Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Narsist bir Yönetici ile Çalışmak

20 Haziran 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma 0 Yorum

Narsist yönetici ile çalışmak, kişinin yalnızca iş yüküyle değil; sürekli eleştiri, kontrol, değersizleştirme ve belirsizlikle de baş etmek zorunda kalmasına neden olabilir. Böyle bir iş ortamında emeğinizin görülmemesi, küçük hataların büyütülmesi ya da ne yaparsanız yapın yeterli hissedememek zamanla yoğun stres, kaygı, tükenmişlik ve değersizlik duygusu yaratabilir.

Günlük dilde bu tür yöneticiler için sık sık “narsist yönetici” ifadesi kullanılır. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Bir kişiye uzaktan tanı koymak mümkün değildir. Bu nedenle bu yazıda “narsist yönetici” ifadesi, klinik bir tanıdan çok, iş yerinde narsistik özellikler gösteren, empati kurmakta zorlanan, kontrolcü, manipülatif ya da değersizleştirici davranışlar sergileyen yöneticileri anlatmak için kullanılmaktadır.

Narsist Yönetici Ne Demektir?

Narsistik özellikler gösteren bir yönetici, çoğu zaman kendi başarısını abartırken başkalarının katkılarını küçümseyebilir. Eleştiriye tahammülü düşük olabilir, hatalarının sorumluluğunu almak yerine suçu başkalarına yöneltebilir ve çalışanların emeğini kendi başarısı gibi sunabilir.

Bu tür bir yöneticiyle çalışmak yalnızca mesleki motivasyonu değil; kişinin özgüvenini, psikolojik dayanıklılığını ve iş yaşamındaki güven duygusunu da etkileyebilir. Özellikle uzun süreli eleştiri, belirsizlik ve baskı altında çalışmak kişide sürekli tetikte olma hali yaratabilir.

Narsist Yönetici ile Çalışırken İşe Gitmekten Korkmak

İş dışında bile sürekli işinizi düşünüyor musunuz? Yöneticinizin tepkilerini önceden tahmin etmeye çalışıyor, en küçük hatada yoğun kaygı yaşıyor musunuz? Sürekli kendinizi kanıtlamanız gerekiyormuş gibi hissediyor musunuz?

Toksik bir yöneticiyle çalışırken kişi zamanla iş yerinde yalnızca görevlerini yerine getirmez; aynı zamanda yöneticisinin ruh halini okumaya, ne zaman eleştirileceğini tahmin etmeye ve kendini korumaya çalışır. Bu durum uzun vadede zihinsel yorgunluk, tükenmişlik, uyku sorunları, bedensel gerginlik ve işten kopma isteği yaratabilir.

Bu noktada asıl soru yalnızca “Yöneticim narsist mi?” değildir. Daha önemli soru şudur:

Bu ortam benim psikolojik sağlığımı nasıl etkiliyor ve kendimi korumak için neye ihtiyacım var?

Narsist Yönetici Belirtileri

Burada “belirti” ifadesi klinik tanı koymak anlamında değil; iş yerinde sık görülebilen davranış örüntülerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Her zor yönetici narsistik değildir. Ancak bazı davranışlar, kişinin iş yerinde psikolojik baskı ve değersizleştirme yaşadığını gösterebilir.

Sürekli Eleştiri ve Değersizleştirme

Yaptığınız iş sürekli yetersiz bulunuyor, küçük hatalar büyütülüyor ya da başarılarınız görmezden geliniyorsa, zamanla kendinizi değersiz hissetmeye başlayabilirsiniz. Yapıcı geri bildirim ile yıkıcı eleştiri arasındaki fark burada önemlidir. Yapıcı geri bildirim gelişime alan açar; yıkıcı eleştiri ise kişiyi utandırır, sindirir ve sürekli savunmada bırakır.

Mikro Yönetim

Mikro yönetim, yöneticinin çalışanın her adımını kontrol etmesi, karar alanını daraltması ve sürekli müdahale etmesidir. Böyle bir ortamda kişi kendi becerilerine güvenmekte zorlanabilir. Sürekli izleniyor ya da hata yapmaya hazır bekleniyor gibi hissetmek yoğun kaygı yaratabilir.

Bilgiyi Saklama ve Dışlama

Bazı yöneticiler çalışanını önemli e-postalardan, toplantılardan ya da karar süreçlerinden dışlayabilir. Gerekli bilgilerin verilmemesi, kişinin işini yapmasını zorlaştırır ve sonra performansının eleştirilmesine zemin hazırlar. Bu durum özellikle manipülatif iş ortamlarında sık görülebilir.

Başarıyı Sahiplenme, Hataları Başkasına Yükleme

Narsistik özellikler gösteren yöneticiler, çalışanlarının emeğini kendi başarıları gibi sunabilir. Ancak bir sorun çıktığında sorumluluğu üstlenmek yerine suçu çalışanlara yönlendirebilirler. Bu tür bir döngü, çalışanın kendini sürekli tehdit altında hissetmesine neden olabilir.

İtibar Zedeleme

Bir anda iş arkadaşlarınızın size karşı mesafeli davranmaya başladığını fark edebilirsiniz. Hakkınızda yanlış ya da eksik bilgiler yayılıyor olabilir. Bu tür durumlarda duygusal tepki vermeden önce, yaşananları belgelemek ve profesyonel bir sınır içinde kalmak önemlidir.

Narsist Yönetici ile Nasıl Başa Çıkılır?

Toksik ya da narsistik özellikler gösteren bir yöneticiyle baş etmek kolay değildir. Ancak bazı adımlar, kişinin kendini korumasına yardımcı olabilir.

Davranışları Kişisel Algılamamaya Çalışın

Yöneticinizin eleştirel ya da küçümseyici davranışları, her zaman sizin yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Toksik iş ortamlarında kişi zamanla her şeyi kendi hatası gibi görmeye başlayabilir. Bu nedenle yaşananları kişisel değerinize dair bir kanıt olarak değil, iş yerindeki ilişki dinamiğinin bir parçası olarak değerlendirmek önemlidir.

Belgelerinizi Saklayın

Narsist yönetici ya da tutarsız davranan bir yöneticiyle çalışırken e-posta yazışmaları, görev tanımları, performans değerlendirmeleri, teslim tarihleri ve yaptığınız işlere dair kayıtlar önemlidir. Özellikle belirsiz, tutarsız ya da suçlayıcı bir yöneticiyle çalışıyorsanız, işinizi belgelemek sizi koruyabilir.

Sınırlarınızı Belirleyin

Her talebe hemen yanıt vermek, sürekli fazla mesai yapmak ya da kendinizi kanıtlamak için aşırı performans göstermek uzun vadede tükenmişliğe yol açabilir. Sınır koymak, işinizi önemsemediğiniz anlamına gelmez. Aksine, sürdürülebilir biçimde çalışabilmek için psikolojik ve fiziksel kaynaklarınızı korumanız gerekir.

Narsist yönetici karşısında sınır koymak, çoğu zaman kişinin kendi psikolojik dayanıklılığını koruması açısından önemlidir.

İş Arkadaşlarınıza Şikâyet Ederken Dikkatli Olun

İş ortamındaki ilişkiler karmaşık olabilir. Yöneticinizle yaşadığınız sorunları iş arkadaşlarınıza sürekli anlatmak, bazen sizi daha savunmasız hale getirebilir. Destek aramak önemli olsa da bunu güvenilir, iş dışı kişilerle ya da profesyonel destek alanlarında yapmak daha sağlıklı olabilir.

Gri Kaya Tekniğini Dikkatli Kullanın

Gri kaya tekniği, manipülatif ya da provoke edici kişilerle iletişimde duygusal tepkiyi azaltmaya dayanan bir başa çıkma yöntemidir. Amaç, kişinin karşı tarafın dramatik ya da kışkırtıcı davranışlarına yoğun duygusal yanıt vermemesi ve iletişimi mümkün olduğunca kısa, nötr ve konu odaklı tutmasıdır.

Ancak bu teknik her durumda uygun olmayabilir. İş yerinde ciddi psikolojik şiddet, tehdit, mobbing ya da hak ihlali varsa yalnızca tepkisiz kalmak yeterli değildir. Böyle durumlarda kurumsal destek, insan kaynakları, hukuki danışmanlık ya da profesyonel psikolojik destek gerekebilir.

Çıkış Stratejisi Oluşturun

Narsist yönetici ile çalışılan bazı iş ortamları, ne kadar çabalarsanız çabalayın sağlıklı hale gelmeyebilir. Eğer sürekli korku, tükenmişlik, değersizlik ve bedensel stres yaşıyorsanız, uzun vadeli bir çıkış planı yapmak gerekebilir.

Bu hemen istifa etmek anlamına gelmez. Finansal durumunuzu değerlendirmek, yeni iş seçeneklerini araştırmak, özgeçmişinizi güncellemek ve destek ağınızı güçlendirmek daha gerçekçi adımlar olabilir.

Narsist Yönetici Psikolojik Sağlığı Nasıl Etkiler?

Narsist ya da toksik özellikler gösteren bir yöneticiyle çalışmak zamanla yalnızca iş stresine değil, daha derin psikolojik zorlanmalara da yol açabilir. Sürekli kaygı, uyku sorunları, bedensel gerginlik, ağlama isteği, tükenmişlik, değersizlik duygusu ya da işe gitmekten yoğun korku yaşanabilir.

Böyle bir ortamda kişi zamanla kendi algısından şüphe etmeye başlayabilir. “Abartıyor muyum?”, “Sorun bende mi?”, “Yeterince iyi çalışsam bunlar olmaz mıydı?” gibi sorular zihni meşgul edebilir. Oysa bazen sorun kişinin yetersizliğinde değil, sürekli baskı ve belirsizlik üreten iş ortamındadır.

Terapi sürecinde kişi yalnızca yaşadığı iş stresini değil, bu stresin kendi geçmiş deneyimleri, sınır koyma biçimi, onay ihtiyacı, değersizlik duygusu ya da ilişki örüntüleriyle nasıl bağlantılı olduğunu da ele alabilir. Özellikle sürekli kendini kanıtlama, fazla sorumluluk alma ya da otorite figürleri karşısında donakalma gibi örüntüler, kişinin iş yaşamında tekrar eden zorlanmalar yaşamasına neden olabilir.

Narsist Yönetici Karşısında Kendinizi Korumak

Narsist ya da toksik özellikler gösteren bir yöneticiyle çalışmak, kişinin özgüvenini ve psikolojik dayanıklılığını zorlayabilir. Böyle bir ortamda amaç yöneticiyi değiştirmeye çalışmak değil, kendi sınırlarınızı, ihtiyaçlarınızı ve seçeneklerinizi daha net görmektir.

Kendinizi sürekli yetersiz, suçlu, tetikte ya da tükenmiş hissediyorsanız, bunu yalnızca kişisel zayıflık olarak görmeyin. Bazen sorun kişinin dayanıklılığında değil, içinde bulunduğu ortamın sürekli psikolojik baskı üretmesindedir.

Kendi değerinizi yalnızca bir yöneticinin tutumuna göre belirlemek zorunda değilsiniz. Daha güvenli, saygılı ve sürdürülebilir bir iş ortamını hak ediyorsunuz.

İş hayatı narsist
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Sosyal Fobi Nedir?
Sosyal Fobi Nedir?
11 Ocak 2026

Sosyal fobi, kişinin sosyal ortamlarda görülme, değerlendirilme, yargılanma ya da...

Devamı
Maladaptive Daydreaming Nedir?
Maladaptive Daydreaming Nedir?
9 Ekim 2025

Maladaptive daydreaming, Türkçede çoğunlukla uyumsuz hayal kurma olarak ifade...

Devamı
Dopamin ve Serotonin İlişkisi
Dopamin ve Serotonin İlişkisi
18 Haziran 2024

Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterler, beynimizin ve vücudumuzun düzgün...

Devamı
Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri
Metamfetamin ve Beyin Üzerindeki Etkileri
7 Eylül 2021

Metamfetamin Metamfetamin, santral sistemde sinir uçlarında dopamin,...

Devamı

Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
“İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimiz “İçimizde olup biteni bilinçli hale getirmediğimizde, onu dış dünyada kaderimizmiş gibi yaşarız.” - Jung
Bazen benzer ilişkilere çekilir, benzer insanlara öfkelenir, benzer durumlarda geri çekilir ya da aynı tür hayal kırıklıklarını farklı sahnelerde yeniden yaşarız. Dışarıdan bakıldığında bütün bunlar şanssızlık, kader ya da hayatın bize hazırladığı bir tekrar gibi görünebilir. Oysa dış dünyada sürekli karşımıza çıkan şey, bazen içimizde henüz fark edilmemiş olanın izidir.
Bilinçdışı, yalnızca bastırılmış anılardan ya da unutulmuş deneyimlerden oluşmaz. Çocuklukta geliştirdiğimiz savunmalar, ilişkiler içinde öğrendiğimiz roller, kendimize dair inançlarımız, korkularımız, arzularımız ve gölgede kalan yanlarımız da bilinçdışının parçalarıdır. 
Örneğin “Ben hep terk ediliyorum” diye düşündüğünüzde, farkında olmadan terk edilmeyi bekleyen, yakınlığı tehdit gibi algılayan ya da ilişkilerde kendinizi sürekli aynı mesafeye yerleştiren bir iç düzenekle hareket ediyor olabilirsiniz. 
Bu yaşadığınız acının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, acının yalnızca dış koşullardan değil, içsel tekrar örüntülerinden de beslendiğini gösterir. Elbette her şeyin nedeni bilinçdışı değildir. Toplumsal koşullar, travmalar, kayıplar, ekonomik gerçekler ve başkalarının davranışları yaşamımız üzerinde gerçek bir etkiye sahiptir.
Fark edilmeyen duygu çoğu zaman davranışa dönüşür. Kabul edilmeyen öfke pasif saldırganlık olarak ortaya çıkabilir. Tanınmayan değersizlik hissi sürekli onay arayışına dönüşebilir. Yüzleşilmeyen korku ise kontrol ihtiyacı olarak ilişkilerimize sızabilir. 
Bilinçli hale getirmek, yalnızca zihinsel olarak “anlamak” değildir. Kendi iç dünyamızı gözlemleyebilmek, duygularımıza isim verebilmek, tetiklendiğimiz anları fark edebilmek ve eski tepkilerimizle bugünkü gerçekliği ayırt edebilmektir. 
Terapi de çoğu zaman tam olarak bu alanda çalışır: kader sandığımız tekrarları psikolojik bir dile çevirmek. İç dünyamızı tanımaya başladığımızda dış dünya tamamen değişmeyebilir. Ancak biz, aynı dünyaya aynı bilinçdışı zorunluluklarla cevap vermek zorunda kalmayız. 🌷
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
#psikoloji
Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerç Hiç ilk görüşte aşık oldunuz mu?
Bazen birine gerçekten değil, onun üzerindeki kendi hayalimize, özlemimize ya da eksik kalan bir parçamıza tutuluruz. Jung’a göre aşkın ilk dönemindeki bu büyülenmede projeksiyon önemli bir rol oynar; karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil, içimizde taşıdığımız imgeyle birlikte görürüz.
Bu bölümde aşkı, projeksiyonu, anima-animus kavramlarını ve Her filmi üzerinden kurduğumuz o ilk büyülenmenin neden bu kadar güçlü olduğunu anlatıyorum.
Bu sorunun cevabını Jung’un kavramları üzerinden daha derinlemesine dinlemek isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. Bölümü Apple Podcasts ve Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz 🩵
#podcast #psikoloji
“Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zam “Yeterince iyi olursam sevilirim” inancı, çoğu zaman çocuklukta duygusal olarak yeterince görülmemiş olmanın izlerini taşır. Duygusal olarak yeterince ulaşılabilir olmayan ebeveynlerle büyüyen çocuk, sorunu kendinde arar. Daha uyumlu, daha başarılı, daha sessiz ya da daha az talepkar olursa sevileceğine inanır. Bu strateji çocuklukta ilişkiyi koruyarak hayatta kalmayı sağlar; ancak yetişkinlikte kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırmasına, ilişkilerde fazla sorumluluk almasına ve sürekli onay aramasına yol açabilir.
İyileşme, geçmişte hayatta kalmanızı sağlayan bu eski örüntüyü fark etmekle başlar. Yetişkinlikte sağlıklı ve güvenli bağlar kurmak; kusursuz bir rol yapmayı değil, kendi sınırlarınız ve ihtiyaçlarınızla sahici bir şekilde var olabilmeyi gerektirir. Unutmayın, sevgi kazanılması gereken bir ödül değildir. Değeriniz, ne kadar faydalı olduğunuzla değil; var olmanızla ilgilidir. 🩵
#psikoloji
Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize Bazı yanlarımızı saklarız; çünkü onları kendimize yakıştıramayız.
Öfke, kıskançlık, kırılganlık ya da güç arzusu bazen ‘ben böyle biri değilim’ diyerek bilinçdışına itilir. Ama bastırılan şey kaybolmaz; çoğu zaman başka insanlarda bizi en çok rahatsız eden şey olarak geri döner. Jung buna gölge der. Dr. Jekyll ve Bay Hyde hikayesi de tam olarak bunu anlatır: insanın kendinden ayırmaya çalıştığı karanlık yan, yok olmaz; güçlenerek geri döner. 
Bu bölümde gölgeyi, projeksiyonu ve neden bazı yanlarımızı inkar ettiğimizi bu hikaye üzerinden anlatıyorum. 
Bu sorunun cevabını Jung’un gölge kavramı üzerinden daha derinlemesine anlamak isterseniz, profildeki linkten Seans Odası Sakinleri podcastine ulaşabilirsiniz. 
Bölümü Apple Podcasts ve Spotify’dan dinleyebilirsiniz 🎙️
#psikoloji #podcast
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.