısız ve dikkatli biçimde yönelmesini destekler. American Psychological Association, mindfulness meditasyonunun stresle baş etme ve iyi oluş üzerinde olumlu etkileri olabileceğini belirtir.

Pozitif psikoloji, kişinin yalnızca sorunlarına değil, güçlü yanlarına, kaynaklarına ve umut duygusuna da odaklanır. Rehberdeki güçlü yanlar ve gelecek benliğe niyet çalışmaları bu bakış açısıyla ilişkilidir.

Kendini Tanıma Rehberi Terapi Yerine Geçer mi?

Hayır. Kendine Dönüş Rehberi bir terapi değildir ve terapi yerine geçmez. Kendini tanıma, farkındalık kazanma ve günlük yaşamda küçük içsel molalar verme amacı taşır.

Yoğun travma belirtileri, ağır depresyon, panik ataklar, kendine zarar verme düşünceleri, yeme sorunları, ilişkilerde şiddet ya da işlevsellikte belirgin bozulma yaşıyorsan, bir ruh sağlığı uzmanından bireysel destek almak önemlidir.

Kendini tanıma rehberi profesyonel terapi yerine geçmez; ancak kişinin kendisiyle daha bilinçli ve şefkatli temas kurmasına yardımcı olabilir.

Bu rehber, profesyonel desteğin yerine değil; kişinin kendisiyle daha şefkatli bir temas kurmasına yardımcı olabilecek tamamlayıcı bir farkındalık alanı olarak düşünülmelidir.

Rehberin içinde her gün için kısa açıklamalar, egzersizler, yönlendirici sorular ve not alanları yer alıyor.

Kendine Dönüş Rehberini ücretsiz indirerek 7 günlük farkındalık yolculuğuna başlayabilirsin.

👉 Buradan rehberi indir

Bu çalışmayı bilgisayarına veya telefonuna indirebilir, dilersen çıktısını alarak defter gibi doldurabilirsin.

Son Söz

Kendine dönüş bir varış noktası değil, yaşam boyu süren bir süreçtir. Bazen yalnızca birkaç dakika durmak, bir duyguyu adlandırmak, iç sese mesafe koymak ya da küçük bir sınırı fark etmek bile önemli bir başlangıç olabilir.

Kendine Dönüş Rehberini, kendinle yeniden temas kurmak için küçük bir kapı gibi düşünebilirsin. Büyük değişimler çoğu zaman küçük ve düzenli adımlarla başlar.

Kendi iç dünyana daha şefkatli, daha meraklı ve daha dikkatli bir yerden bakman dileğiyle.

Sevgiler,
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Ek kaynak: Farkındalık çalışmaları ve mindfulness meditasyonu hakkında daha fazla bilgi için American Psychological Association – Mindfulness Meditation sayfasına bakılabilir.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

EMDR Psikodinamik Psikoterapi
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Grup Terapisi Nedir? Nasıl İşler, Kimler İçin Uygundur?
Grup Terapisi Nedir? Nasıl İşler, Kimler İçin Uygundur?
11 Ocak 2024

Grup terapisi, bir ruh sağlığı uzmanının yürüttüğü, birden çok katılımcının aynı...

Devamı
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
İnsanlar Değişir mi? Romantik İlişkilerde Değişimin Rolü
11 Şubat 2025

İnsanların gerçekten değişip değişemeyeceği, psikoloji alanında uzun süredir...

Devamı
Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynler: Yeterince iyi miyim?
Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynler: Yeterince iyi miyim?
25 Nisan 2026

Duygusal olarak olgunlaşmamış ebeveynler, çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını...

Devamı
Göçün Psikolojik Etkileri Nelerdir?
Göçün Psikolojik Etkileri Nelerdir?
7 Eylül 2021

Göçün psikolojik etkileri, yalnızca yeni bir yere alışmakla ilgili değildir. Göç;...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.