Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Makaleler
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim
featured_image

Sınav Kaygısı ve Başa Çıkma Yöntemleri

7 Eylül 2021 Yazar: Tuğçe Turanlar Çocuk ve Ergen 0 Yorum

 

Sınav Kaygısı: Sınav öncesinde öğrenilen bilgilerin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun duygu durumudur.

  • Yaklaşan sınavlar hakkında aşırı endişe
  • Değerlendirilme korkusu
  • Birçok öğrenci tarafından yaşanılabilir
  • Gizemli ya da anlaması zor değildi
  • Doğru öneriler ve planlar ile yönetilebilir

 

Sınav Kaygısı Belirtileri

Fiziksel Belirtiler; baş ağrısı, mide bulantısı, ishal, vücut sıcaklığında aşırı değişiklikler, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, aşırı terleme, karın ağrısı.

Duygusal belirtiler; aşırı korku duygusu, hayal kırıklığı, öfke, depresyon, kontrolsüz ağlama veya gülme, çaresizlik hissi.

Davranışsal belirtiler; yerinde duramama, kaçınma, sınavı yarım bırakma, ders çalışmayı erteleme, aşırı çalışma, yetersiz beslenme, aşırı ya da çok az uyuma, tırnak yeme. ¢

Bilişsel belirtiler; odaklanma güçlüğü, olumsuz düşünceler, unutkanlık, çeşitli düşünceler arasında gidip gelme, kararsızlık, sınav bittikten sonra doğru cevapları hatırlama.

SINAV KAYGISININ SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?

Yaşam şekli;

  • Yetersiz dinlenme
  • Kötü beslenme
  • Birden fazla uyarıcıya maruz kalma
  • Etkisiz egzersiz
  • Zamanı etkin kullanamama
  • Yanlış ders çalışma alışkanlıkları

Bilgi ihtiyacı;

  • Sınav olma stratejileri,
  • Akademik bilgi
  • Öğretmenin beklentileri
  • Sınav günü ve sınav yeri

Uyarıcı kullanımı;

Aşırı kafein tüketimi

Ders çalışma alışkanlıkları;

  • Bütün kitabı ezberlemeye çalışma
  • Sınavlardan önceki tüm gece ders çalışma
  • Aşırı çalışma
  • Anlamadan okuma
  • Not almama
  • Tekrar yapmama Ø
  • Ders çalışmama

Psikolojik faktörler;

  • Olumsuz düşünce ve kendini eleştirme
  • Sınav ve sonuçları hakkında gerçekçi olmayan düşünceler
  • Mantıksız inanışlar ( sınavı geçemezsem ailem beni eve almayacak)
  • Mantıksız istekler (100 alamazsam ben bir hiçim)
  • Ne yaparsam yapayım başaramayacağım.

Aile baskısı;

  • Ailenin yüksek beklenti içinde olması.

DÜŞÜNMEYİ DÜŞÜNMEK

  1. Sınav kaygısı için gerçekçi düşünmek;
  • Bir durumu bir sonuca varmadan önce tüm yönleriyle düşünmek.
  • Düşüncelerimizin hislerimiz üzerinde büyük bir etkisi vardır. Ne zaman bir şeyin kötü sonuçlanacağını düşünsek ( sınavda başarısız olmak gibi ) kaygılı hissederiz.
  • Örneğin; Kendinizi matematik sınavında hayal edin. Başarısız olacağınızı düşünürseniz korku ve endişe hissedersiniz. Ancak sınavı geçeceğinizi düşünürseniz sakin kalırsınız.

KAYGIYA SEBEP OLAN DÜŞÜNCELERİNİ TANIMLA

Kaygılanmaya başladığın an kendine sor;

  • Şu an ne düşünüyorum?
  • Kaygıyı hissetmeme sebep olan ne?
  • Endişelendiğim zaman ne olacak ?
  • Olmasını beklediğim kötü şey nedir ?

KAYGINIZA MEYDAN OKUYUN

Herhangi bir şey hakkında düşünmek onun doğru olduğu ya da gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Örneğin; Sınavda başarısız olacağını düşünmek, gerçekten başarısız olacağın anlamına gelmez. Düşüncelerimiz sadece tahmindir, gerçekle ilgisi yoktur.

“Kaygıyı hissetmemizin sebebi düşünce tuzakları olabilir.“

DÜŞÜNCE TUZAKLARI VE SINAV KAYGISI

Geleceği tahmin etmek;

  • Yaşadığımız gerçeklikte geleceği tahmin edemeyiz çünkü sihirli bir küreye sahip değiliz.
  • “ Asla başaramayacağımı biliyorum.” “ Matematik sınavını asla geçemeyeceğim.”

Siyah ve beyaz düşünme;

Bir şey yalnızca siyah ya da beyaz, kötü ya da iyi değildir. Her zaman ortası da vardır.

Örneğin; sadece bir sınavı kaçırmak, o dersteki tüm sınavları kaçıracağın anlamına gelmez. Sıradaki sınavlarda daha dikkatli olmak sorunu çözecektir.

“ İyi bir not alamazsam, tamamen başarısız olacağım.”

Akıl okuma ;

  • “Diğer insanlar benim başarısız olacağımı düşünüyor.”
  • Kimse akıl okuyamaz ve diğerlerinin hakkımızda ne düşündüğünü bilemeyiz.
  • “ Herkes aptal olduğumu düşünüyor.”
  • “ Öğretmen beni sevmiyor.”

Aşırı genelleme;

“ Her zaman” ve “Asla”

Bazen hata yaparız ama bu her zaman hata yapacağımız anlamına gelmez. “ Asla bu sınavı geçemeyeceğim.” “ Derslerimde her zaman başarısız olurum.”

Etiketleme;

Kendimizi tanımlamak için kullandığımız negatif kelimeler.

Kendimizi bir kelime ile özetleyemeyecek kadar karmaşığız !

  • “ Ben bir zavallıyım.” “ Ben bir aptalım.”

Filtreleme;

  • Dikkatimizi sadece kötü şeylere vererek, iyileri göz ardı ederiz.
  • Örneğin bir sınavda 32 soruyu doğru yaptığın halde boş bıraktığın 3 soru yüzünden kötü not alacağına inanırsın.

Sonu kötü bitecek düşüncesi;

  • En kötü durumu hayal edip onunla başa çıkamayacağını düşünmek.
  • Ancak genellikle kötü bir durumla karşılaşmayız, öyle bile olsa durumun üstesinden gelebiliriz.
  • “Aptal gibi görüneceğim. Diğer çocuklar bana gülecek ve ben de utancımdan öleceğim.”

SINAV KAYGISI İLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ

“Negatif düşüncelere meydan oku!“

Örneğin; Yarın çok önemli bir fizik sınavın var. Sınavla ilgili yoğun kaygılar yaşıyorsun. Başarısız olacağını düşünüyorsun.

Kendine şu soruları sor;

Düşünce tuzaklarına mı düşüyorum?

Evet, geleceği tahmin etmeye çalışıyorum. Sınava girmeden kötü biteceğini düşünüyorum. Ancak hala başarısız olacağımı düşünüyorum.

Gerçekler yerine hislerimle mi düşünüyorum?

Başarısız olacağımı düşünüyor olabilirim ancak bunu destekleyecek bir kanıtım yok. Bu sınav için hazırlandım.  Daha önceki sınavlarımda da başarılı olmuştum.

  • Başarısız olacağıma 100% emin miyim?
  • Hayır, ama ya olursam ?

En kötü ne olabilir? En kötüsü olursa bununla nasıl başa çıkabilirim?

En kötüsü, sınavda başarısız olurum. Hayal kırıklığına uğrarım. Ancak bu dünyanın sonu değil. Nerde yanlış yaptığımı öğretmenime sorarım ve notumu yükseltmek için doğru şekilde çalışırım.

GERÇEKÇİ DÜŞÜNMEK VE SINAV KAYGISI

  • Matematik sınavı yarın
  • Kaygı veya endişe; matematikte iyi değilim. Başarısız olacağım. Asla bu sınavı geçemeyeceğim.
  • Gerçekçi düşünceler; yarın elimden gelenin en iyisini yapacağım. Geleceği göremem, bu yüzden başarısız olacağımdan da emin değilim. Son sınavı geçmiştim. Ödevlerimi her zaman yaparım. İyi bir not almasam bile, sınavı geçebilirim.

SINAV KAYGISININ ÜSTESİNDEN GELMEK İÇİN YAPMAN VE YAPMAMAN GEREKENLER

YAP!

  • Kendine bunun sadece bir sınav olduğunu hatırlat.
  • Kendini sınavdan sonra  yemek, sinema ya da diğer sevdiğin şeylerle ödüllendir..

Sınavdan önceki son saat kendini rahatlat

Kendine elinden geleni yapacağını ve bunun yeterli olduğunu söyle.

YAPMA!

Kendin ve sınav hakkında olumsuz düşüncelere kapılma.

Sınava aşırı çalışma. Yaşadığın strese değmez.

  • Sınavdan önceki gece geç saatlere kadar çalışma. Uyumaya ihtiyacın var.
  • Sınav günü seni strese sokan öğrencilerle vakit geçirme.
  • Sınava az süre kala rahatla ve hoşuna gidebilecek şeyler oku. (örn; mizah dergisi)

SINAV KAYGISINI AZALTMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ

Sınavdan önceki haftalarda;

  • Çalışma alışkanlıkları; sınavlara son dakika çalışmak yerine dönem boyunca çalışmayı dene
  • Etkili not almayı öğren
  • Ders çalışırken ara vermeyi unutma
  • Zaman yönetiminin nasıl yapılacağını öğren ve bununla ilgili pratik yap
  • İyi beslen ve düzenli egzersiz yap
  • Sosyal aktivitelerin, egzersizlerin ve ders çalışma saatlerinle ilgili dengeli bir program yap
  • Uykunu iyi al
  • Gerçekçi hedefler koy

Sınav günü;

  • Sağlıklı yemekler ye. Tıka basa doyma.
  • Kafeini fazla tüketme. Çünkü kafein yan etkilere sebep olabilir. Örneğin; kalp atışını hızlandırma , karın ağrısı, kaygıyı arttırma, baş ağrısı.
  • Sınav yerine erken git
  • Sınavdan önceki son saat rahatlamaya çalış.
  • Son dakika çalışması aklını karıştırabilir.
  • Sınavın başlamasını beklerlerken kaygın artarsa, sınav sonrası yapacağın eğlenceli şeyleri düşün.
  • Sınav süresince; İlk olarak yönergeyi oku, tüm sınavı gözden geçir, tekrar yönergeyi oku. Sınavı, bildiklerini göstermek için bir fırsat olarak düşün.
  • Zamanı etkili bir şekilde kullan. Önce kolay sorulardan başla.  Böylece kendine olan güvenin artar ve kaygın azalır.
  • Sınav temponu ayarla. Geride mi kalıyorsun yoksa hızlı mı gidiyorsun kontrol et.
  • Sınavı bitiremeyeceğini düşünüyorsan, doğru cevapladığın sorulara odaklan.
  • Zamanın varsa cevaplarını gözden geçir ve tekrar kontrol et.

Kaygın sınav performansını etkilemeye başlarsa;

  • Kalemi masaya koy ve rahatla. Yavaşça nefes al. Gözlerini birkaç dakika kapalı tut. Ellerini masaya koy ve omuzlarını hareket ettir. Kafanı yavaşça sağa ve sola çevir. Kendine pozitif ve cesaretlendirici şeyler söyle. Kendini mutlu olabileceğin bir yerde hayal et.

Sınavdan sonra;

  • Deneyiminden bir şeyler öğren
  • Sınav kaygını neyin azalttığını ya da yükselttiğini not al. Böylece kaygını azaltmak için yeni bir plan yapabilirsin.
  • Kendine iyi davran ve kendini ödüllendir.

AİLELER

  • Gerçekçi olmalı ve çocukları diğer öğrencilerle karşılaştırmamalıdır.
  • Sınav hakkında konuşurken kelimeleri dikkatli seçmelidir.
  • Çocuklara güven ve sorumluluk vermelidir.
  • Empati kurmak önemlidir.
  • Sınavı hayat meselesi haline getirmemelidir.
  • Çocuklar koşulsuz sevilmelidir.

Klinik Psikolog Tuğçe TURANLAR

Randevu için iletişime geçebilirsiniz.

 

sınav kaygısı
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Anne – Baba Yaklaşımları
Anne – Baba Yaklaşımları
27 Mart 2022

Anne - Baba Yaklaşımlarını üç grupta inceleyebiliriz. 1) Denetleyici Yaklaşım...

Devamı
Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri
Çocuk İstismarı ve Mağdur Çocukla Görüşme Teknikleri
7 Eylül 2021

ÇOCUK İSTİSMARI: Dünya Sağlık Örgütü’ne göre çocuk istismarı, çocuğun sağlığını,...

Devamı
Projektif Testler (Çocuk ve Ergenler için)
Projektif Testler (Çocuk ve Ergenler için)
8 Eylül 2021

Çocuklarda ve Ergenlerde Uygulanan Projektif Testler: CAT, TAT, Rorschach Testi,...

Devamı
Sınav Kaygısı ve Başa Çıkma Yöntemleri
Sınav Kaygısı ve Başa Çıkma Yöntemleri
7 Eylül 2021

  Sınav Kaygısı: Sınav öncesinde öğrenilen bilgilerin sınav sırasında...

Devamı

Instagram

klinikpsikologtugceturanlar

Bağlanma stilleri, ayrılıkla başa çıkma biç Bağlanma stilleri, ayrılıkla başa çıkma biçimimizi önemli ölçüde şekillendirir. Bu farkındalık, yaşanan tepkilerin kişisel bir yetersizlik değil, geçmişten gelen bağlanma dinamiklerinin doğal bir yansıması olduğunu hatırlatır. Kendi bağlanma stilimizi tanımak, hem ayrılık sürecinde duygularımızı anlamlandırmamıza hem de gelecekte daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza katkı sağlar.

Güvenli Bağlanma

* Yakınlıktan korkmaz, duygularını ifade eder.
* Ayrılıkta üzüntüyü kabul eder, sosyal destekle iyileşmeye yönelir.
* Daha hızlı toparlanır ve sağlıklı ilişkiler kurma olasılığı yüksektir.

Kaygılı Bağlanma
* Reddedilme korkusu taşır, partneri kaybetmemek için yoğun çaba gösterir.
* Ayrılık sonrası yoğun acı, çaresizlik ve takıntılı düşünceler yaşar.
* Eski partnerle teması sürdürme girişimleri sık görülür.

Kaçıngan Bağlanma
* Yakınlıktan rahatsız olur, duygusal bağı sınırlı tutar.
* Ayrılık sonrası soğukkanlı görünür, acıyı bastırmaya çalışır.
* Bastırılan duygular uzun vadede yalnızlık ya da öfke olarak geri döner.

Korkulu-Kaçıngan Bağlanma
* Hem yakınlık ister hem de reddedilmekten korkar.
* Ayrılıkta duyguları dalgalanır; özlem ve öfke arasında gidip gelir.
* Bu çelişkiler iyileşmeyi ve yeni ilişkileri zorlaştırır.

Ortak Noktalar 🌹
* Ayrılık bir kayıp deneyimidir ve yas süreciyle benzerlik gösterir.
* Benlik algısı sarsılabilir, kişi değerini sorgulayabilir.
* Zamanla çoğu birey ayrılığı kabullenir ve yeni başlangıçlar yapar.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Mikro aldatma, ilişkilerde sadakatin yalnızca fi Mikro aldatma, ilişkilerde sadakatin yalnızca fiziksel sınırlarla değil, duygusal ve dijital alanlarla da şekillendiğini ortaya koyan bir kavramdır. 

Sosyal medyada flörtöz etkileşimler, eski sevgiliyle gizli mesajlaşmalar ya da partnerden saklanan yakınlıklar, görünürde küçük olsa da güveni zedeleyebilir. Bu davranışların ortak özelliği gizlilik, duygusal yatırım ve ilgi odağının partnerden başkasına kaymasıdır. Bu nedenle mikro aldatma, ilişkilerde belirsizlik ve güvensizlik duygularını tetikleyerek büyük krizlere yol açabilir❤️‍🩹

Bununla birlikte, her davranışın mikro aldatma sayılıp sayılmayacağı çiftlerin ortak sınırlarına bağlıdır. Bazı ilişkilerde eski sevgiliyle iletişim önemsiz görülebilirken, başka bir ilişkide bu durum ciddi bir güven sorununa dönüşebilir. Bu nedenle mikro aldatmayı anlamanın anahtarı, partnerlerin açık iletişim kurması, sınırlarını netleştirmesi ve birbirlerinin hassasiyetlerini gözetmesidir. Şeffaflık ve empati, mikro aldatmanın ilişkilerde yıkıcı bir tehdit olmaktan çıkıp, güveni güçlendiren bir farkındalık alanına dönüşmesini sağlayabilir 🌷

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar
🥀 Erkek Narsisizm mi, Dişi Narsisizm mi? Aşa 🥀 Erkek Narsisizm mi, Dişi Narsisizm mi?

Aşağıdaki cümlelerden hangileri size daha tanıdık geliyor?

1. Başkalarının hayranlığına ihtiyaç duyarım ve bu benim değerimi kanıtlar.
2. Çoğu zaman empati kurmakta zorlanırım ve mesafeli dururum.
3. İlişkilerde kontrolün bende olmasını isterim.
4. Kendimi çoğu zaman kurban gibi hissederim.
5. Kabul görmek için uyum sağlarım, bazen de kendimden vazgeçerim.
6. Partnerimin başarılarını ve güçlü yanlarını kendi kimliğime katmaya çalışırım.

👉 Eğer daha çok 1-2-3 size uyuyorsa, erkek narsisizmine özgü yönler sizde daha baskın olabilir.

👉 Eğer daha çok 4-5-6 size uyuyorsa, dişi narsisizme özgü yönler sizde daha fazla olabilir.

(Bu test bir tanı aracı değildir; sadece farkındalık yaratmayı amaçlar.)

Barbel Wardetzki, Almanya’da narsisizm üzerine çalışan terapist ve yazar. Onun “Dişi ve Erkek Narsisizm” diye yaptığı ayrım, biyolojik cinsiyetten çok narsisizmin iki farklı dışavurum biçimini anlatıyor:

1. “Erkek narsisizm” (männlicher Narzissmus)

* Daha çok gösterişli, dışa dönük, üstünlük vurgulu bir tarzı ifade eder.
* Tipik özellikler: kibir, grandiyözlük, başarıya ve güce odaklanma, sürekli takdir arama.
* Dışarıdan güçlü, etkileyici, hatta “dokunulmaz” görünür.
* Yani bu daha çok toplumun “maskülen güç” imgeleriyle örtüşüyor.

2. “Dişi narsisizm” (weiblicher Narzissmus)

* Daha çok ilişki odaklı, bağımlı, onay arayışlı bir narsisizm biçimi.
* Tipik özellikler: sürekli sevilme, kabul görme, vazgeçilmez olma ihtiyacı; fedakârlık yaparak değer kazanma çabası.
* Dışarıdan uyumlu, alçakgönüllü biri gibi görünebilir ama altında derin bir değersizlik ve onaylanma açlığı vardır.
* Bu da toplumun “feminen uyum” beklentileriyle bağlantılıdır.

👉 Wardetzki’nin asıl vurgusu şu: Her iki biçim de özde aynı narsisistik yarayı (değersizlik ve reddedilme korkusu) saklar, sadece toplumda öğrenilen rollere göre farklı maskelerle dışa vurulur.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
❤️‍🩹 Duygu köprüsü, geçmişte yaşadığımız yoğun bir duygunun, bugün benzer bir durumla karşılaştığımızda yeniden tetiklenmesidir. 

İlişkinizdeki Duygu Köprüsünü Keşfetmek İçin Kendinize Aşağıdaki Soruları Sorabilirsiniz

Partnerimin bu davranışı bende hangi duyguyu tetikledi?

Bu duyguyu ilk kez hayatımda ne zaman hissetmiştim?

Geçmişte bu duyguyu hissettiğim olay kiminle yaşanmıştı?

Şu anki tepkim gerçekten bugünkü duruma mı ait?

Bu farkındalık, ilişkide nasıl daha sağlıklı bir tepki vermeme yardımcı olabilir?

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar 

#psikoloji
🍃 Travmatik bağlanmayı kişisel farkındalık 🍃 Travmatik bağlanmayı kişisel farkındalık açısından anlamak için üç parçaya ayıralım:

1. Döngüyü tanımak

Travmatik bağlanmada ilişkiler genelde şu döngüyü izler:
1. Yakınlık / balayı dönemi → Partner çok sevgi dolu, özel hissettiriyor.
2. Gerginlik → Eleştiri, uzaklaşma, küçümseme başlıyor.
3. İncitme → Kötü davranış, ihanet, şiddet, duygusal manipülasyon.
4. Telafi → Özür, sevgi gösterileri, “bir daha olmayacak” sözleri.
5. Döngü tekrar başlar.

Soru: Sizin deneyiminizde bu tür iniş-çıkışlar olmuş muydu? Varsa, genelde hangi aşamada ilişkiye daha çok tutunma hissi geliyordu?

2. Bağlılığı güçlendiren psikolojik mekanizmalar

* Dopamin ve adrenalin dalgalanmaları: Yoğun kötü-iyi geçişleri beynin ödül sistemini etkiler.
* Umut bağı: “Bir gün hep iyi olacak” beklentisi.
* Kendi değer algısının bağa bağlanması: “O beni severse değerliyim” inancı.
* Yalnızlık ve korku: İlişkinin bitmesinin yarattığı boşluk korkusu.

Mini farkındalık çalışması: 1 dakika boyunca gözlerinizi kapatıp şunu fark edin: “Onu düşününce midemde/kalbimde/hissiyatımda nasıl bir duygu ya da gerginlik oluyor?”

3. Döngüyü kırmaya yönelik ilk farkındalık adımları

* Gerçeklik listesi tut: Onun hem iyi hem kötü anlarını tarafsızca yazmak, zihnin sadece “iyi” anlara tutunmasını dengeler.
* İçsel ihtiyaçları keşfet: Bu bağ, hangi çocukluk ihtiyacını (güven, onay, sevgi) tetikliyor?
* Destek ağı: Güvendiğin kişilerle yaşadığın döngüyü konuşmak, yalnızlık hissini azaltır.
* Küçük kopuş pratikleri: Tamamen kopmak zor geliyorsa, önce mesajlaşma süresini, görüşme sıklığını kademeli azaltmak.

Umarım bu bilgiler yolunuzu aydınlatmaya yardımcı olur 🩵

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

#psikoloji
Hayatımız boyunca sıklıkla kendimize ya da başkalarına “Bu normal mi?” diye sorarız. Peki, aslında “normal” nedir? Kim belirler, neye göre değişir? “Normal”, çoğu zaman toplumun ortalama kabul ettiği davranış, düşünce ve duyguları ifade eden bir kavram olarak kullanılır. Ancak bu sınırların kesin ve değişmez olduğunu söylemek mümkün değildir.

Çünkü “normal”, kültüre, zamana, yaşanılan çevreye ve hatta kişinin yaşam dönemine göre farklılık gösterir. Bir toplumda kabul gören bir davranış, başka bir toplumda yadırganabilir. Hatta aynı toplumda bile yıllar geçtikçe normal kabul edilen şeyler değişebilir. Bir dönem tabu olarak görülen konular, bugün gündelik sohbetlerin parçası haline gelebilir.

Psikolojide ise “normal” ve “anormal” ayrımı, çoğu zaman işlevsellik üzerinden yapılır. Bir davranış ya da duygu, kişinin günlük yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkilemeye başladığında, bu durumun üzerinde durmak gerekebilir. Fakat burada da kesin bir çizgi çizmek zordur; çünkü her insanın başa çıkma yolları, duygu yoğunluğu ve yaşam deneyimleri birbirinden farklıdır.

✨✨✨✨

“Tut ki şu anda gece yarısı aniden güneş doğuveriyor. Gece yarısında! Zerre kadar şaşırtmaz mı bu seni?’
‘Hayır’ diye yanıtlıyorum, ‘bu, zerre kadar şaşırtmaz beni.’
Barcelonalı saatçi yüksek sesle: ‘Ben şaşırırdım yahu! Hatta o kadar ki, herhalde kafayı oynatırdım’ dedi.
İşte tam burada Salvador Dali sadece kendine özgü o görkemli hazır yanıtlarından birini yumurtluyor:
‘Bende ise tam tersi! Kafayı oynatanın güneş olduğunu düşünürdüm.’

Bir Dahinin Güncesi
Salvador Dalí
Instagram'da takip et

Etiketler

Bağımlılık Bireysel psikoterapi depresyon Ebeveyn EMDR EMDR Terapisi Freud Gottman Çift Terapisi Jung Kişilik Bozuklukları narsist Online EMDR Online psikolog Psikanaliz Psikodinamik Psikoterapi Rüya travma Travma Bağı Travma Sonrası Stres Bozukluğu Travma Sonrası Tepkiler Çift Terapisi Çocukluk Travmaları çocukluk çağı travmaları İlişkiler

Son Eklenenler

  • Bağlanma Stili ve Ayrılıkla Başa Çıkma
  • Mutluluk Korkusu: Neden Bazı İnsanlar Mutluluk Hissinden Kaçar?
  • Mikro Aldatma ve İlişkiler
  • Dişi ve Erkek Narsisizm: İlişkilerde İki Farklı Yüz
  • İlişkilerde Pygmalion Etkisi: Beklentilerimiz Bizi Nasıl Şekillendirir?
  • Kuşaklararası Travma Aktarımı

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz