Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Duygudurum Bozukluğu Nedir

5 Kasım 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Duygudurum bozukluğu, kişinin duygu durumunda sürekli veya tekrarlayan değişiklikler yaşamasına neden olan zihinsel sağlık sorunudur. Bu bozukluk, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve işlevselliğini azaltır.

Duygudurum Bozukluğu Çeşitleri Nelerdir

Duygudurum bozukluklarının başlıca çeşitleri şunlardır:

  1. Depresif Bozukluklar: Major depresif bozukluk ve kalıcı depresif bozukluk (distimi) bu gruba girer.
  2. Bipolar Bozukluk: Mani ve depresyon dönemleri ile karakterizedir. Bipolar I ve Bipolar II olarak iki ana türü vardır.
  3. Siklotimik Bozukluk: Bipolar bozukluğun daha hafif bir formudur ve hipomani ile depresif belirtiler arasında dalgalanır.

Duygudurum Bozukluğu Belirtileri Nelerdir

Belirtiler türüne bağlı olarak değişebilir, ancak genel olarak şunları içerir:

  • Sürekli üzgün, boş veya umutsuz hissetme
  • Enerji kaybı ve sürekli yorgunluk
  • Uyku düzeninde değişiklikler (çok uyuma veya uykusuzluk)
  • İştahta değişiklikler (aşırı yeme veya iştahsızlık)
  • İlgi veya zevk kaybı
  • Dikkat ve konsantrasyon sorunları
  • Değersizlik veya suçluluk duyguları
  • İntihar düşünceleri veya girişimleri

Duygudurum Bozukluğu Neden Olur

Duygudurum bozukluklarının nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörlerin bir kombinasyonunun rol oynadığı düşünülmektedir:

  • Genetik Faktörler: Ailede duygudurum bozukluğu öyküsü olan bireylerde risk daha yüksektir.
  • Biyolojik Faktörler: Beyindeki kimyasal dengesizlikler ve hormonal değişiklikler duygudurum bozukluklarına katkıda bulunabilir.
  • Çevresel Faktörler: Stresli yaşam olayları, travma ve kronik stres duygudurum bozukluklarını tetikleyebilir.
  • Psikolojik Faktörler: Kişilik yapısı ve geçmişte yaşanan duygusal travmalar bu bozuklukların gelişiminde etkili olabilir.

Nasıl Teşhis Edilir

Duygudurum bozukluklarının teşhisi, genellikle bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından yapılan kapsamlı bir değerlendirme ile konur. Bu değerlendirme, hastanın semptomlarını, yaşam öyküsünü ve tıbbi geçmişini içerir. Ayrıca, standartlaştırılmış değerlendirme araçları ve anketler de kullanılabilir.

Tedavisi Nasıl Olur

Duygudurum bozukluklarının tedavisi, genellikle ilaç tedavisi ve psikoterapinin bir kombinasyonunu içerir:

  • İlaç Tedavisi: Antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler ve antipsikotikler gibi ilaçlar kullanılır.
  • Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT), psikodinamik terapi ve diğer terapi türleri etkili olabilir.
  • Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku duygudurumun iyileşmesine yardımcı olur.
  • Destek Grupları: Destek gruplarına katılmak, benzer deneyimler yaşayan diğer bireylerle bağlantı kurmayı ve paylaşmayı sağlar.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Yule Psikoloji

Referanslar

  • American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.
  • Mayo Clinic. (2021). Mood Disorders. Retrieved from Mayo Clinic
  • National Institute of Mental Health. (2022). Mood Disorders. Retrieved from NIMH
Bipolar Bozukluk Depresif Bozukluk
1 Like
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
Kendini Tanıma Rehberi: 7 Günlük Kendine Dönüş
24 Eylül 2025

Kendini tanıma rehberi, duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve iç sesini daha...

Devamı
Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap
Travma ve Travma ile Başa Çıkma Üzerine Yazılmış 8 Kitap
5 Eylül 2023

Travma ile ilgili size dolaylı yoldan destek olabilecek 8 Kitap önerisini...

Devamı
Uzun Süreli Yalnızlık: Beyin Üzerindeki Etkileri ve Çözüm Yolları
Uzun Süreli Yalnızlık: Beyin Üzerindeki Etkileri ve Çözüm Yolları
24 Ocak 2025

Modern yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte, yalnızlık her yaştan insanın...

Devamı
Narsisistik İlişki Belirtileri Nelerdir?
Narsisistik İlişki Belirtileri Nelerdir?
4 Eylül 2021

Narsisistik ilişki, kişinin kendini zamanla değersiz, suçlu, yetersiz ya da kendi...

Devamı

Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Günümüzde ayrılıklar artık sadece yüz yüze yaşanan Günümüzde ayrılıklar artık sadece yüz yüze yaşanan bir deneyim değil; sosyal medya da bu sürecin önemli bir parçası haline geldi 💔
Eski partnerin paylaşımlarını görmek, hikâyelerini takip etmek ya da ortak fotoğraflarla karşılaşmak, duygusal toparlanmayı zorlaştırabilir. 
Kaygılı bağlanan kişiler ayrılık sonrası sosyal medyada daha yoğun “takip” davranışı gösterirken; kaçınan bağlanan kişiler genellikle tüm dijital izleri silmeyi tercih eder. 
Modern ilişki dinamikleri arasında yer alan “ghosting” (aniden ortadan kaybolma) ve “breadcrumbing” (ufak mesajlarla umut verip ilişkiyi sürüncemede bırakma) gibi davranışlar ise bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir.
🔗 Yazının tamamını www.tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.