Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Hizmetler
    • Bireysel Terapi
    • Çift Terapisi
    • EMDR Terapisi
    • Jungiyen Yaklaşımla Rüya Analizi
  • Konular
    • İlişkiler ve Bağlanma
    • Kaygı ve Anksiyete
    • Travma ve Bedensel Bellek
    • Psikanalitik Düşünce
  • Podcast
  • Farkındalık Rehberleri
  • İletişim
featured_image

Yetişkinlerde Travma: Belirtileri ve Etkileri

15 Ocak 2024 Yazar: Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar İlişkiler ve Bağlanma, Travma ve Bedensel Bellek 0 Yorum
Yetişkinlerde travma, kişinin baş etme kapasitesini aşan bir olayın ardından ruhsal ve bedensel işleyişte iz bırakmasıdır. Kaza, şiddet, ani kayıp, doğal afet ya da uzun süreli baskı bu kapsamda değerlendirilebileceği gibi, çocuklukta yaşanmış deneyimlerin yetişkinlikte yeniden etkinleşmesi de görülür. Belirleyici olan olayın büyüklüğü değil, kişinin o an ne kadar çaresiz kaldığıdır.

Travmatik bir olayın ardından pek çok kişi “geçer” diye bekler. Çoğu zaman gerçekten de geçer. Ancak bazı durumlarda beden ve zihin, tehlike geçtikten sonra da alarmda kalmayı sürdürür; asıl zorlanma buradan doğar.

Travma Sonrası Ne Görülür?

  • İstemsiz geri dönüşler: anılar, görüntüler, kâbuslar
  • Kaçınma: olayı hatırlatan yer, kişi ve konulardan uzak durma
  • Sürekli tetikte olma, irkilme, uykuya dalmakta güçlük
  • Duygusal uyuşma, kopukluk ya da kendini uzaktan izliyor gibi hissetme
  • Kendine yönelik suçlama; “keşke şöyle yapsaydım” düşünceleri

Bu tepkiler olayın hemen ardından olağandır. Haftalar boyunca sürüyor ve işlevselliği bozuyorsa değerlendirme gerekir.

Tek Olaylı ve Süregen Travma

Tek bir olayın ardından gelişen tablo ile uzun süreli, tekrarlayan zorlayıcı yaşantıların (aile içi şiddet, süregen istismar, savaş) bıraktığı iz farklı seyredebilir. İkincisinde kişilik gelişimi, kendilik algısı ve ilişki kurma biçimi daha derinden etkilenebilir; bu tablolar klinik yazında karmaşık travma başlığı altında da ele alınır.

Neden Bazı Kişilerde Kalıcı İz Bırakır?

Aynı olay herkeste aynı sonucu doğurmaz. Olayın süresi ve şiddeti kadar; kişinin önceki yaşantıları, o an yalnız olup olmaması, sonrasında gördüğü destek ve bedensel durumu da belirleyicidir. Olaydan sonraki ilk haftalarda güvenli bir ilişki içinde olmak, en güçlü koruyucu etkenlerden biridir.

Ne İşe Yarar?

Travmayla çalışan yaklaşımlarda genellikle önce güvenlik ve dengelenme sağlanır; anıya çalışmak ikinci aşamadır. EMDR, travmatik anının işlenmesine yönelik yapılandırılmış bir yöntemdir. Psikodinamik çalışma ise olayın kişinin yaşam öyküsü ve ilişkileri içinde nasıl bir yere oturduğunu ele alır. Hangi yolun uygun olduğu kişiye ve tablonun ağırlığına göre değerlendirilir.

Ne Zaman Destek Almalı?

Belirtiler bir aydan uzun sürüyorsa, yoğunlaşıyorsa, uyku ve işlevsellik belirgin biçimde bozulmuşsa ya da kişi kendine zarar verme düşünceleri yaşıyorsa beklemeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Her zor olay travma mıdır?

Hayır. Zorlayıcı her yaşantı travmaya dönüşmez. Belirleyici olan kişinin o an baş edebilme kapasitesi ve sonrasında aldığı destektir.

Anlatmak zorunda mıyım?

Hayır. Travmayla çalışmada ayrıntılı anlatım zorunlu değildir ve sürecin başında genellikle beklenmez. Hız kişinin taşıyabildiği kadardır.

Yıllar sonra ortaya çıkabilir mi?

Evet. Belirtiler bazen olaydan uzun süre sonra, benzer bir yaşantı ya da yaşam dönemiyle birlikte belirginleşebilir.

İlgili Yazılar

Travma Sonrası Tepkiler, Travma Terapisi ve Kötü Anılar Neden Gitmez?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile Aynı Şey mi?

Travmatik bir olay yaşamak, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı almak anlamına gelmez. Olayın ardından ilk günlerde ve haftalarda görülen tepkiler çoğu kişide zamanla azalır. TSSB tanısı; belirtilerin belirli bir süreyi aşması, belirli kümelerde toplanması ve işlevselliği bozması durumunda, klinik değerlendirmeyle konur.

Bu ayrım önemlidir çünkü olağan bir tepkiyi hastalık gibi görmek de, klinik bir tabloyu “geçer” diye ertelemek de kişiye zarar verir.

Yakınları Ne Yapabilir?

Travmatik bir olay yaşamış birine en çok yardım eden şey, ayrıntı sormak ya da tavsiye vermek değildir. Öngörülebilir olmak, günlük düzende pratik destek sunmak ve kişi anlatmak istediğinde kesmeden dinlemek daha işlevlidir. “Neyse ki daha kötüsü olmamış” gibi iyi niyetli cümleler çoğu zaman yaşananı küçültür ve kişiyi yalnızlaştırır.

Görüşme talepleri ve sorularınız için İletişim sayfasındaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı paylaş

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi yerine geçmez.

Travma Bağı
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?
Oversharing (Aşırı Paylaşım) Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?
30 Ocak 2025

Oversharing (aşırı paylaşım), kişinin duygusal ya da özel bilgilerini, ilişkinin...

Devamı
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
Aldatma Sonrası Güven: Eskisi Gibi Olmak Mümkün mü?
16 Mayıs 2026

Aldatma sonrası güven, ihanetin ardından ilişkide yeniden kurulması gereken temel...

Devamı
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
DEHB’li Biriyle İlişki Yaşamak
19 Ocak 2025

DEHB’li biriyle ilişki yaşamak, dikkat, düzen ve dürtü kontrolüyle ilgili...

Devamı
Paranoid Kişilik Bozukluğu Nedir?
Paranoid Kişilik Bozukluğu Nedir?
15 Ocak 2026

Paranoid kişilik bozukluğu, kişinin başkalarının niyetlerini sürekli kuşku,...

Devamı

Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, s Şu an yaşadığınız hayatı, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez daha yaşamak zorunda olsaydınız ne hissederdiniz?
Bu soru Nietzsche’ye ait. Bengi dönüş dediği düşünce deneyinde, bir iblis gece yarısı yanınıza sokulur ve der ki: Bu hayatı, her acısı, her sevinci, her sıradan ayrıntısıyla sonsuz kez daha yaşayacaksın. 
Nietzsche sorar: Yere kapanıp lanet mi edersiniz, yoksa “bundan daha güzel bir şey duymadım” diyebileceğiniz bir an yaşadınız mı hiç?
Psikiyatr Irvin Yalom bu soruyu terapide bir turnusol kâğıdı gibi kullanır. Çünkü aynı hayatı tekrar yaşama fikri size dayanılmaz geliyorsa, bunun çoğu zaman tek bir açık nedeni vardır: Hayatınızı henüz iyi yaşamadığınıza inanıyorsunuzdur. Yalom’un dikkat çektiği şey de budur: Ölümden en çok korkan, hayatı en çok seven değil, çoğu zaman hayatını en az yaşamış olandır.
Ama sorunun amacı sizi geçmişin pişmanlığında boğmak değil. Yön ileri: Bundan sonra hayatımı nasıl yaşamalıyım ki, beş yıl sonra dönüp baktığımda yeni pişmanlıklar biriktirmemiş olayım?
Bengi dönüş iblisi bu gece kapınızı çalsa, ona ne cevap verirdiniz?
Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derin Psikanaliz denince çoğumuzun aklına içimizde derinlerde saklı duran karanlık bir depo, mistik bir hayal gücü veya açılmayı bekleyen gizli bir kutu gelir. Özellikle Jung ve romantik filozoflar, bilinçdışını her şeyin içine tıkıştırıldığı karmaşık bir yığın veya “karanlık bir irade” olarak resmetmişlerdir. Ancak Jacques Lacan, bu yaygın inancı kökünden sarsar.
Lacan’a göre bilinçdışı varlıksal (ontolojik) bir madde veya mekân değil; bir boşluk, bir yarık ve bir kesintidir. Kusursuzca işlediğini sandığımız günlük hayatımızda, düzgün akan bir cümlemizde aniden ortaya çıkan bir tökezleme, bir duraksama ya da rüyamızdaki mantıksız bir kopuş basit bir yorgunluk belirtisi değildir. 
Lacan, Freud’un tam da bu aksayan yerde, söylemdeki o delikte ya da boşlukta ne bulduğunu sorar ve şu sarsıcı cevabı verir: Henüz gerçekleşmemiş bir şey.
Bilinçdışı bize kendini “doğmamış olanın alanında askıda bekleyen” bir şey olarak gösterir. Bu yüzden dilimiz sürçtüğünde yaşadığımız o anlık bocalama, aslında o tanımsız boşluktan kelimenin tam anlamıyla doğan bir “buluş” veya bize beklediğimizden hem daha azını hem de daha fazlasını veren bir “sürpriz” niteliğindedir.
Ancak bu sürpriz kalıcı değildir. Lacan’ın vurguladığı gibi, bilinçdışının adeta ritmik bir nabız atışı işlevi vardır; o yarıktan bir anlığına gün ışığına çıkar, gerçekleşmemiş arzunun hakikatini fısıldar ve hemen ardından tekrar kendi üstüne kapanıp kaybolmaya yazgılıdır. O kapanmadan önceki kısacık an, kendimizi en çok ele verdiğimiz andır.
Yani bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde veya tuhaf bir rüya gördüğünüzde bunu sıradan bir “hata” diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tam o anda, içinizde henüz gerçekleşmemiş bir arzu, o kısacık boşluktan size bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir.
🌷
#psikoloji
Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızc Aldatma sonrası güvenin yeniden kurulması, yalnızca “özür dilemekle” mümkün olmaz. Özür önemli olabilir; fakat asıl belirleyici olan, aldatan kişinin kendi davranışını gerçekten anlamaya çalışıp çalışmadığıdır.
“Ama sen de…” diye başlayan savunmalar, aldatılan kişinin tepkisini abartılı bulmak ya da ilişki sorunlarını aldatmanın gerekçesi gibi sunmak, onarımı zorlaştırır.
Çünkü güven, ancak sorumluluğun gerçekten alındığı bir yerde yeniden kurulabilir.
Bu konuyu daha ayrıntılı ele aldığım “Aldatma Sonrası Güven Yeniden Kurulur mu?” başlıklı yazıyı tugceturanlar.com’da okuyabilirsiniz.
🌷 
#psikoloji
Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir? Travmatik bir deneyimi anlatmak neden iyileştirir?
Bu sorunun cevabı, “konuşmak iyi gelir”den çok daha derine gidiyor.
Psikanalitik perspektiften bakıldığında anlatı; zihnin ham halde tuttuğu, henüz tam olarak işleyemediği deneyimi daha düşünülebilir bir forma sokma girişimidir.
Adı konulamayan şey her zaman yok olmaz. Bazen semptom olarak, beden tepkisi olarak ya da ilişkilerde tekrar eden örüntüler olarak kendini göstermeye devam eder.
Anlatmak, bu döngüyü fark etmeye ve yaşanan deneyime başka bir yerden bakmaya yardım edebilir.
Ama iyileştirici olan yalnızca anlatmak değildir. Güvenli, duyulduğunuz ve yargılanmadığınız bir ilişki içinde anlatabilmektir.
#psikoloji
Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimiz Bazı duygular yalnızca geçip gitmez; ilişkilerimizde, seçimlerimizde, tekrar eden döngülerimizde iz bırakır.
Seans Odası Sakinleri’nde, bireysel terapi ve çift terapisi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak insanın iç dünyası, ilişkileri ve kendini anlama yolculuğu üzerine düşüncelerimi paylaşıyorum.
Bazen bir ilişkinin içindeki görünmeyen döngülere, bazen travmanın bugüne bıraktığı izlere, bazen de çocukluktan taşınan bağlanma biçimlerine bakıyoruz.
Jung, Freud, çağdaş psikanalitik düşünce, masallar, filmler ve gündelik hayattan tanıdık duygular bu yolculukta bize eşlik ediyor.
🎙️ Seans Odası Sakinleri’ni Spotify, Apple Podcasts ve diğer podcast platformlarında dinleyebilirsiniz 🤍
🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duyma 🩵 Günlük hayatın içinde çoğu zaman kendimizi duymadan, duygularımızı fark etmeden ilerleriz. Oysa küçük bir mola verip içimize döndüğümüzde değişimin ilk adımını atmış oluruz. Kendine Dönüş Rehberi, bu yolculukta sana eşlik etmesi için hazırlandı.
🦋 Yedi gün boyunca kısa okumalar, egzersizler ve sorularla kendine daha yakından bakmayı, duygularını tanımayı ve içindeki farklı sesleri keşfetmeyi deneyimleyeceksin. Bazen güçlü yanlarını hatırlayacak, bazen sınır koymayı çalışacak, bazen de içindeki küçük çocukla buluşacaksın. Her gün 10–15 dakikanı ayırman, kendinle kurduğun bağı güçlendirmek için yeterli.
✨Bu rehber terapi yerine geçmez. Ama farkındalığını artırmana, kendine daha şefkatli yaklaşmana ve geleceğe dair yeni niyetler koymana destek olabilir. 
🦋✨ Yolculuğun sonunda kendi notlarınla şekillenen kişisel bir defterin olacak: sana ait, sana yol gösteren bir pusula.
7 Gün 7 Adım: Kendine Dönüş Rehberi
1.	Kendine Bakışın
2.	Duyguların Haritası
3.	İç Sesini Resmet
4.	Güçlü Yanlarının Kolajı
5.	“Hayır” Günlüğü
6.	Küçük Çocuğa Mektup
7.	Gelecek Benliğe Niyet
🔗 Kendine Dönüş Rehberi’ne profilimdeki linkten ulaşıp indirebilirsin 🩵
Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 
#psikoloji
Instagram'da takip et

  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Web Sitesi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • uzmanpsikologtugceturanlar@gmail.com
  • 0532 053 39 92 WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz

Adres

Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. Yasemin Apt. No:14 D:1 Beyoğlu / İstanbul

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır.