Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
Tuğçe Turanlar
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

EMDR Terapisinin Kuramsal Temelleri

28 Aralık 2022 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar Travma ve Bedensel Bellek 0 Yorum

EMDR terapisinin kuramsal temelleri, bireyin geçmişte yaşadığı rahatsız edici deneyimlerin bugünkü duygusal ve bedensel tepkiler üzerindeki etkisini anlamaya yönelik bir çerçeve sunar. EMDR Terapisi, danışanın zorlayıcı yaşantılarının bugünkü işlevselliğini bozmayacak şekilde yeniden işlenmesine yardımcı olmayı amaçlayan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Travmatik yaşantıların bedende bıraktığı izler ve bu izlere eşlik eden duygusal tepkiler, bedensel bellek kavramı üzerinden daha ayrıntılı biçimde ele alınabilir (bkz. Bedensel Bellek yazıları).

EMDR Terapisi Nedir?

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), Francine Shapiro’nun 1987 yılında spontan göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etmesiyle geliştirilmiş bir psikoterapi yaklaşımıdır. EMDR, travmatik anıların beyinde nasıl depolandığını ve işlendiğini hedef alarak çalışır.

Travmatik yaşantılar; duygu, düşünce ve beden duyumlarıyla birlikte yeterince işlenmeden depolandığında, tetikleyici bir durumla karşılaşıldığında aynı yoğunlukla yeniden ortaya çıkabilir. Bu süreç her bireyde aynı biçimde işlemez; genetik, gelişimsel ve ilişkisel faktörler, travmanın nasıl depolanacağını ve yeniden deneyimleneceğini belirgin biçimde etkiler.


EMDR Terapisinin Kuramsal Dayanağı: Adaptif Bilgi İşleme Modeli

EMDR terapisi kuramsal temellerinin merkezinde Adaptif Bilgi İşleme Modeli yer alır. Bu model, her insanda doğal olarak var olduğu varsayılan bir psikolojik işleme sistemine dayanır. Normal koşullarda bu sistem, yaşantıların anlamlandırılarak belleğe entegre edilmesini sağlar.

Travmatik deneyimler sırasında bu doğal işleme süreci kesintiye uğradığında, anılar kendi nöral ağlarında “donmuş” biçimde kalır ve diğer işlevsel bellek ağlarıyla bütünleşemez. Bu kopukluk, travmaya eşlik eden duygusal ve bedensel belirtilerin devam etmesine zemin hazırlar (Shapiro, 2016).

EMDR terapisi, bu doğal bilgi işleme sürecini yeniden harekete geçirerek işlevsel olmayan biçimde depolanmış anıların adaptif şekilde yeniden yapılandırılmasını hedefler (Shapiro & Laliotis, 2011).


EMDR Terapisinde Çift Yönlü Uyarım

EMDR sürecinde kullanılan çift yönlü uyarımlar — göz hareketleri, işitsel ya da dokunsal uyaranlar — beynin her iki hemisferini sırayla aktive eder. Bu uyarım biçimi, travmatik anıya ait görüntülerin canlılığını azaltır; duygusal yükün ve bedensel tepkilerin düzenlenmesine katkı sağlar.

Bu süreçte travmatik anı tamamen silinmez. Ancak anıya eşlik eden yoğun rahatsızlık azalır ve kişi yaşantıyı daha bütünlüklü, daha az tehdit edici bir çerçevede değerlendirebilir.


EMDR Terapisinde Çalışılan Temel Bileşenler

EMDR terapisi sırasında işlemlemeye dahil edilen başlıca bileşenler şunlardır:

  • Travmatik anıya ilişkin imge

  • Kendilikle ilgili olumsuz biliş

  • Hedeflenen olumlu biliş

  • Anıya eşlik eden duygusal tepkiler

  • Bedensel duyumlar

Bu bileşenler, danışanın öznel rahatsızlık düzeyi ve bedensel tepkileri belirgin biçimde azalıncaya kadar terapötik sürecin parçası olarak ele alınır.


EMDR Terapisinin Klinik Süreci

EMDR terapisi, sekiz aşamalı yapılandırılmış bir protokol çerçevesinde uygulanır. Bu aşamalar; danışan öyküsünün alınması, hazırlık, hedef anının değerlendirilmesi, duyarsızlaştırma, olumlu bilişin yerleştirilmesi, beden taraması, kapanış ve yeniden değerlendirmeden oluşur.

Bu yapılandırılmış çerçeve, sürecin danışanın ihtiyaçlarına göre esnek biçimde ilerlemesine olanak tanırken, terapötik güvenliğin korunmasını da sağlar.


EMDR Terapisinin Etkisi Üzerine

Araştırmalar, EMDR’nin özellikle travma sonrası stres belirtileri olmak üzere birçok psikolojik zorlanmada etkili olduğunu göstermektedir. EMDR terapisi; Amerikan Psikiyatri Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Birliği tarafından etkin bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilmektedir.


EMDR Terapisi Hakkında Klinik Bir Not

EMDR terapisi, lisanslı ve bu alanda eğitim almış ruh sağlığı uzmanları tarafından uygulanmalıdır. Her birey için sürecin süresi ve derinliği farklılık gösterebilir. Terapi, hızdan çok güvenli ve bütünlüklü bir işlemleme sürecini esas alır.

Kaynak

Pagani, M., Amann, B. L., Landin-Romero, R., & Carletto, S. (2017). Eye movement desensitization and reprocessing and slow wave sleep: A putative mechanism of action. Frontiers in Psychology, 8, Article 1935.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Travma Sonrası Tepkiler
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Kötü Anılar Neden Gitmez? Tetris ve Travma
Kötü Anılar Neden Gitmez? Tetris ve Travma
28 Şubat 2026

Kötü Anılar Neden Gitmez? Yeni araştırmalar, Tetris gibi görsel oyunların kötü...

Devamı
Dopamin Detoksu Nedir? Gerçekten İşe Yarar mı?
Dopamin Detoksu Nedir? Gerçekten İşe Yarar mı?
18 Haziran 2024

Dopamin detoksu, adının aksine beyni dopaminden arındırmak değildir; böyle bir...

Devamı
Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları
Dissosiyasyon ve Çocukluk Çağı Travmaları
7 Eylül 2021

Dissosiyasyon, zihinsel süreçlerin bilinçten ayrılması ve kendi içindeki...

Devamı
Travma Bağı Nedir, Travma Bağından Nasıl Kurtulurum?
Travma Bağı Nedir, Travma Bağından Nasıl Kurtulurum?
23 Aralık 2023

Travma bağı, genellikle zorlu ve toksik ilişkilerde, kişinin istismarcıya karşı...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.